Aksam Online
   
08 Ekim 2001 Pazartesi
  Güncel
  Politika
  Dünya
  Ekonomi
  Para-Borsa
  Spor
  Yazarlar
  Yaşam
  İnci
  Yıldız Falı
  Sinema
Turkcell
  Bize Ulaşın
  Arama-Arşiv
  Marmara
  Ege
  Akdeniz
  İç Anadolu
  Karadeniz
  Güney Doğu
YAZARLAR

Coşkun Kırca       Günün İçinden

E-mail
Yine yasama dokunulmazlığı

Anayasa'yı kökünden (!) değiştirme iradesine sahip oldukları farzedilerek kimi iyiniyet tüccarları tarafından alkışlanan milletvekillerimiz, parti farkı gözetmeden birleşerek yasama dokunulmazlığı konusunda mevcut olan sistemi, halkın ezici çoğunluğunun bu sistemin kökünden değiştirilmesini istemesine rağmen ana hatlarıyla muhafaza ettiler. Bu suretle kamuoyunda siyasetçilerin yolsuzluklarla mücadeleyi istemediklerine dair inanç büsbütün kuvvetlendi. Sanırım ki Türk siyasetçi zümresi kadar, kamuoyunun kendileri hakkında ne düşündüğünü algılayamayan ve kamuoyunun haklarındaki düşüncenin neye dayandığını tahmin edemeyen başka bir siyasetçi zümresi yoktur.

Sayın Cumhurbaşkanı ilk görüşmedeki olumlu oylamadan sonra bu konuda gerçek bir reform imkanının açıldığı düşüncesiyle milletvekillerini tebrik etmişken, nihai sonucun bu olması, siyasetçi zümremizin ciddi hiçbir reform yapamayacağı kanaatinde olanları haklı çıkarmıştır.

Cumhurbaşkanı, şimdi herhalde Meclis'te benimsenmiş şekliyle Anayasa değişikliklerine dair kanun metnini bu sebepten de veto edecek ve tekrar ele alınmasını isteyecektir.

Bu konunun nasıl düzenlenmesi gerektiği hakkındaki düşüncemi bu sütunda defalarca yazdım. Tekrarında fayda olduğu kanaatindeyim.

Amerika ve Büyük Britanya'da parlamanterlerin yasama dokunulmazlığı yoktur. Yani Parlamento faaliyetleri dışında işlemiş oldukları suçlardan ötürü parlamanterlerin sade vatandaşa kıyasla hiçbir ayrıcalığı söz konusu olmaz. Bu suçlarından ötürü adli merciler milletvekillerini herhangi bir vatandaş gibi sorguya çekebilir, her aşamada soruşturma yürütebilir, soruşturma sırasında onları gözaltına almak üzere yakalayabilir, tutuklayabilir ve nihayet mahkum edebilirler. Adli merciler bu işlemleri yapmadan önce Parlamento'nun müsaadesini almazlar.

Anglo-Sakson ülkelerine özgü bu sistem, çoğu demokratik ülkelerce kabul edilmiş değildir. Zira, diğer ülkelerde yargı mekanizması bu iki ülkede olduğu kadar halktan büyük itibar görmez. Ayrıca, çoğu ülkede yolsuzluk kadar, yolsuzluk iftirasına da rastlanır. Bu sebeple, bulunan ara formülün hem yolsuzlukların takibini zorlaştırmaması, hem de iftira varsa parlamentere büyük zarar vermeden önlemesi mümkün olmalıdır. Bu formül genellikle şudur: Suç işlediği iddia edilen milletvekili hakkında soruşturma açmak-duruşma dahil-yürütmek ve mahkumiyet kararı vermek için Parlamento'dan müsaade alınmaz. Ancak, soruşturmanın herhangi bir aşamasında milletvekilinin yakalanması veya tutuklanması gerekiyorsa sırf bu işlemleri yapabilmek için Parlamento'dan müsaade alınır. Parlamenter kesin mahkumiyete uğrarsa, eğer işlediği suç Parlamento üyeliğiyle bağdaşmıyorsa, parlamanter sıfatı düşer ve mahkumiyet kararı yerine getirilir. Kesin mahkeme kararına göre parlamenterin işlediği suç Parlamento üyeliğinin düşmesine sebep olmuyorsa, ceza yaptırımının uygulanması parlamenter sıfatının sona ermesine Parlamento kararıyla bırakılabilir. Parlamanterin işlediği suç kesin mahkeme kararıyla sabit olmuşsa, bu yüzden parlamenter sıfatı düşmemiş olsa bile kişi hürriyetini kayıtlamayan cezaların, mesela para cezalarının infazı ertelenemez.

Bu sistem Türkiye için de en iyisidir. Meclis, adli mercilerin çalışmasını önleyemeyecek ve sadece yakalama veya tutuklamanın mümkün olabilmesi için bir ön müsaade verme yetkisine sahip olacaktır. Bu yetki, yetkili komisyonun tavsiyesi üzerine Meclis Genel Kurulu'nca uygulanmalı; ancak Meclis tatil veya ara verme halindeyse, Meclis adına Başkanlık Divanı bu yetkiyi kullanabilmelidir.

Milletvekillerini işledikleri suçlardan ötürü yüksek memurlar gibi bidayet mahkemesine değil de, doğrudan Yargıtay'a göndermek de gayet hatalıdır. Yüksek memurlar hakkındaki bu yöntem onların görev suçları hakkında uygulanır. Oysa şıkkımızda milletvekili görev suçundan ötürü takip edilmekte değildir. Üstelik, bu yöntem, itham edilen milletvekili için çok daha az teminatlıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine dair kanunu veto etmekle Meclis'e böyle bir formülü benimseme imkanını tanımalıdır. Meclis, bu imkanı da kullanmazsa, Cumhurbaşkanı'nın yapması gereken Meclis'in benimsediği metni halkoyuna sunmak olmalıdır.

Hiç kuşku yoktur ki halkoylaması milletvekili ödenek ve yollukları ile diğer istihkaklarını düzenleyen madde üzerinde de şarttır. Bakalım, milli egemenliğin sahipliğine Meclis'ten çok daha yakın olan Seçmen Topluluğu bu konularda ne düşünüyor?



5 / 14









Güncel -  Politika -  Dünya -  Ekonomi -  Para-borsa -  Spor -  At yarışı -  Futbol_1.lig -  Yazarlar -  Yaşam -  İnci -  Sinema -  Marmara -  Ege -  Akdeniz -  İç Anadolu -  Karadeniz -  Guney Doğu -  Wap -  Yazı dizisi -  Yıldız Falı -  E-mail -  Arama Arşiv -  Künye -  Reklam

© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.