
|
Yaşar Erdinç
|
|
|
|
|
|
Dünya borsaları ve Türkiye
Dünya borsalarında genel bir iyileşme var. Özellikle mart ayında Irak savaşı sonrasında borsaların olumlu bir seyir izlediğini görüyoruz. Mart ayında önemli borsaların en düşük seviyelerini gördüğünü tespit ediyoruz.
-Fransız Borsası 2500 seviyelerini gördükten sonra şu an 3200 seviyelerine geldi.
-Amerika'nın Dow Jones Endeksi 7500 seviyelerinden 9200 seviyelerine gelirken, Nasdaq Endeksi (teknoloji hisseleri ağırlıklı) 1250 seviyelerinden 1650 seviyelerine çıktı.
-Alman Borsası 2200 seviyelerinden 3200 seviyelerine çıkarak ortalama yüzde 50'ye yakın değer kazandı.
-İngiltere 3300 seviyelerinden 4200 seviyelerine yüzde 35 civarında bir çıkış yaptı.
-Uzakdoğu'nun en önemli borsalarından Japonya 7800 seviyelerini gördükten sonra 9000 seviyelerine kadar bir çıkış yaptı.
-Güney Kore Borsası 500'e yakın seviyelerden 650 seviyelerine geldi.
-Türk Borsası da aynı tarihlerde 9000 seviyelerindeyken 10750 seviyelerine kadar bir çıkış yaptı.
Ağırlıklı olarak dünyada durgunluk ve daralma bekleniyor. Birçok Amerikalı ve Avrupalı uzman, durgunluğun daha da ciddi bir hal alacağını belirtiyor. Bu tür analizler yapılırken borsaların artıyor olması ise ortada duran bir gerçektir.
Dow ne dedi?
Dow teorisi aslında bunun böyle olması gerektiğini söylüyor. Henüz ekonomilerde belirgin bir düzelme yokken, hala kötümserlik hakimken borsalar'da ufak çaplı da olsa yükselişler olmaya başlar ve bu uzun bir süre devam edebilir diyor. Dow teorisine göre Borsa ekonominin barometresidir. Yani ekonomide bir büyüme ve canlanma olacaksa, henüz işler hala kötü iken, önce borsalarda çıkışlar olacağını söylüyor. Çünkü Borsa o anki durumu değil, geleceği satın alır. Dolayısıyla, bu teoriye göre borsalardaki yukarı hareketler ekonominin öncü habercisidir.
Aslında bu yaklaşım ve açıklama geçmişte başarılı sonuçlar vermiştir. Fakat gerçekten de dünya borsalarındaki iyimserlik ve olumlu seyir ekonomilerin düzelmeye başlayacağını mı gösteriyor?
Harvey ne diyor?
Bu konuda yapılan en son bilimsel çalışmalardan biri Campbell R. Harvey'e aittir. 'Ekonomik büyümenin tahvil piyasası ve Borsa yoluyla tahmin edilmesi' başlıklı çalışmasında 1953-1989 yılları arasında Amerikan GSMH büyüme oranlarını, tahvil verim eğrileri ve S&P500 Borsa Endeksi verileri kullanılarak tahmin etmeye çalışmış. Sonuçta GSMH'daki değişimlerin yüzde 30'unu tahvil verim eğrileri açıklayabiliyorken, Borsa ancak yüzde 5'ini açıklayabilmiş.
Dolayısıyla Harvey, Dow teorisinin en azından incelenen dönem için Amerikan ekonomisinde fazla geçerli olmadığını belirtiyor. Fakat Harvey'in yaptığı tek bir çalışma ile bir teorinin doğrulanması ya da yanlışlanması mümkün değil. Öte yandan Harvey'in çalışmasına göre, şu anki tahvil verim eğrileri, Amerikan ekonomisindeki durgunluğun devam edeceği sinyalini veriyor.
Dünyada genel bir olumlu hava varken, Türk piyasası için mayıs ayı verilerine baktığımızda fazla bir yabancı alımı olmadığını görüyoruz. Ocak ayında önemli yabancı girişi varken, Irak savaşı bitmiş olmasına rağmen mayıs ayında toplam net alım sadece 19 milyon dolar olmuş. Mart ayında ise önemli bir yabancı çıkışı var. Bir bakıma yabancılar mart ayında satıp, dövizi de 1 milyon 700 bin civarından alıp gitmişler. Şu anda şirketler çok ucuzlamışken piyasaya girmek istiyorlar, fakat doları bu fiyattan bozdurmaya korkuyorlar. Yabancı girişi sınırlı kalsa da Borsa yatırımcısına bu seviyelerden pozisyon bozmamalarını öneriyorum.
|
|
|
|
|
|


|