Sinsi hastalık ŞİZOFRENİ
Hazırlayan: Sinem Eminoğlu...3
Sevgi en iyi ilaç
Şizofrenlerin yaşama dört elle sarılmasında ailenin tutumu büyük rol oynuyor. Hastalar, sevgi ve sabrın en az ilaç kadar etkili olduğunu söylüyor. Uzmanlar da 'Hastaları baskı altında tutmayın' diye uyarıyor
Teşhis konuldu... Oğlunuz, kızınız ya da eşinizin şizofren olduğunu öğrendiniz. Zorlu bir yolun başındasınız. Belki de bugüne kadar hiç merak etmediğiniz hastalıkla ilgili her şeyi bir anda öğrenmek istiyorsunuz. Birçok aile, şizofreni tanısını duyduğunda donup kalıyor. Hasta yakınları sıkıntı, suçluluk ve panik gibi duygular ile savaşıyor. Uzmanlar, hastalıkla mücadelede çevrenin tutumunun çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Şizofrenlerin üzerinde baskı kurulmaması gerekiyor. Kendi bakımı ve sahip olduğu şeyler için onu zorlamadan cesaretlendirmek en iyi çare. Duygusal olarak şizofrenlerin üzerine fazla düşüldüğünde hastalığın alevlenme olasılığı yükseliyor.
İ.Ü İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Üçok, ailenin hastalar üzerindeki etkisini şöyle anlatıyor: 'Gerçekdışı beklentiler hem yakınlarına hem de hastaya zarar verir. Hastaneden yeni çıkmış birine basit ev işleri dahi ağır gelebilir, fakat bu kendine ait işleri yapamayacağı anlamına gelmez.' Şizofrenler ile iletişimde sabırlı olmanın önemine dikkat çeken Üçok, sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Zor bir zaman geçirdiğini, kendisine neler olduğunu anlamaya çalıştığını, bu tür bir karışıklığı kelimelere dökmenin hiç de kolay olmadığını düşünmeniz gerekiyor. Konuşurken zamanını kullanmasına izin verin. Söylediği şey mantık dışı da olsa uzun zaman da alsa dinlemeye çalışmamız, sabırlı olmamız ve ona sevgimizi göstermemiz önemlidir.'
Hastalara nasıl davranmalı?
Ailesinin sakin ve telaşsız davranabildiği durumlarda hasta kendini çok daha rahat hissediyor
Hastanızın rakibi değil dostu olduğunuzu unutmayın.
Eksik gördüğünüz şeyleri doğrudan eleştirmeyin.
Onun, hastalığı ile ilgili duyduğu endişeyi anlayışla karşılayın.
Yapmak istemediği şeyler konusunda zorlamayın. (İlgi gösterdiği aktivitelere teşvik edebilirsiniz.)
Sorgulayıcı olmayın ('Niye böyle yapıyorsun?' gibi sorular sormayın.)
Günlük yaşamdaki olaylardan söz etmeyi deneyin.
Yapmak istediklerini konuşun.
Ev işlerinde sorumluluk verin.
Sosyal ortamlara katılmaya teşvik edin. Ancak zorlamayın, eve bir arkadaşını yemeğe çağırmak uygun olabilirken düğüne gitmesi ona büyük sıkıntı verebilir.
Tanıdığı ya da tanımadığı kişilerin yanında sıkıntısı olursa bununla nasıl başa çıkabileceği konusunda tavsiyelerde bulunun.
Onun dışarda diğer insanlarla iletişim içinde olmasına izin verin.
Aileye öneriler
Şizofreninin nadir görülen bir hastalık olmadığını kabul edin. (Nadirmiş gibi görünmesi bu konu üzerinde fazla konuşulmamasından kaynaklanıyor.)
Hastalık hakkında en kısa zamanda mümkün olduğunca fazla bilgi edinin.
Asla kendinizi suçlamayın.
Hasta yakını dernekleriyle bağlantı kurun.
Ailenin diğer üyelerini ihmal etmeyin.
Hasta için kendinizi sınırsızca feda etmenin mücadeleye zarar verdiğini unutmayın.
Özellikle evden dışarıya çıkmanızı kolaylaştıracak hobiler edinin, faaliyetlere katılın.
Hem kendinizin hem yakınınızın özgürlüğünü sağlayacak bir bakış açısı geliştirin.
Kendinize özen gösterin.
