Perşembe
29 Nisan 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Süleyman Korkmaz
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Ayşe Önal

 
ayse.onal@aksam.com.tr
ayse@journalist.com
 
Yolsuzluğu ile eğlenen toplum

Türkiye'nin yolsuzluk ilişkilerini ve sürekliliğini en iyi kim anlatabilir? Kuşkusuz en pahalı eğlence merkezlerinin sahipleri ve yöneticileri..

Türkiye'de yolsuzluk garip bir şark ihtiyatsızlığı ile eğlence dünyasının içine saklanmıştır. Daha doğrusu gün ışığı kadar açıktır ama biz eğlencenin ihtişamından kamaşmış gözlerimizle arkasını göremeyiz.

İktidarların nasıl el değiştirdiğini, kimin hangi ilişkiler içinde olduğunu eğlenme profilinden anlayabiliriz. İktidarlar el değiştirdiğinde eğlence merkezlerinde, önünde ceket iliklenenler, son model arabalarla aldırılarak, en iyi masalarda hesap ödemeden ağırlananlar, çevrelerinde koruma duvarından geçilmeyenler, kuşkusuz yeni çanak yalayıcılarıdır. Bunu bir yere kadar anlayabiliyorum. Atalarımızın bal tutan parmağını yalar özdeyişine cephe açmış değilim, anlamıyor olduğum, gelen iktidarlar giden iktidarların sadece bu eğlencede tefessüh etmiş yolsuzluk krizinden ötürü çöktüğünü biliyor olmalarına rağmen nasıl bu kadar çabuk unutabiliyorlar?

Kimileri eğlenmeye karşı olduğumu, Ortodoks asker solculuğum tuttuğunu düşünebilirler. Hiç öyle değil, insan en çok eğlenmeyi hak eder. Ürettiğinin kazancıyla ve kazancı nispetinde..

Osmanlı İmparatorluğu'nda veliaht belirlendikten, hele bir de tahta geçtikten sonra diğer şehzadelerin çevresindeki ismi yokların akıbeti de belirlenirmiş. O güne değin şehzadeye yakın olmanın avantajları ile el üstünde tutulanlar şehzadenin sultan olmayacağı anlaşıldığında bütün itibarları kaybettikleri gibi saraydan da uzaklaştırılırlar, bir daha dünya gözüyle onları kimse göremezmiş. Payitahtla gelen ihtişam payitahtla gider, siyasal mertebeler sosyal ilişkilerin rövanş hesabı üstünden yükselirmiş.

Sarayın eskileri lanetleme, yenilere tapınma töresindeki bu inanılmaz değişkenlik iktidarın yönetim eksenini oluştururmuş. Kimi tarihçiler sarayın güç şakşakçılarının Bizans geleneklerinden biçimlendiğini yazarlar. İstanbul'dan son görüntüler payitaht töresinde kahramanlar dışında kuralların hiç değişmediğini gösteriyor. Düne kadar yok saydığı bir siyasi aidiyeti, iktidar olur olmaz muazzam bir uyumla var sayan güç tapınmasının bir analizi olmalı. Ama yok!

Böylece kendine özgü duruş, kimlik, onur gibi insanı insan yapan hasletlerin üstünde derin düşünmelere rastlanmıyor. Bütün bu olup bitenler çok doğalmış gibi yansıtılıyor. Doğal olmadığını bunda ısrar edenler de biliyor ama bu bir iktidardan rant alma oyunu, kimse bozmaya gönüllü değil.

Aykırı bir laf ettiğinde ötelenen, uzaklaştırılan sesi bastırılmışların akıbeti de bu yapıyı besliyor. Yolsuzluğun kapısı eğlenceden geçer. Kazançları ile eğlence bağımlılıklarını açıklayamayanlar kuşkusuz yolsuzluğun ortağıdırlar ve bu ortaklık onları dalkavuk olmaya mecbur tutmaktadır.

Siyasi tarihimizi yazacak insanlar bellidir. Eğlence mekanlarının sahipleri... Böylece bir taşla iki kuş vurulup, yolsuzluk tarihi de yazılmış olacak!

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo