Pazar
24 Ağustos 2003 
 

 
 
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Semih İdiz
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Ayşe Önal
Kemal Yavuz
Burhan Ayeri
Ali Tezel
Bölge
A.Nedim Atilla
Mustafa Bayraktar
Mehmet Serbes
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Deniz Gökçe
Osman Tanburacı
Turgay Renklikurt
Ercan Aktuna
Tenisle Yaşam
Kemal Yavuz

 
kemal.yavuz@aksam.com.tr
kemal.yavuz@superonline.com
 
Kamuoyu aldatılıyor (2)

İki yazı önce (Pazar) aynı başlığı atmış ve Irak'a asker göndermek konusunda hükümetin kısır ve peşin fikirlerini vurgulamıştık.

Gerçekten de bugün, hükümetin takındığı tavır ve gitmek istediği yöne bakarsanız, görülen şudur: Hükümet, 'Irak'a asker gönderelim mi, göndermeyelim mi?' araştırmasını yapmak yerine, 'önümüze konan bu çok güçlü gerekçeleri, bir şekilde aşıp, Irak'a nasıl asker gönderebiliriz?' hesabını yapmaktadır. Bu yaklaşım yanlıştır. Yanlış olduğu, her geçen gün ve her yeni olayla, daha da açıkça ortaya çıkmaktadır. Bir hafta önceki yazımızı hatırlıyor musunuz? 'ABD'ye gönderilen 'Sualnameye' cevap gelmeden, tavır belirtmekten kaçınmalıyız. Aksi halde, hem beklediğimiz cevapları alamayız, hem de ikinci tezkerede olduğu gibi, beklemediğimiz sonuçlarla karşılaşırız' demiştik. Durum aynen çıktı, ABD cevap vermedi. 'Sen önce, gelmeye karar ver, sonra oturup konuşuruz' diyor. Peki, benim TBMM'im, şartları bilmeden, neye göre karar verecek? Efendiler, oynanan bu oyunun adı, 'Diplomasi'dir. Ve diplomasi kültürleri, İstanbul'a kaldırım döşetmekten ileri gidememiş insanların işi değildir.

Bir şeyi artık anlamış olmamız lazım. ABD ile aramızı 'hoş' tutmamız için, Irak'a 'Mehmetçik İhracına' mecbur değiliz. Adamın üç ana ihtiyaç maddesi; her türlü yiyecek, içecek su ve akaryakıtı halen benden gidiyor. Bunları sağlayacak, çevresinde başka ülke var mı? Yani, bana eli mahkum ve ben de gerekli yardım ve desteği sağlıyorum. (Burada, 'ikinci tezkereyi reddetmekle hata ettik' diyenlerin kulakları çınlamalı. Eğer kabul etse idik, şimdi Mersin'den Habur'a kadar yayılmış olacak olan ABD üsleri bu ihtiyacı karşılayacak ve biz de 'ağzı açık' oturacaktık.) Demek ki - tekrarlayalım - ayrıca 'Mehmetçik İhracına' gerek yok. Ama sen, gereksiz bir 'suçluluk psikozu ile', daha önceden 'asker gönderebilirim' demişsen, adam şimdi, 'zaten ben istemiyorum ki, sen göndermeye talip oldun' yüzsüzlüğünü yaparak, senin müzakere gücünü başlangıçta elinden alır. Ah, 'Diplomasi Fakirleri' ah!

Genelde Ortadoğu ve özelde Irak, artık açıkça görülebilen bir hızla, kaosa sürükleniyor. Bağdat ve Kudüs'teki son saldırılar, bunun en açık işareti. Hiçbir şey 'daha iyi' olmuyor, aksine her şey 'daha kötüye' gidiyor. O kadar bunaldı ki, daha birkaç hafta önce 'Irak'a benden başka kimsenin hükmetmesine müsaade etmem' diyen ABD; şimdi yükü BM'nin sırtına devirmeye çalışıyor. Ama, BM buna yanaşmıyor. Zira, iki hafta önce, Afganistan'ın sorumluluğunu devralmak gafletinde bulunan NATO, şimdiden perişan. Bütün bunlara rağmen ABD, BM ve NATO'yu emellerine oyuncak yaptı. Fakat aldığı sonuçlar ortada. 'Mafya Zihniyeti' ile dünyayı yönetmek mümkün değil. Kendi içinde bile öyle. Bakın, Irak'a asker takviyesi konusunda ABD Dışişleri ile Savunma Bakanlıkları gırtlak gırtlağa.

Ve Türkiye, bu 'bataklığa' davet ediliyor. Şimdilik 10 bin Mehmetçik, ama daha şimdiden 30 binden bahsediliyor. Nasıl bir 'karanlığa' doğru çekilmek istendiğimizi göremiyor muyuz? Bu 'çamura' bir kere bulaşırsak, bir daha kurtulamayacağımızı, temizlenemeyeceğimizi neden anlamak istemiyoruz. Bu yanlış yoldan dönebileceğimizden hala ümidimizin olduğuna inanmak istiyorum.

ÖNEMLİ NOT:

Üst üste gelen olaylar karşısında, söyleyecek 'Fikir'leri kalmayan 'Mütareke Basını', 'Zikir'e başlayarak 'Ağzını Bozuyor'. Sn. Hasan Cemal (Milliyet. 20 Ağustos), ülkesinin birliğini ve bütünlüğünü savunan, Atatürk ilke ve inkılaplarına inanmış kişilere 'Angut' diyor. Ben bu kelimenin anlamını 'Türkçe' lugatlarda bulamadım. 'Argo' lugatı ise kullanmıyorum. Buna karşılık, birisi çıkıp da, 'Angut senin babandır' derse çok üzülürüm, zira büyük haksızlık etmiş olur. Çünkü, Sn. Cemal'in babası da, dedesi de, kendisini vatanına ve milletine adamış, gerçekten 'adam gibi' adamlardı. Fakat Sn. Cemal hala, 'Ne olduğuna' karar veremedi. Yazık.

 
 


CANTEEN
YAŞAM
CUMARTESİ
KAPRİS
AKŞAM-LIK