Şakir Süter
Galeri
Rödizli mi, şönizli mi?
Efendim biz toplum olarak sorgulamayı pek sevmeyiz. Biri ortaya bir laf atmaya görsün; nedenini niçinini araştırmadan 'aynen' kabulleniriz.
Devlet eski Bakanı Gürcan Dağdaş'ın Internethaber.com'da bu bağlamda, Nihat Genç'in 'Memleket Hikayeleri' adlı kitabından aktardığı güzel bir yazısı vardı, paylaşmak istedik.
1950'li yıllarda Fındıkzade'de yaşlı bir bakkal sucuk almak isteyenlere sorarmış:
- Şönizli mi olsun, rödizli mi?
Her şeyin çeşidinin çıktığı yıllar, halkımız 'çeşit kültürüyle' dalgasını geçiyor bakkal!
Müşterilerden biri bakkalın şakasını anlar, 'rödizli olsun, dün şönizli yemiştik' der.
Espri mahallede herkesin dilindedir; berber, koltuğa oturana sorar:
- Şönizli mi keseyim, rödizli mi?
- Bu yaştan sonra şönizliyi ne yapayım, rödizli kes!
Fındıkzadeli bir muhterem zat, Antalya'da bir yapı kooperatifinin ortağı olarak mukavelenin hazırlandığı ilk toplantıya katılır.
İnşaat ve yapı tekniklerinin terimlerini bir türlü anlayamaz, maddeler de yavaş yavaş tartışılıp kaleme alınır.
Toplantı boyu anlamadığı bir sürü şeyi tasdikleyen Fındıkzadeli muhterem, son maddeye sıra geldiğinde yapıların pis su borularının ne olacağı tartışılırken, hem toplantıda bir sürü yabancı terim kullananlara hava atmak, hem de kendisi lafa girip bir şeyler söylemek ister:
- Pis su boruları şönizli mi olsun rödizli mi?
Toplantıyı yönetenler bütün maddeler geçtiği için, bu beyfendinin hiç lafa girip kendi düşüncelerini söylemediğini de dikkate alıp 'hadi, pis su boruları da hem şönizli, hem de rödizli olsun' diye son maddeye yazarlar.
Ancak bu mukavele, yapı kooperatiflerinde ilk mukavele örneği olduğu için, bundan sonra kooperatif kuranlar, hep bu mukaveleyi örnek alıp çoğaltırlar.
70'li yıllara gelindiğinde kooperatiflerde bir sürü anlaşmazlık çıkar, mahkemeler, avukatlar, maddelerin her biri dava konusu olur.
Bir zaman sonra bir avukat grubu 'yahu her maddeden dava açtık, şu son maddeden de bir dava açalım!' der.
Mahkemeye gidilir. Hiç kimse, 'şönizli mi, rödizli mi?'nin ne olduğunu bilemez.
Bilirkişi olarak İTÜ'nün hocalarına sorulur; Hocalar da bilemez, ama uygun bir görüş bildirirler!
'O yıllarda ülkemize çokça gelen Alman bilim adamlarından kalma bir deyim ya da eskimiş bir tabir olabilir, her iki durumda da fark etmez..' gibi bir karar çıkar.
Ancak, avukatlardan biri işi ciddiye alıp, ilk mukaveleye imza atanların adreslerini bulur, bir çoğu ölmüştür.
Takibi bırakmaz, Fındıkzade semtinde bulur kendini, aradığı kooperatif üyesi beyefendiyi bulamaz, ama bir arkadaşını bulup sorar:
- Yahu, nedir bu şönizli, rödizli!
Adam da anlatır:
- Her şeyin bir çeşidi çıkmıştı, bizim bakkal da bu çeşitlerle dalgasını geçmek için, sucuk isteyenlere sorardı: şönizli mi olsun, rödizli mi?
Çeşidi bol bir ülkede yaşamanın haklı gururu ile soruyorum.
- Siyaset ŞÖNİZLİ mi olsun, RÖDİZLİ mi?!.
Ötanazi ve biz!
Sadece üç ülkede 'ölme hakkı' varmış:
- Hollanda, Belçika, ABD'nin Oregon eyaleti..
Türkiye'yi 'ülkeden' saymıyorlar mı?!.
Müthiş rüya!
'..Hikmet Olcay kardeşim.. Bu rüyanız, otomobilinize girecek hırsızı yakalayacağınızı gösteriyor.'
* Medyum Memiş - Gözcü yazarı.
ANAP'ta kongre bereketi!
ANAP'ın büyük kongresine doğru zaman azaldıkça, kulis faaliyetleri yoğunlaşıyor.
ANAP Genel Merkezi, genel başkan adaylarını yakın izlemeye almış; 'ne yaptıklarını, neler dediklerini' tek tek not alıyorlar.
Sonra da...
Lütfullah Kayalar, Vehbi Dinçerler ve Eyüp Aşık'ın geçmişte neler söylediklerini çıkarıyorlar arşivlerden...
Genel başkan adaylarının çelişkilerini sergilemek adına yapılan bu çalışmada en bereketli isim Eyüp Aşık imiş!
Yılmaz'ın karşısındaki en güçlü adayın Kayalar olduğuna inanılıyor.
Genel başkan adaylarının birden fazla oluşuna ise şu yorum getiriliyor:
- Sürümden kazanmaya çalışıyorlar ama tezgaha koydukları mallar eski!
Bu arada, Mesut Yılmaz'ın büyük kongrenin ilk tur oylamasında 630 oy almasından umut kesilmişe benziyor.
Nedeni de şunlara bağlanıyor:
- Tantan'ın istifa zorunda bırakılması ve Tantan gittikten sonra Mesut Bey'in söylediği kötü sözler. Özellikle de 'Tantan beni değil, telefonlarımı dinledi' sözlerine tepki büyük!
- ANAP içinde, partinin oylarının yüzde 10'un çok altında olduğuna inananlar çoğunlukta. Milletvekili seçilmeyi kafasına koyan belediye başkanı, eski milletvekilleri ve değişik kademelerdeki yöneticiler 'değişim' istiyorlar!
- Mesut Yılmaz'ın bir önceki kongrede verdiği 'bir sonraki kongrede huzurunuza başbakan olarak geleceğim' yolundaki sözleri unutulmuş değil!
- ANAP'ın 'yolsuzlukların adresi' gibi gösterilmesine yeterli tepkinin gösterilmemesi ve adeta çanak tutulması..
Notların dili
Türkan Şoray İlköğretim Okulu'nun Pırıltı Dergisi'nden..
'Notların Dili' de şöyle:
0 = Lanet olsun sana ey zalim felek.
1 = Seninle başım dertte, ne yapsam bilmiyorum.
2 = Alıştım sana bir tanem.
3 = Ara sıra, bazı bazı, gelsen bize gönlüm razı.
4 = Yokluğun bir dert hala içimde.
5 = Seni görmem imkansız, rüyalarım olmasa.
NOKTA
Güçlü adamlarla dostluk kurmak kadar tehlikeli bir şey yoktur. (Pheadrus)
Dayak
Dikili-Kabakum'dan Emir Girgin'in fıkrası... Öğretmen, okulun en yaramazlarından Temel'e sorar:
- Baban, okulda dün yaptığın yaramazlıklardan ötürü seni dövdü mü?
- Hayır öğretmenim, babam beni dövünce kendi canı daha çok acır.
- Demek ki baban, çok merhametli bir insan.
Temel hemen müdahale edip 'değildir öğretmenim' der:
-Babamın iki kolunda da romatizma vardır da!..
|