Dernekler destek bekliyor
Şizofreni Dostları Derneği'nden Psikolog Mücahide Akkaş, rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç olduğunu belirterek 'Hastaların rahatlıkla gidebilecekleri yerler az. Dernekte, oldukları gibi kabul edildikleri için rahatlar. Ancak, dernek mali açıdan zor durumda. Toplumdan duyarlı olmalarını bekliyoruz' dedi.
Şizofreni Dostları Derneği Lamartin Caddesi, 23/4, Talimhane - İstanbul
Tel: 0212-256 3661
Şizofreni Dayanışma Derneği 370 Sokak, No:44A Bahçelievler, Hatay, İzmir
Tel: 0232-261 80 83
Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği Güven Sokak, No:7/18 Aşağı Ayrancı, Ankara
Tel:0312-466 54 66
Dünya şizofrenlere borçlu
Serdar Aksay, 20 yıldır hastalıkla mücadele ediyor. Ankara Tıp Fakültesi 2'inci sınıfta öğrenciyken şizofreni hastalığının ortaya çıktığını belirten Aksay, yaşadıkları şöyle anlatıyor: 'Bütün kızların bana aşık olabileceğine, her şeyi yapabileceğime inanıyordum. Radikal kıyafetler giyiyordum. Kendimi dünyada çok özel bir insan olarak hissediyordum. Hastalığımı ilk duyduğumda kabullenemedim. Ama artık her günün yeni bir başlangıç olduğuna inanıyorum. Bu şekilde kendimi iyi hissediyorum. Şu anda çalışamıyorum çünkü pek sıkıntıya gelemiyorum. Ama bol bol fotoğraf çekiyorum.'
Hasta temsilcisi
Derneğin Genel Sekreteri Mesut Demirdoğan da 16 yıldır şizofreni ile yaşıyor. Diğer hastaların oyları ile hasta temsilcisi seçilen Demirdoğan, şunları söylüyor: 'Tarihe dair hezeyanlar görüyordum. Tedavideki ilerleme ile beraber gördüklerimin gerçek olmadığını anladım. Doktor tavsiyelerine uydum, ilaçlarımı düzenli olarak içtim. Ailem de çok zor günler yaşadı. Sosyal güvencem olmadığı için büyük sorunlarım oldu.'
Devlet ilgi göstersin
Dernekte ücretli çalışmanın yaşamını değiştirdiğini ifade eden Demirdoğan, konuşmasını şöyle sürdürüyor: 'Toplumdan soyutlanmıştım, arkadaş ortamına giremiyordum. Yalnızlık çok zor. Derneğe geçen yıl üye oldum. Arkadaşların oyları ile Yönetim Kurulu'na seçildim. Altı aydır burada çalışıyorum. Bir işimin olması yaşantımı çok olumlu yönde etkiledi. Devletten de destek bekliyoruz. Belediye, otobüs kartlarımızı bile almaya çalışıyor.'
Onları asla dışlamayın
Şizofreni Dostları Derneği 2'inci Başkanı Aysel Doğan'ın oğlu 12 yıldır şizofreniye karşı savaşıyor. Mücadeleci anne toplumdaki yanlışlara isyan ediyor: 'Şizofrenler saldırgan değildir. Dünya, şizofrenlere borçlu. Çünkü, tüm dünyada ençok ihmal edilen hastalık. Aileler saklanmasın. Yakınları kendilerini gizlerse bu çile bitmez.'
Kedi görüyordu
Doğan, 'Oğlum türbanlı bir kadın, elinde orak olan kel bir adam ve kedi görüyordu. Sürekli 'Anne beni kurtarın. Beynimde binlerce kişi var' diyordu. Hasta yakınları ümitsizliğe kapılmasın cesaretli olsunlar. Halen ilaç tedavisine devam ediyor. Bazen kendi kendine gülüyor. 'Anne onları görüyorum ama önemsemiyorum' diyor. Bu nedenle sabırlı ve özverili olmak şart' diyor.
Kalbimde Oscar aldı
Şizofreni ile mücadeleyi anlatan Akıl Oyunları adlı filmin kalbinde de Oscar kazandığını ifade eden Meliha Aksay, 'Oğlumla birlikte 20 yıldır savaşıyoruz. Toplumun bilinçlenmesi çok önemli. Serdar'ın arkadaşı yoktu. Derneğe gittiğinden bu yana arkadaş çevresi oldu. Oğlumun sosyalleştiğini görmek beni mutlu ediyor' diye konuştu..
|