Salı
30 Aralık 2003 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mustafa Bayraktar
Ramazan Güntay
Mevlüt Yeni
Spor
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef

Tenor sesi kadını baştan çıkartıyor

'Ses ikinci bir cinsel organdır. Büyük tenorların seslendirdiği aryalar, ses kullanarak yapılan bir sevişme sahnesidir. Son nota da hem şarkıcının hem de dinleyenin orgazmıdır'

Ses, insanlar arası iletişim sağlamanın yanı sıra, vurgusu, tonu ile de duygusal yakınlaşmaların temel aracı olabiliyor. Örneğin telefonda duyulan çok güzel bir ses, sesin sahibiyle karşılaşıldığında bir anda anlamsızlaşabiliyor. Ya da tavırlarını, görünümünü beğenmediğiniz birinden hiç umulmadık şekilde duygulu, kadife gibi bir ses duyduğunuzda içinize bir sıcaklık yayılabiliyor. Sesin barındığı bu gizem, yıllardır profesyonel sanatçıların hastalıklarını tedavi eden Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. Mehmet Ömür'ü büyülemiş. Prof. Dr. Ömür, insanın sesinin peşine düşmüş... Çalışmalarını 'Sesin Peşinde' adını verdiği bir kitapta toplayan Prof. Ömür, insan sesinin 'ikinci bir cinsel organ' olduğunu belirterek, tenor sesinin kadınları baştan çıkardığını savunuyor.

'Arya sevişmedir'

Seven kadının tenor bir sese duyarsız kalamayacağını öne süren Prof. Dr. Mehmet Ömür, ülkemizde de erkek tenorların kadınlar tarafından büyük ilgi gördüğünü anlatıyor. İlginç bir örnek veren ses profesörü, şunları söylüyor: 'Bazı şan hocaları büyük tenorların seslendirdiği aryaların ses kullanarak sevişme sahnesi olduğunu ve son notanın hem şarkıcının hem de dinleyenin orgazmı olduğunu belirtiyor.' Prof. Ömür, sesle cinsellik arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: 'Telefonda duyduğunuz sese göre karşıda konuşan kişinin çekici mi, itici mi olduğu konusunda bir yargıya varabilirsiniz. Telefonda seks ticaretiyle para kazananlar, sesin bu özelliğinden yararlanırlar.' En romantik ses, her zaman en güzel ses olmayabiliyor. Bozuk, hatta çatallaşmış bir erkek sesi, davudi bir erkek sesinden daha çok heyecan verici olabiliyor. Prof. Ömür kitabında bu noktaya değinirken şu çarpıcı vurguyu yapıyor: 'Aynı şekilde sevişirken kadının çıkardığı biraz boğuk bir ses de erkeği, hafif bir iç geçirmeden daha çok yüreklendirebiliyor ve yeni heyecanlara sürükleyebiliyor.'

Operadaki seslerin cinselliği hakkındaki görüşlerini dile getiren Prof. Ömür, operalarda jön rollerini daha çok tenorların oynadığını, bunun temelinde de kadınların tenorların sesinden daha çok etkilenmesinin yattığını söylüyor.

Ünlü operalardan örnekler vererek, kadınların tenor sesi karşısındaki teslimiyetlerini anlatan Prof. Ömür şu değerlendirmeyi yapıyor:

Opera sevgisinin temeli

'Turandot Operası'nda ünlü 'Calaf' aryası vardır. Bu arya sırasında tenor Franco Corelli'nin sesiyle, bazı kadınların kendilerinden geçtikleri ve nefeslerinin kesildiği söylenir. Aynı şekilde Pavarotti'nin seslendirdiği 'La Boheme Operası'nın 'Rudolph' aryasının sonunda izleyenlerin nefesi kesiliyor. Pavarotti, Carreras ve Domingo üçlüsünün operayı dünyaya sevdirmesinin temelinde de bu yatıyor.'

Bir süre önce Zülfü Livaneli'nin Türk halkının ses beğenisi hakkında bir yorum yaptığını anlatan Prof. Ömür, 'Livaneli, Türkiye'de İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül, Alişan gibi tenor seslerin kadınlarca çok sevildiğini, buna karşılık erkeklerin kalın sesli kadın sanatçıları, (Müzeyyen Senar, Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy) seslerini sevdiğini söylemişti. Sadece Türkiye'de değil dünyada da tenor sesler daha çok seviliyor' diye konuşuyor.

Birsel SANCAR / İSTANBUL


 




YAŞAM
CUMARTESİ
KAPRİS
AKŞAM-LIK