Perşembe
29 Nisan 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Süleyman Korkmaz
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Alaattin Metin

 
alaattin.metin@aksam.com.tr
alaattin.metin@superonline.com
 
Fener yenilseydi, Beşiktaş gibi olmazdı!

Fenerbahçe Beşiktaş'ı bir yendi, ortalık toz duman oldu. Peki, pazar günü tersi olsaydı, Fenerbahçe yenilseydi, Beşiktaş gibi karışır mıydı!

Asla!

Biraz üzüntü burukluk olurdu ama, ne Başkan'ı istifa ederdi, ne de grup liderleri ortaya çıkıp olağanüstü kongre isterlerdi.

Çünkü Fenerbahçe'de yapılan düşünce devrimi bu ilkellikleri çoktan aştı. Kongreden önce muhalefet yapan grup liderleri şimdi yönetimin en büyük destekçisi. Kiminle konuşsam, hepsi, 'Dünya değişti, körü körüne muhalefet dönemi bitti. Güzel işler yapılıyorsa, bizim de görevimiz yapanlara destek olmak' diyor.

Yani yönetimlerinin başarılarının futbol takımının alacağı sonuçlara, üç direk arasından topun geçmesine bağlı olmadığını söyliyorlar.

Bakın Aziz Yılmaz, Fenerbahçe Stadı'nın daha güzel olması için Vakıf binasının yerini kulübe

veriyor. Şevket Yılmaz, Başkan'ı ziyaret ediyor, sonra da başkana moral veriyor.

Diyeceğim şu Fenerbahçe çok farklı, Türkiye'nin örnek kulübü oluyor..




Derbi kaybetmeyen tek takım Fener

Herkes Beşiktaş'ın onbir puan kaybetmesine kızıyor da, kimse Fenerbahçe'nin büyük başarısından söz etmiyor.

Bakın beyler, Türkiye Ligi'nde derbi maçlarını kazanan, yenilmeyen tek takım Fenerbahçe.

Şu anda şampiyonluk yarışı yaptığı Trabzonspor'u iki maçta da yendi. Yani altı puan aldı.

Galatasaray'ı Kadıköy'de 2-1 yendi, Olimpiyat Stadı'nda 2-2 berabere kaldı. Beşiktaş ile kendi sahasında 2-2 berabere kaldı. İnönü Stadı'nda da 3-1 yendi..

Bu bir..

Türkiye Ligi'nde ise en az yenilen takım Fenerbahçe.

Sadece İstanbulspor, Samsun ve Rize maçlarını kaybetti. Bu iki.

Ligde en fazla gol atan takım. Çok maçta hakemler, Van Hooijdonk korkusundan frikik vermemelerine rağmen Fenerbahçe şu ana kadar pırıl pırıl, tertemiz 73 gol attı. Trabzonspor'un 54, Beşiktaş'ın 65 golü var. Bu şu demektir, futbolu çirkinleştirmeyen, golü düşünen, atak futbol oynayan en iyi takım Fenerbahçe. Etti mi üç..

En az gol yiyen sıralamasında da Trabzon'dan sonra ikinci takım.

Daha ne olsun.




Hooijdonk'a Fair Play ödülü verilmeli

21 maçtır sarı kart görmeyen Van Hooijdonk'un profesyonelliğine herkes şapka çıkarmalı. Bu kolay bir iş değil. Üçüncü sarı karttan sonra birçok kişi Hollandalı futbolcu için, 'Bir maçta sarı kart görüp, rahatlasın' dedi. Hatta bazı maçlarda Daum, Van Hooijdonk'u doksan dakika oynattığı için suçladılar.

Ama bu futbolcu öyle profesyonelki, zorla sarı kart görmeyi asla kabul etmedi. Hiçbir şaibeye karışmadı. Tam tersine oyun içinde hakemleri zora sokacak hareketlerden kaçarak onları rahatlattı. Hatta sinirlenen rakip takım oyuncularını bile sahada sakinleştirdi.

Van Hooijdonk, Türkiye'ye gelmiş örnek futbolculardan birisi. Bu sene hem Fenerbahçe'ye hem de Türk futboluna renk kattı.

21 maçtır sart kart görmeyerek rekor kıran bu futbolcuya mutlaka Fair-Play ödülü verilmeli.




Gürsoy konuşamaz

Ergün Gürsoy'u severim. Trabzonlu olduğunu da herkes bilir. İçi dışı bir, dost adamdır. Galatasaray yönetiminde görev almasa, 'Trabzon'un şampiyon olmasını istemesi' çok doğaldır. Ama, Galatasaray kulübünün ikinci adamı konumundaki Gürsoy'un her söylediği söz kendisinden çok camiayı bağlar. Yani bu aşamada konuşması yanlış. Hele Hakan Şükür'ün ki bir futbolcu için çok tehlikeli. Bak, Hakan kardeşim, senin dürüstlüğünden kimsenin endişesi yok. Ama, futbol dedikoduya çok açık bir oyun. Trabzon maçında 85'inci dakika olmuş. Sen de bir golü kaçırmışsın. O zaman neler olur biliyor musun!

Durup dururken başına iş aldın. Ben buna üzülüyorum.




Rakip kaleciyi tebrik eden golcü

Oğuz Tongsir anlattı. Sakarya-Erciyes maçına gitmiş. Şansal Büyüka, Necil Ülgen ve Nezih Alkış ile birlikte Beşiktaş seyircisinin Serdar başkana yaptıklarını tartışırken, 'Bırakın bu çirkinlikleri de size güzel bir olay anlatayım' dedi:

'Maçtan önce Sakarya'nın da, Erciyes'in de 59 puanı vardı. Yani berabere kalsalar ikisinin de puanı 60 olacak, elele, kol kola birinci lige çıkacaklar. Aslanlar gibi mücadele ettiler. Sakarya 1-0 kazandı. Kale arkasında maç izliyordum. Eski Fenerbahçeli Murat Bölükbaşı ceza sahasından sert, köşeye giden müthiş bir şut vurdu. Kaleci Mehmet Ali harika bir refleksle gol olabilecek topu kurtardı. Ama sonra ne oldu biliyor musunuz! O güzel şutu atan Murat, golü kurtaran Erciyes kalecisinin yanına giderek, 'Çok güzel kurtardın' diye tebrik etti.. İşte ben bu güzellikleri gözümle gördüm, kulağımla duydum.'

Ne kadar güzel değil mi! Helal olsun sana Murat Bölükbaşı.




Niye başka sporlarda hakemler tartışılmıyor

Futbolda her hafta, her maçta kavga ve hakem tartışması var. Peki basketbol, voleybol ve diğer spor dallarında niye bu kadar çok hakem tartışması olmuyor. Niye o maçlarda tribünlerde küfürler, kavgalar olmuyor!

Gazeteler, televizyonlar o maçlara fazla ilgi göstermediği için mi, yoksa futbol dışındaki sporlara giden taraftarların, futbol seyircisinden daha bilinçli oldukları için mi!

Gelin bunu tartışalım. Bir tek basketbolda, o da üç büyük külüp takımları birbirleri ile maç yaptıkları vakit tatsızlıklar oluyor. Onu da hakemler, seyircileri salonun dışına çıkararak çözüyorlar. Ama ne basketbolda ne de voleybolda hakem hataları futboldaki kadar gündeme getirilmiyor. Siz hiç basketbol veya voleybol maçına döner bıçakları ile gidildiğini gördünüz mü!

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo