Perşembe
29 Nisan 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Süleyman Korkmaz
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Serdar Turgut

 
serdarturgut@superonline.com
 
Ciddi konulara ara yazısı

Geçen pazar evde de yalnız oluşumun avantajını kullanarak Fenerbahçe-Beşiktaş maçını seyretmeye karar verdim.

Rana maç naklen yayınlarında televizyondan yükselen seyirci tezahüratı sesinden rahatsız olduğundan, ben maç izleyemiyorum o varken.

Sessiz maç seyretmek de insanlık onuruna aykırı bir abukluk olduğundan bu işe de hiç girişmedim bile.

Neyse, maçı satın almak için bizim Digiturk merkezini aradım, nazik bir bey bana fiyatı söyledi.

Ona belki bir yanlış anlama olabileceğini, İnönü Stadı'nda kapalı tribünden yıllık koltuk kiralamak filan gibi bir talebim olmadığını, yalnızca tek maç izlemek istediğimi söyledim.

Öyle fiyat koymuşlar, yapacak bir şey yokmuş.

Benim şansım işte böyle sevgili okurlar. Hangi medya grubunda çalışırsam çalışayım, yaptığım harcamalarla mutlaka o gruba aldığım maaştan daha fazla katkı yapıyorum.

İsterseniz hayır severliğime, isterseniz bir tür alışkanlığa verin bu durumu, bilemem artık nasıl yorumlarsanız yorumlayın.

Bilmem hatırlıyor musunuz, bu gazetede ilk yazdığım yazıda AKŞAM'a geçişimde en önemli neden olarak bu grubun Digiturk yayınları arasında yer alan bazı kanalları bana bedava seyrettireceği yolundaki beklentim olduğunu anlatmıştım.

Orada izlemekte olduğum strateji şuydu: Erotik kanallara kendi başıma üye olsam Rana hemen 'ne alaka' diye sorar mutlaka ve beni azarlardı, ama onlar kendiliğinden yapmış olsalardı bunu karıma 'ne yapayım zorla üye yapmışlar işte beni, ne yapayım yani patronlara karşı mı geleyim ki' demek imkanım doğacaktı.

Ama tabii olamadı bu çünkü tarih bir tekerrürden ibarettir, gayet tabii ki bu sefer de kandırdılar beni.

Benim bu konudaki teorim şu: Bir medya grubunda üst yönetici olarak başarılı olmanın önkoşulu hayatta beni en azından bir kere kandırmaktan geçiyor. Bunu başaran yöneticinin önünde ondan sonra artık kimse duramıyor, hayattaki bütün zirveler ona açılıyor.

* * *


Aradan bir buçuk yıl geçti. Şimdi zorla bağlamak isteseler de istemem o kanalları çünkü saat 24.00'ten sonra üstüne üstlük soft-porno izlemeyi bir nevi delilik olarak görüyorum.

Uyanık kalacaksam değecek bir şey için kalırım, soft-pornoyu 30 küsur yıl önce izlemeyi bırakmıştım şimdi 50 yaşına gelirken bu işe yeniden başlamam için emin olun aklıma mantıki bir gerekçe gelmiyor.

Neyse başa dönelim, maç fiyatı üzerinde konuşan beyefendi çok iyi bir satıcıydı, büyük ihtimalle de İstanbul'a gelen turistlere Galata Kulesi filan gibi yerleri pazarlayarak geçinen Sülün Osman'ın da torunuydu.

Çünkü o kadar çok konuştu ki ben sonunda onu dinlemekten acayip bunalarak söylediği fiyattan daha da fazla bir ücret ödeyip 3 Haziran'a kadar Lig TV'ye abone oldum.

Bu işin çok güzel yanları da mevcut gayet tabii ki.

Örneğin bu kanalla birlikte NBA kanalını da açıyorlar size.

10 yıl kadar önce muhtemelen Rolling Stone dergisinde hiç uyumadan üç gün boyunca devamlı olarak MTV kanalını izleyen bir gazetecinin uzun yazısını okumuştum.

Adamcağızın yazısından onun kademeli ama ivmesi de gittikçe artan bir hızla delirmeye başladığını yazının sonuna doğru anlıyordunuz...

Üstelik bu da tedavisi olmayan bir delilik biçimiydi.

Ben de şimdi bu NBA kanalını izliyorum. Orada hiç durmadan basketbol maçı var, örneğin şu anda New York Knicks'in 1989 yılında oynadığı bir maça bakıyorum.

Bundan sonra belki de 1950 yılında yapılmış bir maç yayınlanacak onu da seyredeceğim.

Hedefim bu dünyada bugüne kadar oynanmış bütün maçları baştan sona izlemek ve mümkünse de bunları birer kez de tekrardan görmek.

Çünkü bu sürecin sonunda ben de bu hayattan, acılarından, yaşamın trajedisinden tamamen kopacağımı düşünüyorum ki hiçbir kimyasal madde kullanmadan bunu yapabilmek bile kendi başına tebrike değer bir başarıdır.. Bilmem anlatabiliyor muyum!

* * *


Lig TV'nin de ilginç yanı size futbol denilen oyunun aslında üzerinde hiç durmadan konuşulacak, hakkında teoriler üretilecek bir mesele olduğunu öğretmesidir.

Ve o kadar da fazla futbol teorisyeni var ki bu dünyada bir bilseniz toplam sayılarını mutlaka şaşırırsınız.

Şu anda NBA'deki maça ara vererek kanal 777'yi açtım İkinci Lig Dosyası diye bir program var ona bakıyorum.

İkinci Lig ile hiç ama hiç alakalı değilim ama benim de problemim bu noktada başlıyor işte.

Ben üzerinde daha önce bilgim olmayan her konuyu merak ederim. Onun için de durmadan okurum mesela çünkü daha önce bilmediğim konuların sonu bir türlü gelmez.

Ve şu anda, henüz birkaç dakika önce İkinci Lig'e de tamamen takmış durumdayım, bu bana muamma gelen konuyu mutlaka öğrenmem gerektiğini, bu olmaz ise de rahat uyuyamayacağımı biliyorum.

Bela geliyorum demez, aniden gelir derler ya işte öyle bir şey geldi başıma.

Bu konuda da tahammül edilmez şekilde bilgileneceğimi ve dahası size de İkinci Lig konusunda teorilerimi anlatacağımı da hissediyorum yakın zamanda.

Ben uyarayım da sonra bizi daha önce neden bu felakete alıştırarak hazırlamadın diye ağlaşmayın bana.

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo