Burhan Ayeri
Ekran Polisi
Gerçekler dile geldi
'CEVİZ Kabuğu', Türkiye'de faaliyet gösteren Alman vakıflarının, özellikle Konrad Adenauer'in amaçlarını işledi. Doğrusu Wulf Schönbohm'un, Alman Gizli Servisi-MAD-ile ilişkisi öteden beri söylenir. Bu da gayet doğaldır. Hatta bu servisin iki numaralı adamının yine bu teşkilatta görevli kızıyla bir Türk işadamının evliliği inkar edilmemiştir. Önemli olan Türkiye'nin gerekli tedbirleri almasıdır. Kuzey Irak'ta PKK'ya destek veren sözde emekli Alman subayların yakalandığını bilmeyen mi var? Kaldı ki, Konrad Adenauer Vakfı'nın en sıkı işbirliği yaptığı kuruluş Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'dir. Hatta bazı konferansların masrafları Almanlarca finanse edilir. Pek çok gazetecimiz de tüm giderleri ödenerek-yevmiyeleri dahil-Almanya'ya kadar götürülür. Anlaşılan Türkiye'deki altın madenlerinin çıkartılmaması için bile engelleme yapan Almanlar'a karşı uyku halindeyiz. Bütün bu gerçekleri ortaya koyan Dr. Necip Hablemitoğlu'na teşekkür borçluyuz. Bazı paragözlere ise sadece 'yazıklar olsun' diyebiliyoruz!
Mustafa Topaloğlu 'İki Kere Kiki'ye de yüzü gözü 'tırnaklı' halde çıktı. Bu defa fondöten bile sürülmemişti. Demek ki teşhisimiz doğruydu. 'Uzaylı Türkücü' kendine dikkat etmezse 'Üç Nokta Körler Derneği' korosuna dahil olacak...
Moldova ile yapılan A Milli futbol maçını da Hüseyin Başaran anlattı. Şaşırdığımız taraf yine yorumcu yoktu. Gerekçenin tasarruf olduğunu sanmıyoruz. Bu işte bir tuhaflık var. Kaldı ki, spiker Başaran tıkandı. En azından şöhretlerin tribüne yollanma sebeplerini sıralamalıydı. Kırk defa, 'Baraj'daki rakibimiz Avusturya mı, yoksa İsrail mi olacak' sorusunu sordu!
|