www.aksam.com.tr
30 Ocak 2002 Çarşamba
Dinde Yollar: Mezhepler
Ali Oktay
İtikadi mezhepler
Hz. Peygamber (s.a.v.) ve dört halife döneminden sonra, sorunların çözümü konusunda siyas” ve itikad” bölünmeler yaşandı
İman konularındaki tartışmalar itikad” mezhepleri doğurdu. Bu mezhepler genelde akıl ve iman konularını farklı yorumladı
İtikadi mezhepler, cebr, büyük günah işleyen kimse ve hakkında verilecek hüküm, Kur'an'ın 'mahluk' olup olmadığı, Allah'ın, Kur'an'da geçen sıfatları vb. hususundaki ayrılıklardan oluştu ve kendi aralarında Maturid”ye, Eş'ariye, Mutezile, Mürcie ve Cebriye gibi kollara ayrıldı.
İtikadi meseleler; Allah'ın birliği, Resuller, Ahiret Günü, Melekler ve Hz. Peygamber Efendimiz'in tebliğ ettiği her şeyi şüpheye yer bırakmayacak bir açıklıkla hak olduğuna inanmaktır. İnsanlar, bu konularda ayrılığa düşmediler. Ancak, o dönemde bir takım alimler, Allah'ın Kur'an-ı Kerim'deki sıfatları, 'Kelam'ın Allah'ın bir sıfatı olup olmadığı gibi konulardan sözeder oldular.
Bunların üstüne bir de insanın fiilleriyle ilgili görüşler belirdi ve itikadi mezheplerin kurulması kaçınılmaz oldu. Biz, aralarında görüş ayrılıkları oluşan bu mezheplerle ilgili Cebriye, Kaderiye, Mutezile ve Selefi mezhebinden ziyade İslam ülkelerinde daha yaygın olan Eş'ar” ve Maturid”ye mezheplerini ele alacağız
Cebriye Mezhebi
Bu mezhebi kimin kurduğu hakkında bir fikir yürütmek oldukça güçtür. Ancak, Emeviler devrinin başlarında yayılmış ve sonlarına doğru mezhep halini almıştır. Bu mezhebin görüşlerine diğer İslam alimleri şiddetle karşı çıkmışlardır. Zira bu mezhebe göre cennet ve cehennem fanidir. Eşyadan ebedi olan herhangi bir şey mevcut değildir. Zaten Kur'an-ı Kerim'de zikri geçen ebedilik, uzun süre devam etmek, faniliğin uzaklığı demektir. Mutlak manada 'devam' yoktur. İman 'bilgi', küfür de cehl yani 'bilmemektir'. Mezhebe göre Peygamber Efendimizin vasıflarını bilen Yahudiler mü'mindirler. Allah'ın kelamı, 'kad”m' değil, hadis'dir. Onlara göre esas olan cebr'e inanmak ile 'insanın ne iradesi ne de fiili vardır' görüşüdür. Bu görüşle tamamen kendilerini diğerlerinden ayırmışlardır.
Kaderiye Mezhebi
Bu mezhebe mensup olanlar Cebriye mezhebindekilerin görüşlerini daha da ileriye götürmüşlerdir. Kaderiyeciler 'insanın bütün fiilleri, Allah'ın iradesinden tamamen ayrı olarak sırf kendi iradesiyle meydana gelir' görüşünü savunmuşlardır. Mutezile mezhebi bunlardandır. Bu bakımdan Mutezile mezhebi, Kaderiye içinde müstakil bir mezhep sayılmıştır. Ancak Kaderiye, Mutezile ile müşterek oldukları bu noktada durmamış, içlerinde bu görüşlerin daha aşırısını benimseyenler olmuştur. 'İş, her şeyin başıdır' görüşüyle hareket eden Kaderiyeciler, 'Önce iş, sonra ilim, daha sonra da irade gelir. Kader yoktur' demişlerdir. Bazı tarihçiler de 'kader yok' diyen bu mezhebe mensup kişilere 'Kaderiyeci' denmesine bir anlam verememişlerdir.
