Aksam Online
  AlemFm - 5 dakikada 5 milyar  
22 Mayıs 2001 Salı
  Güncel
  Politika
  Dünya
  Ekonomi
  Para-Borsa
  Spor
  Yazarlar
  Yaşam
  İnci
  Yıldız Falı
  Sinema
Turkcell
  Bize Ulaşın
  Arama-Arşiv
  Marmara
  Ege
  Akdeniz
  İç Anadolu
  Karadeniz
  Güney Doğu
YAZARLAR

İzzet Sedes       Olaydan Söze

E-mail
Avrupa ile anlaşmamız güç

Avrupa Konseyi, Orta ve Doğu Avrupa devletlerinin de katılımıyla 43 demokrasiyi bir araya getiren bir kuruluş ve Türkiye de 1951 yılındanberi üyesi. Parlamanter Meclisi 301 asil üyeden oluşmakta. Başkanı İngiltere'nin Lordlar Kamarası Üyesi Lord Russel -Johnston dün bazı gazetecileri davet ederek Divan Oteli'nde yemek yedi ve Türkiye- Avrupa ilişkileri konuşuldu.

Gerek Avrupa'da çeşitli ülkelerde ve gerekse Türkiye'de, ilişkilerimizin kamuoyu tarafından algılanışı çeşitli şekilde olmakta. Ülkemizin, Avrupa'nın demokrasi ve insan hakları değerlerini değişik şekilde kabul etmesi nedeniyle ilişkilerimiz sık sık çalkalanıyor. Ayrıca Kıbrıs sorunu da bu ilişkilerimizi büsbütün girift duruma getirmiş durumda.

İşte Başkan Russel-Johnston ile yemekte tüm bu ilişkiler konuşuldu. İngiliz Başkan, genellikle Türkiye'ye olumlu bakmaya çalışan bir insan, ama doğal olarak açılarımız çok değişik. Örneğin Kıbrıs'ta, taraflar arasında bir çözüme varılmadan önce Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin çok güç olacağına o da çok inanmış. İstanbul'a gelmeden önce Ankara'da, devlet yöneticileri ile görüştüğünde, fikirlerini onlara da anlatmış.




Başkan, AB adına konuşmaya yetkili biri değil. Parlamanter Meclis üyelerinin de genellikle hükümetlerinin fikirleriyle bağlı olmadıklarını, illa da onlar gibi düşünmediklerini söylüyor ama Kıbrıs konusunun çözülmesi gerektiğine de inanıyor. Adada bir anlaşma olmadığı takdirde Türkiye'nin AB üyeliğinin olanaksızlığını belirtiyor.

Kendisine, çözüm için ne düşünüldüğünü, 1959 yılında imzalanmış Londra Anlaşması'nın yürürlükte solup olmadığını sordum, bu konuda kesin bir yanıt veremeyeceğini, ancak günün gerçeklerine uygun yeni koşullarla bir anlaşma sağlanması gerektiğini söyledi. Yani Avrupa Londra anlaşmalarını geçerli saymıyor.

Kıbrıs'la ilgili olarak AİHM'nin verdiği, Türkiye'yi mahkum eden son kararlara da değinildi. Eğer ülkemiz bu kararları yerine getirmezse, Konsey'in ne yapacağı soruldu. Başkanın bu soruya yanıtı da açıktı:

'Bu konuda karar vermek hükümetlerin görevidir ama, tatsız olacağına inanıyorum' dedi. 'Pekiyi yani Türkiye Konsey'den kovulur mu?' sorusuna ise 'Bunu ben bilemem' diye yanıt vermekle yetindi.




FP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılırsa Avrupa Konseyi'nin ne gibi bir tepki göstereceğini sordular. Yanıtı çok kesindi: 'Hükümetleri bilemem ama Meclisin tepkisi menfi olur' dedi. Avrupalılar'ın, haklı olarak parti kapatılmasını akılları almıyor. Sağ partileri, kendilerindeki Hıristiyan demokrat ya da liberal partilerle kıyaslıyorlar.

İrtica konusu onların pek anlayamadığı bir konu. Bu yüzden ne kadar anlatmaya çalışsak, anlayabilmeleri güç, çünkü onlarda irtica partileri yok, sadece nazi ve faşist partiler var, ancak öyle olursa anlayabiliyorlar. Yoksa, irtica sorununu onlara anlatabilmek çok güç.

Bir konuyu daha anlayamamışlar. Bunu Başkan anlatmadı, başka bir kanaldan öğrendim. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, toplantılarına katılıp konuşacağını bildirmiş. Sonra 'hasta' olduğunu söyleyerek, yerine AB Genel Sekreteri Volkan Vural'ı göndereceğini bildirmiş. Fakat Yılmaz'ı TV'lerde konuşurken görmüşler ve canları sıkılmış. Bu davranışının nedenini anlayabilmiş değiller ve canları sıkılmış, üzülmüşler.

Gördüğünüz gibi, Avrupalılar'la anlaşabilmemiz çok güç. Şu ya da bu şekilde onlardan başka türlü düşünüyoruz. Ve bu yüzden de bir türlü anlaşamıyoruz.



8 / 19









Güncel -  Politika -  Dünya -  Ekonomi -  Para-borsa -  Spor -  At yarışı -  Futbol_1.lig -  Yazarlar -  Yaşam -  İnci -  Sinema -  Marmara -  Ege -  Akdeniz -  İç Anadolu -  Karadeniz -  Guney Doğu -  Wap -  Yazı dizisi -  Yıldız Falı -  E-mail -  Arama Arşiv -  Künye -  Reklam

© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.