Evet yeşil, hem de yemyeşil, Beyaz'a döner mi?

Yeşil çimenlerin üzerine oturup iki laf ettik.
Karşımda Türkiye'nin beğendiği bir dilber...
Süzüm süzüm süzülmese de, o podyumdaki yürüyüşüyle canlar yakan Çağla Şıkel'le neler konuştuk.
Yeşilin arasında Beyaz'ı...
Kendi yapacaklarını, biraz evliliği, biraz uçukluğu... Ünlü olmanın dayanılmaz üstünlüğünü... Ayakların yerden kesilip, uçurtma gibi uçmayı...
Sade, tek cümlelerle çoğu kez cevaplar verdi.
İstikrarlı, havalı ama bilinçsiz olmayan bir görüntü bıraktı.
Eee ne de olsa mektep, medrese görmüş...
Mahalle arasından çıkmamış podyumun üzerine... O bir balerin... Yakışmış da balerinlik...
Kısmet değilmiş, yapamamış...
Bugün bu işten memnun mu?
Sorduk çok şey, cevapladı düzgün Türkçe'siyle...
Pazar günü bir kır sohbetinde işte Çağla Şıkel...
Ne giyeceğimi Beyaz'a sormam
Bir defilede giydiğim yarı transparan kıyafet için Beyaz'dan izin aldığım şeklinde haberler çıktı. Ben Beyazıt'a ne giyecegimi asla sormam
Beyaz'la aslında her şey çok çabuk gelişti ve ve ciddi bir aşka dönüştü. 'İkimiz bir' vaziyetinde gidiyor her şey. Aramızda çok büyük bir saygı var. Ben kendimi bulduğuma ve büyüdüğüme inanıyorum onunla. Şu anda her şey çok keyifli. Evlilik meselesine gelince, aramızda hiç böyle bir kelime geçmedi. Biz henüz birbirimizi tanıma aşamasındayız, bir insanı tanımak o kadar kolay değil. Henüz ilişkimiz 3 aylık.
Teşhircilik yapmam
Bu arada geçen gün çıktığım bir defilenin ardından Beyaz'dan izin aldığım

şeklinde haberler çıktı. Ben Beyazıt'a şu kıyafeti giyebilir miyim diye sormadım, sormam da. Çünkü ben 4.5 senedir ne giyeceğimi çok iyi biliyorum. Üzerimdeki kıyafetin nasıl basit kalmaması gerektiğini çok iyi biliyorum. Beyazıt da benim önceki hayatıma baktığı zaman gördükleri şeylerden bir şeyler biliyor ve bana 'ne giyeceğinin en doğrusunu sen bilirsin' diyor. Benim giydiğim kıyafet Vural Gökçaylı'nın bir kıyafetiydi, sadece yan tarafı transparandı. Benim ne göğsüm ortadaydı, ne başka tarafım veya teşhircilik adına giyilmiş bir kıyafet değildi. Onu başka bir insan giyseydi belki o yazılabilirdi yani reklam diye. Ama ben o kıyafeti giydiğimde birazcık rahatsız oldum. Modacıyı da tedirgin ettim ve defilede giymedim.
(Beyaz'dan nefret ediyorum demiştin bir zamanlar?) Ben asla böyle bir şey söylemedim. Programında omzumu yaladığı zamanı diyorsunuz herhalde? O zaman da sinirlenmedim. Çünkü Beyazıt, o dönemde birçok insana o tip şeyler yaptı. Programın da böyle bir mizacı var. Ben o programa bilerek gittim. Beni beğendiğini belli edecek kelimeler söylemesi, hafif şımararak konuşması beni rahatsız etmedi, omzumu yalaması da beni rahatsız etmedi. Ben sadece şaşırdım, öyle tiksindim, nefret ettim demedim.
Birlikte olduğum insanın tipi elbette önemli. Ben seveceğim erkeği tanıdıktan sonra, ay şurası şöyle, burası böyle olsun asla bunu düşünmem. Beyazıt, çok güzel bir insan, hem görünüşüyle hem çizdiği hayatıyla. İdeal bir çift olduğumuzu düşünüyorum, gerek kişisel olarak gerek fiziksel olarak.
Kimseyi rakip görmüyorum
Bu camia hakkında yorum yapan insanların, bu işi yapanların ya da yapmayanların, sadece reklam amaçlı yapmak isteyenlerin, kim olduklarının farkında halk. O yüzden benim hiç böyle bir derdim yok. Ben bize söylenen hani o abuk sabuk lafları var ya, 'seksi manken', 'gündemdeki manken' laflarını hiç üstüme alınmıyorum. Ben bu zamana kadar işimle gündeme geldim. Şu anda tamam çok medyatik bir insanla birlikteyim ama yine de işimle gündeme gelmeye gayret ediyorum. Bu işi iyi yaptığıma inanıyorum. Kimseyi de kendime rakip görmüyorum -tabii bu rakipsizim demek değil-yani karşılaştırma yapmıyorum.
Aldinç'i ben de beğeniyorum
Kıskançlık konusuna gelince, Beyaz'ı hiç tanımayan insanlardan

