13'ün uğursuzluğu
|
Tarihe mal olmuş bir komutan olan Napolyon Bonaparte da, 13 rakamının kötü şans getirdiğine inanıyordu. Ünlü komutan, bu günlerde hiç bir savaşa kalkışmıyordu.
13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanan ve bu rakam bağlantılı şeylerden kaçınan insanlar, bu geleneği yüzyıllardan beri sürdürüyor. Kaynağının, İsa Peygamber'in 12 havarisinden birinin kendisine ihanet etmesiyle başladığına inanılan ve tüm medeniyetlerde 'uğursuzluk, kör talih, bela, sıkıntı, kara günler' kavramı ile özdeşleştirilen 13 rakamı, tüm dünyada sevilmeyen bir rakamı ifade ediyor. Bugün de, dünyanın bir çok yerinde, otellerde 13. kat, 13 numaralı oda, lokantalarda 13 numaralı masa ve hastanelerde 13 numaralı hasta yatağı bulunmazken, tarihe damgasını vurmuş ünlü kişiler de 13 Eylül Cuma gününü, 'kazasız' atlatmak için bazı yöntemler geliştirdiler. İşte bazı ünlülerin, 13 Eylül Cuma günü hiç yapmaya cesaret edemedikleri...
Fransız komutan Napolyon Bonapart, bugün bir savaşa girmezdi.
Alman İmparatorluğu'nun kurucusu Otto von Bismarck, bugün hiç bir sözleşme imzalamazdı.
İngiliz Kralı VIII. Henry, bu tarihte sarayının zindanında saklanırdı.
Alman şair ve yazar Johann Wolfgang von Goethe, yatağından hiç çıkmazdı.
Alman filozof Arthur Schopenhauer, tek bir satır bile yazmazdı.
Alman mühendis Rudolf Diesel (dizel motorunu bulmuştu!), yeni bir teknolojik buluşu denemezdi.
Diğer batıl inanışlardan bazıları ise şöyle
Kırık ayna: Kırılan ayna parçalarının, bir çok kültürde uğursuzluk getireceğine inanılıyor. Parçaları evden çıkarıp toprağa gömenler, kötülükleri de uzaklaştırmış oluyordu. Eski Mısır ve Yunanistan'da da, pirinç, bronz, altın veya gümüşten kırılamayacak aynalar yapılıyordu. İnsanlar, bu aynaların kırılmasıyla Tanrılar'ın kendilerinin görüntüsünü yok ettiğine ve ölümün yakında olduğuna inanıyordu. Eski Roma'da da, yaşamın yedi yıllık dönemler şeklinde sürdüğüne inanan insanlar, bir ayna kırıldığında 'yedi yıllık bir kıtlık döneminin' başlayacağına inanırlardı.
Merdiven altı: Batıl inanç sahibi olanlar, merdiven altından geçmiyor. Açık ya da kapalı bir merdivenin, üçgen oluşturması Doğu ve Batı inanç sistemlerinde kutsallığı simgeliyor. Bu üçgenin içerisine giren kişinin, burada bulunan kutsallığı bozduğuna inanılıyor. Merdiven altından geçme, yine inanışlara göre ölümü çağrıştırırken açık merdiven de, bir idam sehpasını ifade ediyor.
Bir kibrit ile üç sigara: Aynı kibriti kullanarak üç kişinin sigarasının yakılması, batıl inanışlara göre bu üç kişilik gruptan, en gencinin öleceğini anlatıyor. Güney Afrika kökenli bu inanış, 1899'daki Boer Savaşı sırasında cephede, geceleyin sigaralarını yakmak isteyen üç İngiliz askerinin bir kibriti, aralarında dolaştırmasına dayanıyor. Önlemsizlik, yerlerini belli etmiş ve düşman tarafından öldürülmüşlerdi.
Çok yaşa: Eski Roma'da başlayan ve günümüze kadar uzanan bu inanışın kökeninde, ölüm korkusu yer alıyor. Ruh ve nefes almayı, özdeş tutan inanışa göre bir insan hapşırdığında, nefesinin durduğuna ve ruhun bedenden kaçtığına inanılırdı.
DIŞ HABERLER SERVİSİ
|
|