Sağlık Dünyası
Beyninizi 'check' ettirin
Stresli misiniz, depresyonda mısınız, dikkatsiz misiniz veya öğrenmede güçlük mü çekiyorsunuz? O zaman bir check-up'la beyin haritanızı çıkararak, sorunları giderebilirsiniz
Merkezi ABD'de bulunan ve 1996 yılından bu yana da İstanbul'da faaliyet gösteren Memorial Centers of America Nöropsikiyatri Merkezi, panik bozukluğu,, fobiler, depresyon, uyku ve yeme bozukluğu, stresle baş etme ve uyum bozukluğu, unutkanlık gibi sorunlara çözüm buluyor. Feneryolu'nda tarihi Beyaz Köşk'te hizmet veren merkez, özellikle çocuklardaki 'dikkatsizlik', 'öğrenmede güçlük çekme', 'otizm' gibi sorunlara da çareler arıyor.
Nasıl yapılıyor?
Merkezde hastalar, Cantitati ve Electro Eneclalo Graphy (CEEG) adı verilen cihaza bağlanıyor. Öncelikle hastanın kafasına takılan cihazdan alınan ölçüler, bir anfi sayesinde bilgisayara aktarılıyor. Beyindeki biyoelektriksel aktiviteler bilgisayara görüntü şeklinde yansıyor. Burada belirlenen ölçüler yine bilgisayarda kayıtlı normal bir insana ait ölçülerle karşılaştırılarak, tedavi yöntemi belirleniyor.
Merkezde görevli Dr. Semra Kayagaripoğlu, hastanın Biyolojik (fonksiyonel), Sosyal ve Psikolojik olmak üzere 3 yönden incelendiğini belirterek şunları söyledi:
'Öncelikle biyolojik veri olarak, yakınmaların ve rahatsızlıkların hastayı nasıl etkilediğini öğrenmek için beynin biyo elektiriksel haritalanmasına bakıyoruz. İkinci olarak, Nöropsikyatri testleri uygulanıyor. Böylece, algı, dikkat, dikkati sürdürebilme, mantık yürütme yetilerinin ne durumda olduğunu bilgisayar ortamında belirleniyor. Üçüncüsünde ise hastanın kişilik analizi öğreniliyor. Duyulan rahatsızlıkta, yaşam kalitesinde ne tür etki yaratmış öğreniliyor.'
Tedavi yöntemi
Uygulanan tedavi hakkında bilgi veren Psikolog Orhan Gümüşel ise, 'Hastadan alınan veriler klinik muayene ve tetkikler sonrasında, bir tedavi planı yapılıyor. İlaç veya psiko tedavi olabilir. Sonuç olarak, tedavi sürecide meydana gelen düşünce ve davranışsel değişmenin beyindeki bio elektiriksel işleyişiyle meydana getirdiği durumu göstererek kişinin rahatsızlığı ile baş etme mekanizması güçlendirilmekte ve kalıcı etki elde edilebilmektedir' diye konuştu.
Dikkat! Sıcak çay kanser nedeni
Yemek borusu kanserinin başlıca nedenlerinin başında çok sıcak yemek yemek ve çay içmek olduğu belirtildi. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nurettin Karaoğlanoğlu, 'kıtlama' tabir edilen şekilde çay içmenin sağlığa zararlı olduğunu söyledi. Doç. Karaoğlanoğlu, kıtlama içildiğinde çayın soğumasına fırsat verilmediğini belirterek, 'Dolayısıyla çok sıcak şekilde içiliyor. Bunu sık yapan insanlar çayı sıcak içerken ilk etapta etkilenmiyor. Ancak sıcak çay içimi, yemek borusu kanserinin en önemli nedenlerinden birisidir' dedi. Karaoğlanoğlu, akciğer ve yemek borusu kanseri tedavisinde, erken teşhis imkanı varolduğu zaman yüzde 100 başarılı olduklarını sözlerine ekledi.
Kahve zihni canlandırıyor
Bir fincan kahvenin, hafızaya olumlu etki yaparak canlandırdığı öğrenildi. Hatırlama yeteneğinin, özellikle yaşlılarda öğleden sonra sık sık azaldığını belirten Arizona Üniversitesi psikologlarından Lee Ryan, yaşları 65'in üzerinde olan yaşlılar üzerinde yapılan testlerde, kafeinli kahvenin bu insanları sabahleyin uyanmış gibi canlı yapıp dikkatlerini artırdığını belirlediklerini söyledi. Ancak uzmanlar, özellikle yaşlıların yüksek tansiyona yol açabileceği için kahveyi fazla tüketmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.
Kalp yeleğine ABD'de izin çıktı
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), hastanın üzerine yelek şeklinde giyebileceği bir defibrilatörü (yüksek gerilim uygulayarak kalp kaslarının düzensiz kasılmasını önleyen alet) onayladı. Hastanın üzerine giyeceği yeleğin içinde, göğse gelen ve cilt ile temas eden bir kemer ve kemere bağlı elektrotun ulaştığı bir monitör bulunuyor. Yelekteki alarmlı monitör sürekli olarak hastanın kalp atışlarını kontrol edebiliyor ve gerektiği anda elektrik şoku vererek, düzensiz kalp atışlarını kontrol altına alıyor. Amerika ve Avrupa'da 16 tıp merkezinde 289 hasta üzerinde denenen aletin, düzensiz kalp atışlarının kontrolünü sağlayarak, kalbin durmasını yüzde 71 önlediği saptandı.
|