Kadın Erenler-Ali OKTAY-21
Kar Yağdı Hatun
Ankara'daki türbesi, yıllardır kadınlar tarafından ziyaret edildi. O, ismine hitaben ağustos ayının kavurucu sıcağında kar istedi. Allah'ın hikmetine bakın ki yağan kardan lapa lapa yedi. Ama yediği o karlar, hayatının sonu oldu...
Ankara'nın Opera Meydanı'nda bugün bir türbe vardır. Özellikle kadınlar tarafından bu türbe ziyaret edilir. Yine her zaman olduğu gibi çocuğu olmayan genç gelinler, evlenme çağına gelmiş kızlar, dertli, çileli analar ondan medet umarlar, nazlarını ona geçirirler. Türbenin pencereleri adanmış mumlarla doludur. Yakın tarihte tamir gören türbede artık pek mum görmeniz mümkün değil.
Fazla bilgi yok
İşte Ankara'nın Ulus semtindeki Opera Meydanı'nda bulunan bu türbe, 'Kar Yağdı Hatun'un türbesidir. On beşinci yüzyılın ortalarında yaşadığı tahmin edilen 'Kar Yağdı Hatun'un türbesinde bir de kitabe vardır. Kitabede
Ah! vaveyla ki cellad felek
Hake saldı bu gül-i nazikteri
Cennetinden kabrine
revzenler aç
Rahmin ile bula daim ruşeni
Erdi hatiften de anın tarihi
Cilvegahı ola cennet gülşeni
yazısı yer alır. Bu kitabeden türbenin içinde yatan evliyanın bir kadın olduğu anlaşılıyor. Ama yine de kitabeden Kar Yağdı Hatun hakkında pek bir şey öğrenmek mümkün değil.
Efe'nin çocuk isteği
Kar Yağdı Hatun'un tarih sayfalarına geçen hikayesi de oldukça garip. Zaten anlatılan hikayeye göre adına 'Kar Yağdı Hatun' deniyor. Rivayete göre onbeşinci asrın ortalarında Ankara'nın en güzel kızlarından birisi, al duvak takınıp gelin olmuş. Kocası ise yakışıklı ve hali vakti iyi olan bir Ankara efesi. Efe, yeni evlendiği eşinin üzerine titriyor ve onun bir dediğini iki etmiyor. Genç evliler, mutluluktan uçuyor. Derken koca efe, eşinden nur topu gibi bir çocuk istiyor. Çocuk istemek kolay ama çocuk olmazsa ne yapacaksın? Zaman su gibi geçiyor ama bir türlü bu güzel kadının çocuğu olmuyor.
Ama Allah-u Teala, bu genç karı-kocanın yüzünü güldürüyor. Sonunda evin gelini hamile kalıyor. Kayınvalide, kaynata ve en önemlise evin efesi, yeni doğacak çocuğun sağlıklı olması için dua ediyorlar. Bu arada efe, eşi ne isterse her dediğini yerine getiriyor, bir dediğini iki etmiyor. Ama insan nefsi bu, her şeyi ister. Olmadık yerde olmadık şeyler istemek zaten bir tek bize mahsus. Gelin kızın hamileliği ilerler, ilerledikçe de canı kar ister. Gelin kız, artık her gece rüyasında lapa lapa yağan kar görmeye başlar. Canı müthiş şekilde kar yemek istemektedir.
Çocuk doğdu
Derdini kocasına açıklar genç kadın, ama nafile. Karnında çocuğunu taşıdığı eşine nereden kar bulup getirecek. Zira ortalık yaz ve ağustos ayının kavurucu sıcaklığınden herkes buram buram terliyor. Keşke eşinin bu isteğini de yerine getirebilse... Evin efesinin elinden bir şey gelmez. O zamanlar, günümüzdeki gibi soğutucu veya buz üreten makineler de yok. Eşinin hamileliği ilerledikçe kar istemesi, kocasını çılgına çevirir. 'Ah bir kar yağsa!'.... Bu arada zaman gelmiş ve gelin kız, nur topu bir çocuk dünyaya getirmiştir.
(Sürecek)
|