27 Nisan 2003 Pazar








Rakıydı şarap oldu

Dalida ÖZATAY -

Dimitrakopulo şaraplarının sahibi üçüncü kuşak Ahmet Aral, İstanbul'un eski şarap markasının Rum aileden kendilerine geçiş öyküsünü anlattı.

Dimitrakopulo markası, İstanbullu Dimitrakopulo soyadlı Rum bir aile tarafından yaratılmış. Dimitrakopulo, o yıllarda özel sektörde de rakı üretimi yapıldığından bir rakı markası. Rum meyhaneleri İstanbul ve İzmir'de çok gözde. Osmanlı'da bakıldığında meyhane kültürü, Rum ailelerin elinde. Bugün O. L. Aral firmasının bünyesinde yer alan Dimitrakopulo markasının hikayesini, üçüncü kuşaktan Aral anlatıyor. Dimitrakopula'nun rakı üretimi 1928'deki tekelleşmeye kadar devam ediyor. Sonra aynı popüler markayla şarap üretmeye başlıyor. Bu da 1950'li yıllara kadar devam ediyor. Aile, daha sonra Yunanistan'a göç ederken markanın tescilini büyük baba satın alıyor. Şarap sektöründe 1933'den beri faaliyet gösteren Aral'lar böylece Dimitrokopulo'yu şirketin bünyesine katıyor.

Burada söze baba Osman Latif Aral karışıyor ve bir hikâye anlatıyor. "Atatürk, 1919'da Samsun'a çıkmaya karar verdiğinde annesi Zübeyde Hanım Şişli'deki evde kalıyormuş. Dimitrakopulalar'ın Beyoğlu Bursa Sokağı'nda bir bakkal dükkânları bulunuyordu. Aynı zamanda rakı imalathaneleri vardı. Bu dükkân, Atatürk ve annesinin alışveriş yaptıkları bir yerdi. Atatürk de uzun bir süre Dimitrakopulo'nun rakısını içmiş."

Tarihin etiketleri

İlk olarak Bozcaada'da üretime başlayan Arallar, daha sonra Mürefte'de de bir fabrika kurup iki taraftan üretime başlamışlar. İlerleyen yıllarda ailenin bir bölümü bu işten ayrılmaya karar verince Bozcaada'daki fabrikayı tamamen kapatarak Mürefte'deki çalışmalarına hız vermişler.

O. L. Aral şaraplarında ilk göze çarpan ise isimleri. Etiketlerde Pera, Harem gibi tarihi isimleri yer alıyor.

"Kültürümüzü yansıtan isimleri etiketlerimize taşıdık. Pera önemli bir marka. Mesela Rasin de bir Fransız yazarından gelen bir isim. Bu şarabın isim babası da modacı Vural Gökçaylı oldu."

Aral şaraplarında kendi yetiştirdikleri üzümlerin yanı sıra farklı bölgelerden de aldıkları üzümleri kullanıyorlar. Bozcaada'da kendi ürünlerinin yanı sıra İç Anadolu Bölgesi'nden Emir, Şarköy Mürefte'den Sevignon, Cinsault, Gamay, Yapıncak üzümlerini alıyorlar. Ayrıca yemelik çavuş üzümü de yetiştiren Arallar, Ege'den de Sultaniye üzümünü şaraplarına katıyorlar.

Firmada yeni bir marka şu sıralar gündemde değil. Her yıl yeni üzüm çeşitlerini deneyerek üretime eklediklerini anlatan Ahmet Aral, yerel üzüm çeşitlerine önem verdiklerini, Türkiye'nin Emir, Yapıncak gibi kendine has üzümlerin var olduğunu, amaçlarının da bu türleri arttırmak olduğunu söylüyor.

