İzzet Sedes
Olaydan Söze
Bakkal dükkanı gibi bankalar...
Ben ekonomi yazarı değilim, bunun için de yazılarımda ekonomik konulara çok az değinirim. Bu konuları uzman meslaktaşlarıma bırakırım. Ama bir durum yıllardır dikkatimi çekiyor. Dünyanın her yanını dolaştım, Çin, ABD dahil hemen her ülkeyi gördüm diyebilirim.
Hiçbir ülkede bizde gördüğüm kadar banka görmedim. Örneğin Zincirlikuyu'dan Etiler'e doğru giderken, gördüğüm bir sürü değişik bankalara dünyanın hiçbir ülkesinde rastlamadım. Her adımda bakkal dükkanı kadar banka var ülkemizde ...Nitekim bugün o duruma geldik ki ,halkın adını bile duymadığı bu bankaların büyük çoğunluğu, kaba deyimle iflas durumuna düştüler ve bugüne kadar 19 bankaya el konuldu.
En son önceki gün de 5 banka 'Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu' kapsamına alındı. Zarar toplamı 3.5 katrilyon ve faturası doğal olarak halkımıza kesilecek. Bu parayı bir şekilde, vergi veren vatandaşlar ödeyecek. BDDK Başkanı, bu bankaların iyileştirilmesi için gösterilen çabaları daha fazla sürdürmenin,IMF tarafından uygun görülmediğini ve yeni bir süre verilmediğini açıkladı. Sayın Akçakoca teknik planda ne düşünür bilemem ama IMF pek yanlış yapmış sayılmaz.
Uzun yıllardır hala anlamadığımız bir konu var, batı dünyası yıllardır yaşadığımız maceralardan sonra artık, ne siyasi, ne de mali açıdan, bize ve yetkililerimize haklı olarak güven duymuyor. Yıllardır o kadar çok kötü örnekler verdik ki, artık kimse bize ve söylediklerimize inanmıyor. Telekom bunun su yüzüne çıkan son örneği idi...
Başka bir örnek vereyim. AB dönem başkanlığı, üzerinde olan Belçika Dışişleri Bakanı Louis Michel, görevini devralır almaz ayağının tozu ile Ankara'ya geldi ve anladı ki, biz daha AB üyeliğine hazır değiliz, istenen koşulları yerine getirebilmemiz bugün için olanaksız. Ve Avrupa Parlamentosu'nun Siyasi İşler Komisyonu'nda yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yanıtlayacak, dolayısiyle üyelik görüşmelerini başlatacak 'tarama sürecine' hazır olmadığını söyledi.
AB 2003 yılında genişlemeye hazırlanıyor, bu yüzden Avrupa'da çok büyük hareket var, üye ve aday ülkeler uyuşma hazırlıkları yapıyorlar. Avrupa'da ilerde belki bir Federasyon kurulacak. Ama bizim, birtakım 'kavram farklılaşması' yüzünden ilk genişlemenin dışında kalacağımız kesin.
Bu hükümette batı ile uyuşabilen, yabancılar ile rahat konuşabilen, uygar ve nitelikli iki Bakanımız var: Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Devlet Bakanı Kemal Derviş. Ama MHP, bir süredir Derviş'i hükümetten uzaklaştırmak istiyor. Aleyhte cereyanı o kadar ileri götürdüler ki, Bahçeli'nin Başbakan'a, 'Derviş'le hükümete devam etmenin anlamı kalmadığını söylediğini' kamuya duyurarak , çekilme ile tehdit dahi etmeye başladılar.
Ecevit eski kurt politikacıdır ve tıpkı merhum İnönü gibi, bu gibi tehditlere pabuç bırakmaz. Eğer MHP hükümetten çekilmek istiyorsa çekilir. İkide bir çekilmenin sözünü edip, ama koltuklarda oturmayı sürdürmek, önceki koalisyonlarda da denenmiş bir usuldür.
Yalnız Sayın Bahçeli ve MHP'lilerin bilmeleri gereken bir husus var: Bazı davranış ve fikirleri yüzünden Türkiye'de büyük bir kütleyi ürkütüyorlar ve yabancı devlet adamlarının çoğu da MHP'den kuşku duyuyorlar. Bunu unutmasınlar, çünkü geçen gün de yazdığım gibi, istemeseler de ülkeye zararlı oluyorlar...
|