Ertuğ Yaşar
Piyasaların İçinden
Bekleme kararı
Güçlü Ekonomiye Geçiş' programımızın destekçisi Uluslararası Para Fonu (IMF), konulan hedeflerin ve yapısal reformların gerçekleşmesini denetlemek için düzenli olarak ülkemize heyetler gönderiyor. İşte en son IMF heyeti de on günü aşan bir süredir Ankara'da bürokrat ve politikacılarla çalışıyordu. Bu denetleme sırasında, 17 Ekim'e kadar Meclis'e sunulması gereken 2002 yılı bütçesinin ana büyüklükleri üzerinde anlaşmaya varılması bekleniyordu.
Ancak IMF heyeti bir anlaşma olmadan Ankara'dan ayrıldı. Çok doyurucu bir açıklama da yapılmadığı için ortaya bazı kuşkular çıktı:
Acaba Güçlü Ekonomiye Geçiş programına IMF tarafından verilen destek kesintiye mi uğrayacaktı?
Acaba Türkiye programdan sapmak mı istiyordu?
Acaba iki taraf bazı konularda anlaşamamış mıydı?
Sanırız bu kuşkulardan sonuncusunda bir parça doğruluk payı var. Yani IMF ile Türk ekonomi yönetimi, 2002 yılı hedefleri üzerinde henüz anlaşma sağlayamadılar. Bu anlaşmazlıkların aşılamaz noktalar olduğunu düşünmüyoruz. Ancak ortada ufak da olsa bir anlaşmazlık varken devreye Amerika'daki terör saldırısı girdi. Amerika'da yapılan terör saldırılarının ABD ve dünya ekonomisini nasıl etkileyeceği şu anda bilinmiyor. Üstelik bu etkiler, ABD'nin karşı saldırısının biçimi ve içeriği ortaya çıkmadan da tam olarak öngörülemez.
Ama şurası kesin: bir sıcak çatışma durumunda Türkiye olumsuz etkilenebilir. 1991 Körfez krizinin etkilerini unutmayalım. O zaman hem turizm, hem de dışsatım gelirleri azalmıştı. Artan petrol fiyatları ekonomiye enflasyon baskısı olarak geri dönmüştü.
Böyle bir ortamda IMF heyetinin ve Türk tarafının anlaşmasını beklemek zaten 'iyimserlik' olurdu. Çünkü Türk ekonomi yönetimi, bu yıl yaşanan ekonomik sıkıntıların ardından 2002'de 'ipleri biraz serbest bırakmak, kemeri biraz gevşetmek' istiyor. Örneğin bizim kamu yöneticilerimiz 2002 enflasyon hedefini (TÜFE) % 35 ile % 40 arasında belirlemek istiyorlar. Halbuki IMF 20'li sayılarda ısrarlı.
Aynı tür bir anlaşmazlık büyüme oranında da yaşanıyor. Biz 2002'de % 5 ve üzerinde bir büyüme oranını özlüyoruz, ki bu yaşanan sosyal sıkıntılar biraz azalabilsin. Ama IMF bu tür görece yüksek bir oranın diğer hedeflere ulaşılmasında sıkıntı yaratacağını düşünüyor.
Anladığımız kadarı ile doğrudan hepimizin cebini ilgilendiren bazı konularda da anlaşmazlıklar var. Örneğin memur ve emekli maaşlarına yapılacak zamlar ya da toplanacak (ek) vergiler konusunda iki taraf anlaşamıyor.
İki taraf da şimdilik bekleme kararı almış gibi... Bekleyip dünyada yaşanan gerginliğin neler doğuracağını görmek ve ondan sonra 2002 hedeflerini daha gerçekçi olarak belirlemek.
|