Kerim Subengi
Çalışma Hayatı
SSK Deli Dumrul gibi
Bilindiği üzere 616 Sayılı KHK ile Sigorta Müfettişleri'nin asgari işçilik ücreti oranını tespiti ve bunun SSK'ca tahsilini düzenleyen 4792 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi kaldırıldı ve durum Yargıtay kararlarıyla da ortaya kondu. Şimdi ise SSK, sanki 4792 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi hiç kalkmamış gibi bu yasa nedeniyle (SSİY) Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 34/c fıkrası ile 35. ve devamı maddelerine ayrıca bu yönetmelik gereğince uygulamaya koyduğu, 16-86 ile başlayan ve 16-118 ve 16-192 ye kadar giden genelgelerini ise uygulamadan kaldırmadığından asgari işçilik uygulamasına devam ediyor görünmekte ve hukuki terminoloji ile 'sebepsiz zenginleşme'ktedir.
Asgari işçilik uygulamasının kaldırılması SSK'nın gelirlerinde önemli ölçüde kayıplara yol açmıştır ve 2000 sonuna kadar Hazine yardımı almayan Kurum, 2001 başından beri geometrik olarak rakamlarla Hazine yardımı almaya başlamıştır. Ancak bu durum SSK'nın yasal dayanağı olmayan ve ödeyen işverenden tahsil ettiği, ödemeyenden ise alamadığı bu dayanaksız uygulamaya devam etmesini de gerektirmez. Deli Dumrul gibi de davranamaz. Tabi bu ülkede hukuk kuralları geçerliyse.
Asgari işçilik SSK'da kalkmıştır bundan böyle işveren ne bildirmişse SSK kabul etmek zorundadır. SSİY'nin 34 ve devamı maddeleri ile asgari işçilik ile ilgili 16 Ek Sayılı Genelgeleri'nde geçerliliği yoktur. Buna rağmen bu genelgelere göre SSK'nın ek tahakkuk yapması da sebepsiz zenginleşmedir.
Halen asgari işçilik uygulamasına muhatap edilen işverenler SSK'yı dava ederek ödedikleri rakamları geri alabilirler.
Bundan sonra SSK'dan ilişiksizlik belgesi almak isteyenler ise, fark tahakkuk istenmesi halinde resmi yazı ile bildirilmesini dilekçe ile talep etsinler, zira Kurum resmi yazı yazmaktan kaçınıyor. Yasal süresi içinde Kurum dilekçelerine yanıt vermez ise ya da borç çıkarırsa 'menfi tespit' davası açabilirler.
Tabi SSK'yı bu hale getirenlerden hala hesap sorulmadığı gibi bulundukları mevkileri de korumaya devam ediyorlar.
Bağ-Kur prim affı yolda
TBMM'de 26.06.2001 tarihinde kabul edilen (4692 Sayılı) metin ile Bağ-Kur alacaklarının da 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümleri'ne göre tahsil edilmesi kararlaştırıldı. Buna göre de vergi ve SSK prim borcu uygulananlara olduğu Bağ-Kur prim borcu olanlara da yıllık %3 faiz ile 18 ay taksitlendirme imkanı getirildi. Konu ile ilgili açıklamalar da kabul edilen metnin resmi Gazete'de yayınlanmasından sonra yapılacaktır.
Bağ-Kur'lu depremzedelere de yeni bir kolaylık sağlandı ve borçları 30.06.2001'e kadar ertelendiği gibi ertelenen bu borçlarda 01.07.2001'den itibaren faizsiz olarak 31.12.2001'e kadar taksitler halinde ödenebilecek.
İsteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılarına daha önce 619 Sayılı KHK ile borçlarını ödemeleri için verilen süre 04.04.2001'de tamamlanmıştı. Yeni düzenleme ile isteğe bağlı Bağ-Kur'lulara 31.12.2001'e kadar bu borçlarını ödeyebilme imkanı getirildi.
Bağ-Kur'dan ölüm aylığı alanlara
Bağ-Kur'dan ölüm aylığı alan 18 yaşından büyük kız ve erkek çocukların:
1-) Öğrenci iseler öğrenim belgesi,
2-) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışmadıklarını ve çalışmalarından dolayı, aylık ve gelir almadıklarına dair sosyal güvenlik kurumlarından onaylı belge,
3-) Kız çocuklarının evli olmadıklarını gösterir, kayıtlı bulunduklarını nufüs idaresinden alacakları vukuatlı nüfus kayıt örneğini,
30 Eylül 2001 tarihine kadar Bağ-Kur Müdürlükleri'ne intikal ettirmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde Ekim 2001 döneminden itibaren aylıkları durdurulacaktır.
Kıdem tazminatı tutarları
1475 Sayılı İş Kanunu'na göre çalışanlar için uygulanan kıdem tazminatı tavan tutarları memur maaş katsayısına bağlı olduğundan her ay değişmektedir. Size son iki ayda mevcut durumu veriyorum.
15.05.2001-14.06.2001 döneminde 730.700.000 TL. ve
15.06.2001-14.07.2001 döneminde ise 768.100.000 TL'dir.
|