Yalçın Pekşen
Buradan Bakınca
Mandacı-Gazeteci olduk!
Zorunlu olarak 'İşgal basını'na döndük.
Devletin malını-mülkünü yabancılara satışa çıkaran işbirlikçi güçleri göklere çıkarıyor, 'vatanı-milleti ve Telekom'u gözünden sakınan, 'yabancıların eline geçmesin' diye eşine-dostuna teslim eden ülkücüleri kınıyoruz.
Amacım işgal basınını övmek değil. Biz de mandacı gazeteci değiliz; Başımızda bir Atatürk olsaydı dört elle sarılırdık. Ne yazık ki yok! Kör kader bizi, kendi oylarımızla bizi yönetenlere teslim etti.
BDDK'ya devredilen bankaların dışları hoş, içleri bomboş, halleri bombok, haberleri 'bomba'..Devletin gözünün içine baka baka soyulmuş, soğana çevrilmiş, bankacılıktan çıkarılmış; yatırılan mevduatlar iç edilmiş, paket edilmiş, leasing yoluyla kiralanmış bavullara doldurulmuş. Kulakları Hükümet'te, gözleri Yeni Zelanda yollarında bekliyorlar.
Ne vatansever Ecevit'ten, ne anavatansever Yılmaz'dan, ne de TelekomseverBahçeli'den ses çıkmamış.
Olayı uzaktan IMF'in, Dünya Bankası'nın uzmanları farketmiş; el etmişler, ses etmişler, telefon etmişler aldırış eden olmamış. En sonunda mektup yazıp, 'Kapatın şu bankaları' demişler.
Dile kolay..18 bankaya bu durumda iken el konuldu.
'Banka gibi sağlam' lafı tarihe gömüldü.
Bu durumda biz ne yapalım? Mecburen 'mütareke' basınına benzedik.
Zira bunlara kalsa, bankalara yeni yatırılan mevduatlar da Yeni Zelanda'ya götürülecek. Sonunda hepsini biz ödeyeceğiz.
Zaten krizlerle vatandaşın birikiminin yarısını ellerinden aldılar. Hala bekliyorlar; geriye kalanı da götürmek için çareler arıyorlar.
Hükümet de duruma çanak tutuyor.
Bir kısmı bilerek yapıyor; bir kısmı bilmeden.. Bir kısmı da görmeden, duymadan..
Bizi de işgal medyasına döndürdüler.
Ülkenin özbeöz Türk, ülkücü, gözünü budaktan savunmayan ve Telekom'dan ayırmayan evlatları dururken, elin Amerikalısına dört elle sarılıyoruz.
Oysa söylem ne güzeldi:
- Devletin malını yabancıya kaptırmayız. Biz yönetiriz, icabederse biz satarız. Bizi IMF'in yönetmesine izin vermeyiz.
Söylem buydu ama durum başkaydı.
-Dil bilmez, iş bilmez, telefon ve Telekom'dan anlamaz eş-dost, hısım-akraba Kuruluş'a doldurulmuş, şirketin fiyatı 20 milyar dolardan 2 milyar dolara düşürülmüştü.
Ülkenin vatansever, Dervişsavar Bakanı
-Ben Telekom'u kardeşlerimle, akrabalarımla, yakınlarım ve partililerimle yöneteceğim..diye diretiyordu.
İşte biz bu yüzden işgal medyasına döndük.
Tuttuğunu koparan yiğit memleket evlatları yerine, Amerikalının kapısına dayandık.
Bizi bu hallere düşürenler utansın.
Onlardan gelecek hayır IMF'den gelsin!..
|