Mutezile Mezhebi
Kaderiye'nin içinde müstakil bir mezhep olarak ortaya çıkan Mutezile, her şeyi akıl yoluyla çözmeye çalışmıştır. Tevhid, bu mezhebin özüdür. 'Kıyamet gününde Allah'ı görmek, O'na cihet ve cisim isnad etmektir' diyen bu mezhep mensupları, Allah'ı görmenin mümkün olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca onlara göre Allah'ın sıfatları zatından başka bir şey değildir. Allah'ın kelam sıfatı yoktur ve Kur'an bir mahluktur.
Selefi Mezhebi
Mutezile mezhebinin tam tersine bu mezhepte aklın hiç bir rolü yoktur. Hz. Peygamberin ashabı (Resulullah'la görüşenler) ve onlardan sonra gelen 'Tabi”n' (Peygamberimizi göremeyen, ancak O'nun ashabıyla görüşenler) Peygamber'in bütün sözlerini olduğu gibi kabul ediyor ve onunla amel ediyordu. Bunlar, inanç konularında bir takım ayrıntılara gerek duymuyorlardı. Allah'ın adı ve sıfatları delillerde nasılsa öylece kabul ederlerdi.
Bu nedenle ayet ve hadislerdeki ifadelerin anlaşıldığı şekliyle yetinip asla yorum yapmayan, hikmeti araştırmadan Allah'a havale eden mezhebe 'Selefi Mezhebi' dendi. Bu mezhepte aklın hiçbir rolü yoktur. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Körfez ülkelerinde bu mezhep çok yaygındır. Ülkemizde Selefi Mezhebi'ne mensup fazla kişi bulunmamaktadır.
Eş'ari Mezhebi
Mezhebin kurucusu İmam-ı Eş'ar”'dir. Basra'da doğmuş, Bağdat'ta vefat etmiştir. İmanla ilgili konularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikle bunların anlaşılmasında akla da yer veren bir mezhep anlayışıdır. Malik”ler, genelde itikadda Eş'ar” mezhebindendir. Mezhep, Kuzey Afrika, Endonezya ve Hicaz'da yaygındır. Asıl adı Ali olan İmam-ı Eş'ar” de amelde (ibadet ve adalette) Şafi” mezhebindendir. Kırk yaşına kadar Mutezile mezhebine (bu mezhep, her şeyi akıl yoluyla çözümlemeye çalışınca sapıtmıştır) mensup olan İmam Eş'ar”, bu mezhebin artık kendisini tatmin etmediğini görünce bir Cuma günü Basra'da camide minbere çıkarak, bu mezhepten ayrıldığını ilan etti.
Bundan sonra da vefat edinceye kadar Mutezile'yi red ve Ehl-i sünnet inancını açıklamak ve savunmakla meşgul oldu. Bu amaçla bir çok eser yazdı. Bu eserlerden şu an 5 tanesi günümüze ulaşmıştır ve yayınlanmaktadır. İmam Eş'ar”, Mutezile mezhebinde iken edindiği akıl metodunu, Ehl-i sünnet inancını savunmada kullanmış ve bunda çok başarılı olmuştur.
Görüşleri nelerdir?
Bu arada Eş'ar” mezhebiyle aynı metodu uygulayan diğer Ehl-i sünnet mezhebinden İmam Maturid”'nin arasında esasta pek fark yoktur. Sadece bazı ayrıntılarda fark vardır. Eş'ar”'ye mezhebine göre, iman; marifet ve kalble tasdiktir. Büyük günah işleyen imandan çıkmış olmaz, fakat fasık olur. Yani Allah-u Teala, böyle bir kimseyi isterse ceza verir ve onu cehenneme sokar, isterse onu affeder. Allah'ın sıfatları vardır. Allah'ın Kelam'ı ve Kur'an kadimdir, yaratılmamıştır. İnsanların fiilleri, Allah tarafından yaratılır ve kullar tarafından kazanılır (kesb). Kulların fiillerinden dolayı sorumlu olmaları, bu kesblerdendir. Allah'ın ahirette mü'minler (inananlar) tarafından görülmesi caizdir. Yine bu mezhebe göre Müslümanlık bir kimseye ulaşmadıysa o kişi, sorumlu tutulmayacaktır. Kendilerine peygamberin tebliği ulaşmayanlar, akıllarıyla inanç esaslarını bulmak mecburiyetinde değildirler.
YARIN: Matüridi Mezhebi
Ana Sayfa
Geri
© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.