Perşembe
29 Nisan 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Süleyman Korkmaz
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Şakir Süter

 
sakir.suter@aksam.com.tr
sakir.suter@superonline.com
 
Bir okurdan medyaya mesaj

Hanım okurumuz telefonda gayet sakin bir sesle, çarpıcı sözler söylüyor.

Biraz bizi sorguluyor ama daha çok medyanın genelini..

Her gün para vererek en az üç gazete aldığını, satın almadıklarını da internetten okuduğunu söylüyor.

Verdiği örneklere baktığımızda, medyayı gerçekten yakından izlediği de anlaşılıyor zaten.

Adını sorduk, söyledi ama eklemeyi de ihmal etmedi:

- Siz sadece benim böyle düşündüğümü sanmayın! Yaygın olarak benim görüşlerim paylaşılıyor; bilmenizi rica ederim. Adımı yazmanız da gerekmez.

Şimdi gelelim bu okurumuzun neler düşündüğüne ve can alıcı sorularına:

- Sizden başlayayım; üniversite bursları ile ilgili yazınıza hiç katılmadığım gibi, sizi bu hükümete karşı çok iyiniyetli bulduğumu söylemeliyim.

- Halk olarak, neyin doğru neyin yanlış olduğunu medyadan öğrenemeyeceksek, nasıl öğreneceğiz? Medyanın görevi, doğru haberlerle halkı bilgilendirmek değil miydi? Yoksa ben mi yanlış biliyorum?!

- Hadi hükümet toplumun tamamından destek aldığını düşünmeye devam etsin. Ama ya medya? Bu toplumda mevcut hükümetin mensubu olduğu partiye oy vermeyen yüzde 58 oranındaki çoğunluğu nasıl görmezden gelir medya?

- Bazı gazetelerin, bazı köşe yazarları yüzde 58'lik çoğunluğu 'görüyor' ama aynı gazetelerin manşetleri adeta hükümetin emrinde; niçin?

- Medya kendisini halk'a karşı hiç mi sorumlu hissetmez? Para verip gazete alan okuyucuyu siz yoksa gazete okumaya mecbur mu zannediyorsunuz?

- Hele hele televizyonların büyük bölümünde, bazı gazeteciler öylesine yorumlar yapıyorlar ki, saç-baş yolduruyorlar.

- Aynı görüşlere sahip kişiler ekrana çıkıp, birbirlerinin ne kadar değerli görüş ifade ettiklerini söyleyerek program bitiriyorlar; sadece ayıp değil, biraz da komik olmuyor mu?!

- Bazı gazeteciler ise zaman zaman hükümete 'muhalefet ediyormuş gibi' yaparak bizlere geri zekalı muamelesi yapıyorlar.

- Okur görüşlerine yer verdiğiniz için sizi aradım ve sizin aracılığınızla meslektaşlarınıza seslenmek istedim.

- Medya mensupları lütfen, okuyucu ve televizyon izleyicilerini daha fazla aptal yerine koymasınlar!..




Yeminli Annan'cı!

Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto '2. referandum isteyeceğim' demiş.

Belli oldu bu adam...

9 bin sayfalık raporu bize zorla okutacak!..




Tam isabet!

'..Almanya bana çalışma izni vermeyince, ben de 5 bin Mark'la bugünkü Şahinler Holdingi kurdum.'

* Kemal Şahin - TATSO Başk.




AKP'de 'İslami söyleme' son!

AK Parti'de, resmen açıklanmayan ama giderek yaygınlaşan bir yaklaşımdan söz edeceğiz.

'İslami söyleme son!'

Ne demek bu?

Örneğin, toplu mekanlarda kürsüye bir partili geliyor.

Konuşmasını bitirirken, son cümlesinde şu sözleri söylemiyor:

- Allah'ın selamı üzerinize olsun!

Ya da, telefon konuşmalarında daha önceleri ısrarla yinelenen ünlü girişten de vazgeçildi:

- Selamünaleyküm!

Tabii ki bu söylemden vazgeçiş 'İslam'dan vazgeçmek' anlamına gelmez, gelemez.

Ancak AK Parti içinde şu görüşü savunanlar, geniş destek buluyorlar:

- Bizim bu söylemimiz, bazı çevrelerde rahatsızlıklara yol açıyorsa... Biz de, bize karşı duran çevrelerle de barışık kalmak istiyorsak, 'İslami söylem'den vazgeçeriz.

Yazdıklarımız bir kenarınızda bulunsun; AKP'nin üst kadrolarını izlerken bize hak vereceksiniz.

Bu arada, AKP'ye yalakalığa soyunanlara da bir önerimiz var.

AKP kurmaylarının vazgeçtiği bu söylemden siz de vazgeçin; zira siz ve sizin gibilerle dalga geçiyorlar.

Hem de sizlere 'yobaz' diyerek!..




'Ölüm Arabaları'

Usta gazeteci Emin Demirel'in yeni kitabı 'Ölüm Arabaları' yayınlandı.

Demirel bu kitabında, yıllarca gazeteci olarak 'uzmanı' sayıldığı bir alana yönelmiş.

Başta ABD olmak üzere bütün dünyada terör rüzgarı estiren El-Kaide'den başlayıp, bu kanlı terör örgütü ile bağlantılı diğer uluslararası örgütler ve eylemlerine kadar, çok kapsamlı bir araştırma...

Belge ve bilgi zenginliği olan kitap, polisiye roman tadında kaleme alınmış; öneririz. (IQ Yay.)




Denktaş, Baykal ve Bilgili

Serdar Bilgili 'bana küfrettiler' diyerek Beşiktaş Kulübü Başkanlığı'ndan istifa etti ya...

Şimdilerde yazı ve sözler 'Bravo Bilgili'ye' diye başlıyor.

Ve şöyle devam ediyor:

- Bilgili istifa ettiğine göre, Denktaş da istifa etmeli, Baykal da!

Arkadaşlar lütfen...

Aranızdaki bazı muhteremler yıllarca, KKTC'nin 'bağımsız bir ülke' olduğuna bir türlü inanmak istemediler.

Ama burası bir devlet ve Türkiye'nin dışındaki bazı ülkeler de KKTC'yi tanımaya hazırlanıyor gibiler!

Lütfen...

KKTC; ne bir spor kulübü ne de siyasi bir parti; orası devlet!..




Elektriksiz

Temel, ABD'deki çok modern bir hapishanede cellatmış.

Yöneticiler modern hapishaneyi gazetecilere gezdiriyorlarmış.

Bir çığlık duyulmuş; gazeteciler merakta; hapishane müdürü bilgi vermiş:

- Burası, elektrikli sandalye odası. Bir zenciyi idam ediyoruz da..

- Pekiyi, niye çığlık atıyor adam?

- Elektrikler kesildi, bizim Temel mumla idare ediyor!..




NOKTA...İnsan olmak ve hayatı hayvanlardan daha az anlamak ne hazin şey. (P.Istrati)

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo