|
'Tango Krizi'nin Arjantin'in orta sınıfını yok ettiğini söyleyen Bülent Tanla, çöküşün altındaki ismin, ileride kurtarıcı olmak için 4 yıl önce ülkeyi borca sokan eski Cumhurbaşkanı Carlos Menem olduğunu vurguluyor
'Tango' adı verilen Arjantin'de yaşanan krizinin siyasi olduğunun bugünlerde daha da iyi anlaşıldığını söyleyen CHP İstanbul Milletvekili ve MYK Üyesi Bülent Tanla, Arjantin krizinin bir yıllık gelişiminin
siyasi ve ekonomik olmak üzere iki yönü bulunduğunu bildiriyor.
Bülent Tanla, Arjantin eski Cumhurbaşkanı 'El Turco' lakaplı Carlos Saul Menem'den başlayarak ele aldığı Arjantin krizinin perde arkasını şöyle anlatıyor:
1989'da başlıyor
'2001 yılının aralık ayı başında patlak veren Arjantin krizi başta Güney Amerika ülkeleri olmak üzere Avrupa'da da Latin kökenli, Arjantin'le yakın ilişkiler içerisinde bulunan İspanya ve İtalya'yı önemli biçimde etkiledi.
1989-1999 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı görevi yapan 'El Turco' lakaplı Carlos Saul Menem ülkenin krize sürüklenmesinde büyük pay sahibidir. Arjantin de tıpkı ABD gibi eyalet sistemi ile yönetiliyor. Başkanlık sisteminin yürürlükte olduğu Arjantin'de Cumhurbaşkanları ancak iki dönem görevlerine devam edebilirler. Bu duruma rağmen Menem üçüncü defa seçime katılabilmek için Anayasa'yı değiştirmek istemiş ise de bunu başaramamıştır. 1999-2003 dönemi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Peronist Parti'nin adayı olan Cumhurbaşkanı vekili Eduardo Duhalde (şimdiki geçici Cumhurbaşkanı) Menem'den destek göremeyince Radikal Parti'nin adayı Fernando de la Rua karşısında hezimete uğramıştır.
Kaçakçılık ve rüşvet
Anayasa gereği 1999 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılamayan Menem bu yıl Nisan-Mayıs aylarında yapılacak olan seçimi kazanabilmek için çeşitli yollara başvurmuştur. Menem Cumhurbaşkanlığı'nın son yılı olan 1999'da ülkeyi daha çok borçlandırmıştır. Vadesi gelen borçları ve faizleri ödemeyerek yeni gelecek hükümetin sırtına daha çok yük bindirmiştir. Bütün bunların 1999-2003 döneminin Cumhurbaşkanı'nın görevini zorlaştırarak ülkeyi kaosa sürüklemek ve büyük kurtarıcı olarak 2003 seçimlerinde tekrar Cumhurbaşkanı olarak geri dönme arzusundan kaynaklandığı ifade ediliyor. 1989-1999 yılları arasındaki Cumhurbaşkanlığı görevinde Menem'in kamu kuruluşlarını özelleştirmeden ve ihalelerden aldığı komisyonun 3 milyar dolar olduğu söyleniyor. 2003 seçim propaganda harcamalarını rahatça karşılayabilecek olan Menem ve eski bakanları halen rüşvet almaktan, Ekvator ve Hırvatistan'a kaçak silah satmaktan yargılanıyor.
Halk isyanda
1999 seçimlerini kazanan Radikal Parti'den Fernando da la Rua dört yıllık görevine ancak iki yıl devam edebilmiştir. İç ve dış borçların birikmesi, piyasa durgunluğu ve ekonominin darboğaza girmesi üzerine 1 Aralık 2001 tarihinde alınan ekonomik kararlarla ülke krize sürüklenmiştir. Ekonomi Bakanı Domingo Cavallo aldığı bir kararla halkın bankalarda bulunan 80 milyar dolarına el koymuştur. Bu corralito (bankalardaki paraların dondurulması) kararı, Cumhurbaşkanı Fernando de la Rua ve Ekonomi Bakanı Domingo Cavallo'nun siyasi yaşamlarının da sonu olmuştur. Parasına el koyulan halk sokaklara dökülmüş; isyan ve yağmalama başlamıştır. Olayların vahimleşmesi ve 32 kişinin ölmesi üzerine De la Rua ve kabinesi istifa etmiştir. Peronist Parti'nin San Luis eyalet senatörü olan Rodriguez Saa geçici Cumhurbaşkanı seçilmiş, ancak görevinden bir hafta sonra istifa etmiştir. Bu sefer Peronist Parti'nin Buenos Aires eyaleti Senatörü Eduardo Duhalde'ye geçici Cumhurbaşkanlığı görevini vermiştir.
Seçim 25 Mayıs'ta
Menem'in Cumhurbaşkanlığı vekilliğini yapan ve iki yıldır politik rakibi olan Duhalde ilk iş olarak 250 milyar dolar olan iç ve dış borçları ödeyemeyeceğini açıklamıştır. IMF ile yapılan bir yıllık müzakereler sonucunda 2003 Ocak ayı ortasında IMF ile anlaşmıştır. Aralık 2003 tarihinde görevini yeni seçilecek Cumhurbaşkanı'na bırakması gereken Duhalde seçimleri altı ay
öne almıştır.
Yedinci büyüktü
1950'li yıllarda dünyanın yedinci zengin ülkesi olan Arjantin bu özelliğini yavaş yavaş kaybederek bugünkü durumuna gelmiştir. Son on yılda kişi başına düşen milli gelir ortalaması 8 bin dolardan 4 bin 800 dolara gerilemiştir. Ülkede 1980'li yıllarda kamu kuruluşlarının devlete çok yük oldukları ve zarar verdikleri gerekçesiyle özelleştirilmiştir. IMF'in bir zamanlar dünyaya örnek olarak gösterdiği Arjantin özelleştirme modeli, ülkenin yüksek borçlanması ve faizlerin geri ödenmesine yardımcı olmamıştır.
Ekonominin yüksek borç faizlerine dayanamadığı ülkede, bankalarda nakit paranın kalmadığını anlayan yönetim 'corralito' adı altında halkın bankalarda bulunan 80 milyar dolarına el koymuştur.
26 Aralık 2001 tarihinde göreve başlayan şimdiki Cumhurbaşkanı Eduardo Duhalde (Peronist Parti) ilk iş olarak default (temerrüt) ilan edip, 150 milyar dolar dış borç ve 100 milyar dolar iç borcu ödeyemeyeceğini ilan etmiştir. İthalatı durdurmuş, şirketlerin dış ödemelerini yasaklamış ve Peso'yu yüzde 40 devalüe etmiştir. Ancak Duhalde'nin durgun piyasayı canlandırmak ve durgunluğa son vermek amacıyla almış olduğu tedbirler enflasyonu azdırmıştır. İhracatı geliştirmek için pesonun devalüe edilip 1 dolar=3.5 peso oranına getirilmesi ihracatta patlamaya neden olurken doların pahalılaşması ithalatın durmasına neden olmuştur.'
El Turco büyük kurtarıcı olma peşinde
'Carlos Menem, Suriye asıllı bir aileden geliyor. 1992 yılında Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret sırasında babasının Osmanlı vatandaşı olduğunu ve bu nedenle Arjantin'de El Turco olarak çağrıldığını söyleyerek dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'den Türk pasaportu talep etmiş ve ülkesine cebinde kırmızı renkli Türk pasaportu ile dönmüştür. 1989-1999 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı görevi yapan 'El Turco' lakaplı Carlos Saul Menem ülkenin krize sürüklenmesinde büyük pay sahibi olarak gösteriliyor. Menem'in ülkeyi kaosa sürüklemekteki amacının, büyük kurtarıcı olarak 2003 seçimlerinde tekrar Cumhurbaşkanı olarak geri dönme arzusundan kaynaklandığı ifade ediliyor.'
'Tango Krizi' dansı gölgeledi
Tango dansı ve müziğiyle tüm dünyaya bu kültürü ihraç eden Arjantin'in, 2001 Aralık ayında yaşamaya başladığı ekonomik ve sosyal krize, Bülent Tanla 'Tango Krizi' adını veriyor. Tanla şöyle diyor: 'Tango Krizi birçok politikacının da sonunu hazırlamıştır. Bir yıl içerisinde üç Cumhurbaşkanı ve dört ekonomi bakanının değiştiği ülkede 1999 yılı sonunda göreve gelen Cumhurbaşkanı Fernando de la Rua'nın (Radikal Parti) pasif politikası neticesinde krize gelinmiştir. 'Tango Krizi' bütün 2002 yılı içerisinde Arjantin halkının orta sınıfını yok ettiği ve nereden nereye gelindiğini açıkça gösteriyor.'
Kendi kaynaklarını görmemenin cezası
'Tango Krizi'nin Türkiye tarafından da önemle değerlendirilmesi gereken yönleri mevcuttur. Arjantin de Türkiye gibi aşırı borçlanma, faiz, yoksullaşma kısır döngüsüne girmiştir. Ancak Türkiye'den farklı olarak sabit kur politikasında çok uzun süre ısrar etmiş, serbest kura ancak krizin aylarca sürmesinden sonra geçmiştir. Bu yersiz ısrar krizi daha da büyütmüştür. Arjantin'deki eyalet sistemi ve kötü yönetim krizi oluşturan önemli bir başka nedendir. Eyaletlerin kontrolsüz ve aşırı borçlanmaları, bütçe disiplinine uymamaları, aşırı vergiler ve her eyaletin özel paralarının basılmalarına kadar uzanan keyfi davranışlar başlıca kötü örneklerdir. Olağanüstü borçlanma ve yüksek faizler Arjantin'i iflasa sürüklemiştir. Halkın parası bitmiş, orta sınıf zayıflamıştır. Piyasalar durgunluk içindedir. Ekonomi büyüme geçemeyince işsizlik de had safhaya çıkmıştır. Arjantin'de bugün popülist politikalara ve yolsuzluklara yol açan bir lider Menem tekrar seçimin en kuvvetli adayları arasındadır. Arjantin gibi Türkiye de ekonomik ve sosyal politikalarına yön verirken kendi kaynaklarıyla dış borçları arasında dengeleri dikkate almamanın sıkıntısını yaşıyor.
Arjantin ve Türkiye'nin kendilerine çok pahalıya mal olan krizler sonrası gereken ekonomik-siyasal mesajları almış oldukları umuluyor. Bu mesajlar kendi kaynaklarına ağırlık veren, mali disiplini gözeten, dış konjonktür ve dengeleri dikkate alan yönetim anlayışı olarak sayılabilir.'
Nüfusun yüzde 30'u 100 dolara yaşıyor
'Arjantin'in nüfusu 35 milyon. 20.8 milyon kişi yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Bu da nüfusun yüzde 57.8'ini oluşturuyor. Bu ailelerin eline ayda ortalama 200 dolar geçiyor. Kriz başlamadan önce 2001 Ekim ayında fakirlerin oranı yüzde 38.3 iken 2002 Aralık ayında yüzde 57.8'e ulaştı. Yani orta-alt tabaka tamamen fakirleşti. 10 milyon kişi ise açlık sınırı altında yaşıyor. Bu sayı nüfusun yüzde 28.5'idir. Bu ailelerin de ayda eline 100 dolar geçiyor. Bu paranın yarısını 'yoksulluk yardımı' adı altında devlet ödüyor. Nüfusun geriye kalan yüzde 13.7 oranının yüzde 11'lik bölümünü orta-üst tabaka oluşturuyor. Diğer geri kalanı ise zengin kitle teşkil ediyor. Orta-üst tabaka ise krizden dolayı orta tabakaya inmiş durumda.'
IMF BEKLEMEDE
'Arjantin, IMF ile bir yıl süren müzakerelerde bulunmuştur. Tam default'a (temerrüt) düşmemek için vadesi gelmiş borçlarının bir kısmını öderken bir kısmını da ileri tarihlere ertelemiştir. IMF'in şartlarının başında gelen eyaletlerin bütçelerini küçültmeleri ve eyaletler tarafından basılan 3 milyar dolar civarındaki piyasada tedavülde bulunan bonoların piyasadan kaldırılma yöntemlerini başarıyla tamamlayan Duhalde, IMF'nin yabancı sermayeli firmaların alacaklarının ödenmesi ve para transferi konularındaki aşırı ısrarları kabul etmemiştir. IMF-Arjantin kavgasından rahatsızlığını hissettiren dünyanın en zengin yedi ülkesi (Yediler) IMF'ye bu görüşlerini aktarması sonucunda, IMF de anlaşma koşullarını bir ölçüde değiştirerek Arjantin ile 16 Ocak'ta anlaşma imzalamıştır. Hoşnutsuzluğunu özellikle belirten IMF prestijini kurtarmak için ilk turu 27 Nisan (bugün), ikinci turu 25 Mayıs'ta yapılacak seçim sonuçlarını bekleyeceğini ve yeni Cumhurbaşkanı ile görüşmelere devam edeceğini bildirmiştir. 'Corralito' adı altında bankalarda tutulan 80 milyar dolar da yavaş yavaş halka dönmeye başlamıştır. Bir yıl boyunca bankalar tarafından işletilen bu paralar mayıs ayına kadar hesap sahiplerine geri verilecektir.'
|