Şansal Büyüka
Italya'da Haçlı Seferleri
Bizim Hakan, Okan, Emre için İnter'in maçlarını izlemeye başladım. Ama bizim evlatlar, daha kulübeden kafalarını çıkartamadılar. Bu gidişle çıkartacağa da benzemiyorlar. Ama ben onları suçlamıyorum. İnter'in başında Arjantinli Hoca Hector Cuper, İnter'in kadrosunda da çok sayıda Arjantinli futbolcu varken, bizimkiler zor oynar.
Hadi Hakan'ın santrfor mevkiinde rakipleri çok diyelim. Ama orta sahada Emre, Okan tek devre olsun oynamaz mı? İnter'in son Venezia maçında orta alanda görev yapan Arjantinli Gully kendi seyircisi tarafından bile maçın her saniyesinde, her dakikasında yuhalandı, ıslıklandı. O Gully İnter'de oynuyor, Emre, Okan oynayamıyor. Kimse kusura bakmasın, Gully'nin oynadığı futbolu bizim Emre ile Okan tek ayağıyla oynar. Ama Arjantinli hocanın bir 'Hemşehri' kontenjanı var. Emre ile Okan ağzıyla kuş tutsa, bu durumda zor oynarlar.
Benzeri şeyler Milan'ın başındaki gururumuz Fatih Terim için de geçerli. İtalya'da transfer ayında yeni bir takım kurmak için dünyayı harcayıp, dünya yıldızlarını kadrosuna katan takımlar tel tel dökülüyor, hocalarına tek kelime yok. Ama İtalya ligine müthiş bir başlangıç yapan Milan'ın hocası Fatih Terim'in en ufak bir açığı aranıyor, her fırsatta eleştiri yağmuruna tutuluyor.
Ümit'i transfer edip ayağının tozuyla Udinese deplasmanında ilk onbirde oynatan Fatih Terim, bu maçta puan kaybetseydi başına gelmedik şey kalmazdı. Ama bizim tanıdığımız Fatih Hoca'nın yüreği İtalyan medyasındaki 'Haçlı Seferlerini' püskürtmeye yeter de artar bile.
Anlaşılmaz işler
Galatasaray dört yıl üst üste Türkiye Ligi şampiyonu olup, UEFA Kupası'nı kazanırken Fatih Hoca'nın yardımcılığını Müfit Erkasap yapıyordu. Müfit bir yıl da Fatih Hoca ile Fiorentina'da çalıştı. Bu Müfit Hoca bunca yılda, bunca başarıda hiç mi rol oynamadı, hiç mi bir şey öğrenmedi, hiç mi deneyim kazanmadı? Elbette kazandı, elbette öğrendi. Ama Müfit Hoca öğrendikleriyle başbaşa evinde oturuyor. Kapısını çalan tek kulüp yok.
Daha önce de yazdık. Samet Aybaba da geçen yılın kupa şampiyonu Gençlerbirliği'nin eski hocası. Türkiye'de üç büyüklerin dışında bir takımla kupa kazanmak kolay mı? Üstelik Beşiktaş'ı, Fenerbahçe'yi eleyerek. Samet Hoca da oturuyor. Elli kat yabancıda çare arayan Beşiktaş, bir gün olsun kendi evladını düşünmüyor. Düşünmek bir yana düşman bile belliyor. Ne yaptı Samet Hoca size? Gelenlerin Samet Hoca'dan çok mu fazlaları var? Samet Hoca aldığınız şu sıradan yabancıların hangisinin transferine izin verirdi? Ama bunları dikkate alan kim?
Başarının cezalandırıldığı tek ülke herhalde Türkiye. Baksanıza zirveye vurmuş ne kadar hoca varsa, hepsi evinde oturuyor.
Olimpiyat yapar mıyız?
Terör kurbanı masum insanlar için Avrupa'nın her yerinde maçlardan önce saygı duruşu yapıldı. Tek bir stattan, tek bir insandan 'Çıt' çıkmadı.
