Arşiv   05 Mayıs 2003 Pazartesi
























Barış Bardakçı

 
baris.bardakci@aksam.com.tr
 
Birkaç hafta ara vermek zorunda kaldığımız kült filmlere köşemizi bütünüyle bu filmlere açarak devam ediyoruz. Hem televizyonlarda hem de DVD marifetiyle karşılaşabileceğiniz efsaneleşmiş filmler hakkında size rehberlik edeceğiz. Sinema tarihinin unutulmaz film, oyuncu ve yönetmenlerini anımsamak amacıyla her Pazar bir fincan kahveniz ya da çayınızla cafemize bekliyoruz. B.B




Kaderimiz "dikizleyeni dikizlemek"

Yönetmen: Brian de Palma

Oyuncular: Robert de Niro, Jonathan Warden, Gerrit Graham

Yapım yılı: 1968

Henüz yirmi beş yaşındadır Robert de Niro. Marcel Carne'nin "Trois Chambres a Manhattan" adlı filminde şöyle bir gözükmüşlüğü vardır. Bir Fransız filminde figüranlıktan başka bir şey yapmamış Robert de Niro, ilk filmini yapan genç ve muhalif bir yönetmenin ilk filminde başrol kapar. Yirmi sekiz yaşındaki Brian de Palma, henüz gerilim / korku filmlerine el atmamış, Alfred Hitchcock'a kimine göre göndermeler yaptığı kimine göre de düpedüz taklit ettiği filmler serisine girişmemiştir. "Greetings"i (Selamlar) iki haftada 43.000 Dolar'a kotarır.

De Palma, "Selamlar"ı "saplantı" üzerine kurar. Aşk ve cinsellik saplantılı Paul, hayatını Kennedy suikastı ve Warren Raporu'nu hakkındaki komplo teorilerini didiklemeye adamış Lloyd ve De Niro'nun canlandırdığı kadınları dikizlemeye bayılan röntgenci Jon'un arkadaşlıkları Vietnam Savaşı'nın kucağında ABD fonunda anlatılır.

Hayretle (belki de şaşmamak gerekir) görürüz ki, ABD yerleşik düşünceleri ve dış politikası 35 yıldır hiç değişime uğramamıştır. TV ekranlarından halkı dolduran kurnaz politikacılar, kendisinden farklı olanı dışlayan ırkçı tavırlar, daha ilk dönemlerinde bile medyanın izlediği sorumsuz tutum hicvedilir. Askerden deli numarası yapmaya çalışarak kurtulamaya çalışan Jon, faşist numarası yapacak ve şiddet yanlısı tutum sergileyecek, ancak tam aradığımız adamsın denilerek Vietnam'a gönderilecektir. O zamanlar için belki absürd gelecek, ama bugün hiç yadırgamadığımız bir savaş canlı yayınında Jon'un "gözcülüğü" (dikizciliği) ön plana çıkacak ve bizlerin 35 yıldan bu yana gelen medyanın bize biçtiği hüzünlü rolün figranlığını o günden devraldığımız ortaya çıkacaktır. Kaderimiz "dikizleyeni dikizlemektir"...

22. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde de sinemaseverin yoğun ilgisiyle karşılanan "Greetings" (Selamlar), tüm toplum, otorite ve statüko karşıtlarının vazgeçemeyeceği bir solcu kült filmdir. Sonraları çok farklı sularda kulaç atacak olsa bile Brian de Palma Sineması'nın ipuçlarına ulaşabileceğimiz, sinemayı herkese sevdirecek filmlerdendir. Spike Lee'nin "Malcolm X" de ABD bayrağını dalgalandırarak yakması ne denli cesaret gösterisiyse, De Palma'nın "Greetings"in finalinde aynı bayrağın üstüne yazdığı şu iki kelime 1968 yılından gelen bir yürek efelenmesidir: "The End"...

 
 


Yaşam, Akşam Gazetesi'nin pazar günü ücretsiz ekidir.