Butik şarap

Dünyada şarabın farklı bir boyut kazandığını anlatan Ahmet Aral, "Geçenlerde Tribune'de şarapla ilgili bir makale okudum. Oradaki şarap fiyatları beni çok şaşırttı. Amerika'daki belli restoranlarda hangi fiyat aralığında daha fazla şarap satılıyor diye bir fiyat analizi yapılmış. Şişe başına 80-100 dolar arasında bir fiyat yazılmıştı. Çok şaşırdım. Pahalı şarap iyidir diye bir şey yok" diyor. Şarap birkaç şeye bağlı olarak pahalı olabiliyor. Şarapta kullanılan üzüm nadide bir çeşitse belli bir bedel getiriyor. Şarabın ne kadar beklediği de önemli. Ayrıca şarap üretiminde bazı yıllar daha önemli oluyor. Her yıl aynı ürün alınamıyor.

İstanbul dışına bayiler aracılığıyla satış yapan firma, büyük marketlerde bulunmayarak butik kalmayı tercih ediyor.

Ahmet Aral, şarap sektöründe 100 yıla yaklaşan bir geçmişleri olduğunu anlatıyor. Resmi kuruluş tarihleri 1933'ü gösterse de daha eskiye dayanıyor. Eski ile bugün arasında üretim artışı ve üretim modernizasyonu farkı var. "Osmanlı Dönemi'nde dini baskı vardı. O dönemde aslında Müslümanlar da şarap üretiyordu ama hep gayrimüslimler kanalıyla. Bugün sektöre sıkıntılar arasında çok ciddi bir vergi sıkıntısı var. Bu yıl özel tüketim vergisi adını alarak yüzde 63'lere çıktı. Bu oran köpüklü şarap için de yüzde 212. Arada neden böyle bir farkı var diye sorulabilir. Mantıklı bir açıklamasını ben de bilmiyorum. Üzümün çok azını şaraba kullanıyoruz. Daha çok kurutuyor ve yemeklik olarak kullanıyoruz. Halbuki şarap üzüme katma değer katıyor."

Hobi olarak şarapçılığa gönül veren bir kesim olduğunu dile getiren Mehmet Aral, bu çalışmaları zevkle takip ediyor. "Zevkli bir iş. Hobi olarak başlayan ama ciddi yatırımlarda bulunan girişimciler de var. Şarabın içine girdiğiniz zaman günlerce konuşulabilir. Şarap yaşayan bir şey. Üzüm şaraba dönüştüğünde varlığını sürdürüyor ta ki açıp tüketene kadar."

Aral usulü içme

Mehmet Aral'a göre şarap içerken uyulması gereken birtakım kurallar var. Ama kişisel zevkleri de gözardı etmemek gerekiyor. "Şarabı belli bir ısıda servis yapmak gerekir. Kırmızı şarabın tüketilmeden önce mutlaka açılıp hava alması sağlanmalıdır. Saklanırken doğru ısıda, yatık olarak karanlık bir ortamda korunmalıdır." Aral şarapları ihraç edilmiyor. "Daha önce yapıyorduk. Maalesef Fransız ve İspanyol şaraplarıyla fiyat anlamında rekabet etmemiz güç. Son dönemde dünyada Cabarnet Savignon, Savignon Blance gibi ünlü üzümler var. Ama biz Öküzgözü, Boğazkere, Emir gibi üzümlerimize sahip çıkmalı ve bu üzümlerle uluslararası arenada yer almalıyız. Ortak Pazar arasında anlaşmaları var kendi aralarında sıfır gümrükle mal gidiyor ama biz gümrüğe tabi oluyoruz" diyor.

Aral koleksiyonu

Arallar, klasik ve özel kav çeşitleriyle ürettikleri Dimitrakopulo'nun dışında farklı markalarla da şarap üretimi yapıyor. Aral koleksiyonu, özel üretim olan Rasin'in kırmızısı Mürefte'nin Gamay ve Cinsault, Bozcaada'nın Karasakız üzümlerinden oluşuyor. Rasin'de enternasyonal üzümle, yerli üzümün biraraya geliyor. Beyaz Rasin ise Marmara Bölgesi'nin Semillon üzümlerinden üretiliyor. Firmanın eski markalarından Doruk, Mürefte'nin Gamay, Bozcaada'nın Karasakız üzümlerinden oluşuyor. Orta sınıfa hitap eden Pera, Beyza, Harem ve Tuana da köpüklü şarap.

 


Cumartesi, Akşam Gazetesi'nin cumartesi günü ücretsiz ekidir.