korkmuyorum, yani sokaktaki insandan. Ben başka bir kızın Beyaz'a karşı ilgisini görürsem, kıskanıyorum ama kendi içimde kıskanıyorum. Beyaz'a bunu hiç belli etmem. Ama o bana belli ediyor. Aslında ikimiz de çok kıskancız. (Ayşegül Aldinç'ten de kıskanıyor musun?) Hayır. Çünkü, o biraz reklama kadar kaymış bir şey. Ayşegül Aldinç bir yerde çıktığı zaman Beyaz'ı sunucu olarak istiyorlar. Ben Beyaz'a geçen gün de sordum, beğeniyor musun diye, evet dedi, ben de beğeniyorum. Çünkü ben de o tarz seven biriyim. Kıvırcık saçlı, esmer, koca gözlü, iri dudaklı, Türk kadınını yansıtıyor. (Beyaz'ın Demet Şener'le de ilişkisi oldu. Demet'le şimdi aranız nasıl?) Benim Demet'le hiç bir zaman özel bir görüşmem olmadı zaten. Ama Demet gerçekten çok sıcakkanlı bir insan. Biz mart ayında bir işte çalıştık, saatlerce konuştuk, makara yaptık. O, zaman Beyazıt yoktu ama olsaydı da durum farklı olmazdı zaten.
Bu arada mankenlik yaparken başka branşlara da kaydım. Dizi mesela. 23 bölüm 'Zehirli Çiçek'i çektik. Ekonomik kriz yüzünden o dizi de durdu. Türker İnanoğlu ile iki senelik bir anlaşmam var, ama geciktirilecek çünkü henüz bir şey yapamadım. Önümde 3 tane yeni proje var. Sinema ve dizi film ama henüz bir şey belli değil. İlk bölümlerde arkadaşlarımın söylediklerine göre çok komikmişim. Çünkü oyunculuğa yeni başlamıştım ve neyi nerede yapacağımı hiç bilmiyordum. Ama dizi ilerledikçe özellikle ikinci 13' de varlığımı hissetmeye başladım. (Kerem Alışık dizideki kocan rolünde özel hayatında da tipin mi Kerem?) Hayır. Hiç öyle görmedim, öyle bakmadım. Çok iyi bir insan. Ben onu hep ağabey olarak gördüm. Benim ondan hep bir şey öğrenme çabam oldu.
Derviş hem yakışıklı, hem bakımlı
Siyasete biraz ürkek ve uzak bakıyorum. Siyaset denince ilk aklıma gelen Meclis kavgaları, sandalye fırlatmalar, ve son kriz. Ben gazetenin o kısımlarını okumuyorum, sinirimi bozacak diye. Bir gün gel siyaset yap deseler, herhalde asla, o strese dayanamam. Ben zaten çok konuşan bir insan değilim. Anneme bile bütün gün içerisinde yaşadığım olayları bir dakika içerisinde anlatırım, o bile çıldırır. Ben bazı şeyleri çok içime atarım, çok fazla paylaşımcı bır insan değilim. (Ekonominin başında sen olsan nasıl düzeltirdin?) Bu zamana kadar hiç bir çare bulunmadı. Ama dış destek, geliyormuş, faydalı olur herhalde. Diğer yandan dünyaya baktığın zaman insana daha fazla değer veriliyor. Bizdeki kadar saygısızlık yok diye tahmin ediyorum. (Derviş'i beğeniyor musun?) Ekonomiden anlamam. Ama Derviş'i destekliyorum. İlk defa Derviş Türkiye'ye geldiğinde bana gazeteciler telefon açıp, Derviş'i nasıl buldun diye soru sordular. Daha elime gazeteyi yeni almış ve ilk defa fotoğrafını görmüştüm. Ama hoş bir bey, bakımlı görünen bir bey.