Nuray Başaran
Bu gelecek bize gerekli..
Ekonomik kriz, savaş için güvenlik toplantıları, güven bunalımı derken; tümden bugünü yaşar olduk. Yarını ise hiç düşünmüyoruz. Ya da çoktan unuttuk.. Kuşkusuz Türkiye çok ağır sorunlarla karşı karşıya.. Ancak unutmayalım ki, yarını ve çocuklarını düşünmeyen bir zihniyet, bugünkü krizden ve sıkıntılardan daha az tehlikeli değil... Şimdi size vereceğim örnek, insanın tüylerini ürpertiyor. Ülkenin her kademesinde bir silkinmeye ihtiyaç olduğunu gözler önüne seriyor.
Sözünü edeceğim konu Ardahan'ın Göle ilçesinde bir okul inşaatı ile ilgili. Kuşkusuz inşaat deyince hemen akıllara, vurgun, hırsızlık, çalmak gibi terimler geliyor. Bu hikayede de maalesef sözü edilenlerin hepsi var. Acı olan ise söz konusu hikayenin aktörleri... Aktörler kim mi? 1200 çocuk, öğretmenler, veliler... Duyarsız yetkililer, 'bu benim işim değil' diyen bir bakan ve diğerleri...
Sözü edilen hikayedeki okulda şu anda, şu saatte 1200 çocuk ve öğretmenleri, 'Acaba bu bina ne zaman çökecek' diyerek ders görüyor. Göle Kaymakamı İrfan Demiröz ise yılmadan 'Gizli' yazılarla durumu yetkililere bildiriyor. Veliler her an tetikte... Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, 'Okulu biz yapmadık. Yapanlar çözüm bulsun' diyor. Hikayeye gelince şöyle:
'Ardahan'ın Göle ilçesinde 1998 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın 1 trilyon 324 milyar 950 milyon liralık bağışı ile Yatılı Bölge Okulu yapılmasına karar veriliyor. Bu dev yatırım kısa zamanda tamamlanıyor. Yapımına trilyonlar harcanan okul, müteahhit firma tarafından parası peşin ödenince hemen teslim ediliyor. Ama nasıl? Kaymakam Demiröz'ün SOS veren yetkililere yazdığı 'Gizli' ibareli yazıya göre; 'Binaların tamamında dikey ve yatay olarak bina duvarlarının birbirinden ayrıldığı, bina duvarlarında çatlamaların ve yarılmaların olduğu görülmüştür. Binanın yeterince sağlam yapılmamasından kaynaklanan bu çatlaklar, önceleri alçılarla kapatılmaya çalışılmış, çatlak ve yarılmaların yine baş göstermesi üzerine, bu defa çatlaklık ve yarılmalar dikey olarak köşebent saçlarla kapatılarak binaya sağlam süsü verilmeye çalışılmıştır. Okulun kalorifer dairesinde daima sular yükselmektedir. Okul WC'leri tıkalıdır. Kalorifer petekleri kendiliğinden yırtılmıştır. Okulumuzda 86 adet cam kırık ve çatlaktır. Çoğu camların araları açıktır. Kapı kollarının çoğu bozuktur. Sanayi tüplerinin yemekhanede olması büyük bir tehlikedir. Yemekhanedeki mutfak lavabo muslukları yoktur. Yemekhane, spor salonu ve okul idare binasının altından kanalizasyon sorunu çözülmediği için su toplanmaktadır. Mutfaktaki su birikiminin fazla olması dışarıya herhangi bir tahliyesi olmayışı ve logarla bağlantı yapılmaması büyük bir sorundur'... Eksiklikler sıralanıp gidiyor. Kaymakam Demiröz şöyle diyor:
'Öğrencisi ve personeliyle 2 bin kişinin barınacağı ve yatılı kalacağı Yatılı Bölge Okulu'nun şu andaki mevcut haliyle kesin kabulünün yapılarak teslim alınması çok büyük tehlikedir. Suçtur. Göle Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığım müracaatta da anlaşılacağı üzere, Yatılı Bölge Okulu'nun inşaatını çok sık kontrole gittiğimden olacak ki, 'Yatılı Bölge Okulu'nda fazla görünme ve fazla uğraşma' gibi tehditler almaktayım.'
Bence bu cümlelere denecek hiç bir şey yok. Velilerin bize ve Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'na ulaştırdıkları okul binasının resimleri ve video kayıtları ise dehşeti daha da ortaya koyuyor. Ancak bana göre asıl dehşet: Yarını unutan irade!... Kendisine başvuran velilere, okulu boşaltacak ya da önlem alacak yerde, 'Bu bizim işimiz değil, bu okulun parasını İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ödemiş. Onlara başvurun. Şikayetçi olun' diyen Milli Eğitim Bakanı!..
Yarını unutmayanlara ve unutulmaması gerektiğini düşünenlere duyurulur.
KRİZ BABA
57. hükümette artık 'Kriz baba' diye anılan bir bakan var. 17 Ağustos depremi sırasında, deprem bölgesinde gece gündüz çalışmalarıyla dikkat çeken Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici, şimdi de ekonomik krizin yaralarını sarıyor. Yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken 10 bin 50 öğrenciye eğitim yardımı yapan, ardından 1 milyon çocuğa 'Her gün süt' kampanyasını başlatan Hasan Gemici, önümüzdeki günlerde de yakacak ve yiyecek yardımlarının başlayacağı müjdesini verdi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. Maddesi'nde sosyal hukuk devleti olduğumuzun yazılı olmasından hareketle, yola çıkıldığını söyleyen Devlet Bakanı Hasan Gemici, sosyal devleti toplumda güçsüz kişilerin ve vatandaşın dar gününde yanında olmak şeklinde algıladıklarını belirtiyor. Bakan Gemici, bu anlayıştan yola çıkarak Dünya Bankası ile bu projeleri gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Gemici hemen bu ay içinde, 10 milyon aileye yiyecek ve yakacak yardımında bulunacaklarını söylüyor. Böylelikle uygulanan ekonomik programın sosyal ayağının gerçekleşmiş olduğunu belirten Gemici, 2 ay içinde Sosyal Yardımlaşma Fonu aracılığıyla kimsesiz ve muhtaç ailelere, krize rağmen 140 trilyon lira para aktarıldığını da sözlerine ekliyor.
|