Pazartesi
16 Haziran 2003 
 

 
 
Tuncay Özkan
Nurcan Akad
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Zülfikar Doğan
Semih İdiz
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Burhan Ayeri
Zülfikar Doğan

 
zulfikar.dogan@aksam.com.tr
 
Herkesin yapabileceği şey densüzlük, nedeni eğitimsizlik...

Akla zarar, bir şeye tanık olduğum zaman yanımdakine şu soruyu sorarım; 'Bu ülkede yaşı, cinsiyeti, eğitimi, makamı, uvanı ne olursa olsun, herkesin yapabileceği hiçbir özel yetenek gerektirmeyen bir tek şey vardır. Nedir?'

Beklediğim yanıt 'densizlik' tir. Ya da günlük dilde söylendiği şekliyle densüzlük!

Densüzlüğün temelinde yatan şey eğitimsizlik, kuralsızlık. Nedenleri uzatmak mümkün.

Dün, her yıl yinelenen ve bittikten sonra da gelecek yıla kadar unutulan bir olay tekrar yaşandı. Üniversite giriş sınavları. 1.5 milyon genç insan ter döktü. Ne büyük insan, güç, beyin kaybı.

Hep bu ülkede eğitime bütçeden yeterli kaynağın ayrılmadığından yakınılır. Bütçede görünen rakam, sadece devletin harcamayı planladığı para. Gerçekte bu ülke eğitime bütçede görünenin birkaç misli para harcıyor. Anayasa ve sosyal devlet ilkesi uyarınca zorunlu eğitim parasız. Oysa, özel okullara, üniversitelere, dershanelere, yurtdışında eğitime (kolej, fen liseleri, Anadolu liseleri, üniversite sınavları, kamu personeli dil sınavları vb.) harcanan paraları düşündüğünüz zaman, bu ülkenin insanları katrilyonları, milyar dolarları harcamaktadır eğitime. Elde ne var derseniz koskoca bir hiç.

Çocuğunun okuduğu devlet okulunun, boya badanası, tuvaletinin, tamiri için 'kuruş koklatmam' diyen ana - babalar milyarları dershanelere, hazırlık kurslarına, 'borç - harç' bulur öderler.

O kursları, özel dersleri veren, dershanelerdekiler de hemen hemen aynı öğretmenlerdir. Oysa istenilirse bu ülkede kurslara, dershanelere, özel derslere harcanan paralarla, doğru ve sistemli bir organizasyonla öğretmene insanca yaşayabileceği, toplumdaki saygın yerini iade edecek bir ücreti ödemek de mümkündür, kaliteli bir eğitimi her düzeyde (ilköğretim, orta ve yüksek) sağlamak da.

* * *


Eğitimde her düzenleme, her kararın sonuçları en erken bir nesil sonra ortaya çıkar. Bu ülkede öğretmen liseleri, başta Gazi Eğitim olmak üzere, Eğitim Enstitüleri vardı. Nitelikli, kaliteli öğretmenler yetiştirirdi. Erkek ve Kız Sanat Enstitüleri, Akşam Erkek-Kız Sanat Okulları, buraları bitirenler meslek sahibi olur iş bulur ya da yüksek öğrenim istiyorsa 'doğrudan üniversite' yerine kendi meslek dallarında yüksek okullara giderdi.

Mühendislik - Mimarlık Akademileri, Erkek-Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulları, İktisadi-Ticari İlimler Akademileri vardı. İmam Hatip mezunları yüksek öğrenim için ilahiyat fakülteleri, ya da Yüksek İslam Enstitüleri'ne gidebilirdi.

l970'lerde, oy avcılığı için 'herkese üniversite' vaadiyle 'herkes her fakülteye gidebilir' denildi. İki yıllık eğitim enstitüleri, yaygın-örgün-mektupla öğretim denilerek dejenere edildi. Her iktidar ülke insanlarının 'eğitim hevesini' oya tahvil ederek bugünün açmazlarını yarattı. Onun da öncesinde eğitimi kırsal kesimden, kadınlardan başlatan Köy Enstitüleri'nin, mahallelerde, kasabalarda insanlara okuma, kitap, kültür-sanat aşkı veren Halkevleri'nin aynı gerekçeyle (komünist yuvası) kapatılması kaç nesil sonra bizi hangi noktaya getirdi. Bugün yine kız çocuklarının eğitimini, mesleki eğitimi, tartışıyoruz. Bir zamanlar mümkünken, bugün milyarlık dershanelere gidemeyen yoksul, ya da orta halli aile çocuklarının eğitim şansı, üniversite şansı hiç kalmıyor. Bırakın özelleri, devlet üniversitelerine girme olasılıkları bile ortadan kalkıyor. Eğitimde hem toplumsal, hem de bölgeler arası eşitsizlik, uçurum hızla büyüyor. Eğitime aç, belki de bu şansı hiç yakalayamayacak milyonlarca gencin yanı sıra, bir de eğitimli-diplomalı genç işsizler ordusu ülkenin geleceğini tehdit eder düzeye geliyor. Yoksulun çocuğu yoksulluğa, işçi, köylü, memur, dargelirli, emeklinin çocukları geleceksizliğe mahkum oluyor. Yüz milyarlarca dolarlık soygunları, vurgunları dinleyenler, milyon dolarlık 'takı fuarını' izleyenler, hallerinin, 'alın yazısı' olmadığını biliyor.

Sokaklar yürünmez, şehirler yaşanmaz hale geliyor. Tinerci, kap-kaççı, soyguncu, tecavüzcüler, artıyor. Eğitime para bulamayan bir ülke, toplum, ya da aileler, kaçındığı parayı misliyle güvenliğe, cezaevlerine harcamak zorunda kalır.

Özel güvenlikli, helikopter pistli, duvar çevirmeli, tenis kortlu siteler, rezidanslar artıyor ama, beyler-bayanlar 'açların göz bebekleri' de kin, kızgınlık, umutsuzluk, geleceksizlik, beklentisizlikle büyüyor.

 
 


CANTEEN
YAŞAM
CUMARTESİ
KAPRİS
AKŞAM-LIK