Aynı saygı duruşu bizim stadlarımızda da hatta son PSV-Galatasaray maçında Arnhem'da da yapıldı. Biz Türkler hemen hemen her maçta ıslıklarla, protestolarla ortalığı birbirine kattık.
İşte onlar, işte biz. Merak ediyorum, bizim olimpiyatçılar, böyle bir anlayışa olimpiyat verileceğine, böyle bir anlayışın İstanbul'da olimpiyat yapabileceğine inanıyor mu?
Yaraları saralım Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki 'Süper kapışma' Şampiyonlar Ligi maçlarının gölgesinde kaldı. Oysa iki ezeli rakip yarın ligin en önemli maçlarından birinde karşı karşıya geliyorlar.
Biri kazanacak, biri kaybedecek. Belki de puanlar paylaşılacak. Hemen ardından gene Şampiyonlar Ligi maçlarının heyecanı başlayacak.
İşte bizim sözümüz burada kaybedenden yana. Sonucu bir felaket haline getirip, Şampiyonlar Ligi'nde oynanacak maçı da tehlikeye atmamak lazım. Salı ve çarşamba akşamları alınan kötü sonuçlara rağmen 'Umut' sürüyor. Bu umudu yeşertmek, yaşatmak lazım.
Sergen ile Oktay
Galatasaraylı Sergen de Fenerbahçeli Oktay da bu sezon kulüplerine geç geldiler, çalışmalara geç başladılar. Antrenman açıkları vardı, bunu gidermeye çalıştılar. Sergen hazır duruma geldi, özellikle son maçlarda Galatasaray'ın en önemli adamı oldu, goller attı, attırdı, maçlar kazandırdı, son PSV maçında da takımının en etkili ve en diri adamı olarak göründü.
Fenerbahçeli Oktay ise uzunca bir süredir çalışmasına rağmen henüz hazır değil, henüz bilinen, tanınan Oktay değil.
Pekii Sergen 30'una merdiven dayamış, eski hocası Sadi Tekelioğlu'nun dediği gibi 84 kilodan aşağı zor düşüyor, çalışmayı sevmiyor, üstelik geceleri geziyor ama buna rağmen Oktay ile aynı sürede çalışmaya başlamasına rağmen hazır hale gelip takımının kozu olabiliyor .
Oktay, Sergen'e oranla çok daha genç, Oktay, Sergen'e oranla çalışmayı çok daha fazla seviyor, Oktay, Sergen'in aksine evinden dışarı çıkmıyor, düzgün yaşıyor. Buna rağmen aynı süre içinde Galatasaray'da Sergen hazır hale geliyor da Fenerbahçe'de Oktay nasıl hazır hale gelemiyor?
Buradan bir sonuç ortaya çıkıyor. Demek ki Lucescu Galatasaray'ı ve Sergen'i iyi çalıştırıyor, Mustafa Denizli ise Fenerbahçe'yi de Oktay'ı da yeteri kadar çalıştırmıyor.
Yapma be Hoca
Fenerbahçe-Barcelona maçı başladı. Barcelona'nın tüm ataklarını düzenleyen, her fırsatta ileri çıkan, sürekli koşan Sergi'nin karşısında, Fenerbahçe'nin yürümeye bile üşenen futbolcusu Rapaiç var.
Bu 'Kurda kuzuyu teslim etmek' gibi bir şey. Nitekim öyle oldu. Barcelona yorulmadan, sıkılmadan, zorlanmadan Fenerbahçe'yi 'Kuzu kuzu' yedi.
Böyle yenilgi olmaz
Galatasaray'ın PSV maçını hayretler içinde izledim. Galatasaray belki de bugüne kadar karşılaştığı en zayıf ekiplerden birisi olan PSV karşısında en kötü sonuçlarından birisini aldı. Hem de maçın büyük bir bölümünü tek kale oynamasına, gol üstüne gol kaçırmasına rağmen.
Galatasaray gol üstüne gol kaçırdıkça satılan Jardel ile kulübede bekleyen Serkan aklıma geldi. Jardel gibi Serkan gibi gol vuruşlarının usta ayakları PSV maçında Galatasaray forması giyseydi acaba sonuç böyle mi olurdu?
|