Deniz Gökçe
Enkaz altında kalacağız!
Türkiye Telekom ve bankacılık konusundaki iki kanunu çıkaramadığı için yeni bir stabilizasyon programı çerçevesinde alabileceği dış destekten mahrum olmak durumunda. Telekom Yasası, Bakan Enis Öksüz'ün direncini aşamadı. Bakan Öksüz tabii ki yalnız başına değil, Bahçeli'den başlayan tüm MHP'nin aşırı milliyetçi direnişini temsil ediyor. Bankalar Yasası ise Zekeriya Temizel tarafından hazırlanan aşırı sol bir taslağın, arka plandaki müfettiş-bankalar yeminli murakıbı kavgası ile bulamaç olmasını ve bir aşırı reaksiyon kanunu niteliğini aşamıyor. Bu iki pürüzü bir hafta içinde çözemediğimiz takdirde biz de krizi aşamayacağız.
Enis Öksüz'ün Telekom itirazları konudan haberdar olmayanlara sanki mantığı varmış gibi gelebilir. Öksüz kendince 'devlet tekeli yerine özel tekel yaratmak' konusunda hassaslık gösteriyor. Ama bu sözü aslında saçma bir söz. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Brezilya, Meksika özel tekel yaratmamak için çeşitli önlemler almışlar. Ya şirketin bölümlerini parça parça özelleştirmek ya da tek bir parça olarak özelleştirip fiyatı regüle eden, ilke sahibi bir bağımsız komisyon kurmak alternatifleri artık çoluk çocuk tarafından bile biliniyor. Artık ekonomi birinci sınıf öğrencileri bile bu işin uluslararası uygulamalarına vakıf.
Diğer bir itiraz aşırı sol ve aşırı sağ kanat tarafından uzun zamandır ortaya atılan ve Silahlı Kuvvetlerin de son dönemde angaje olduğunu belirttiği stratejik kelimesi ile ilişkili. Burada da çözümler açık seçik belli. Telekom teknolojisini kendisi üretmeyen, uyduyu, bilgisayarı, yazılımı, kabloyu dışardan alan ülkenin gizli ve stratejik nesi olabilir ki? Biz bu satırları yazarken bile isteyen bizim ne yazdığımızı izleyebilir. Bugünün teknolojisinde yirmi santim boyundaki şeyleri gökyüzünden bile izlemek mümkün. Tarlada ne ekili olduğu santim santim izlenebiliyor. Geçen yüzyılın paranoyası bu yüzyıl neden geçerli olsun ki? Ayrıca eğer isteniyorsa askeri kullanım için bir tane uydu atılıp salt askeri kullanım için çalıştırılabilir.
Ama bizim için esas en önemli olan konu ülkemizde askerin veto hakkı sahibi olması. Açık seçik bilinmesi gerek ki, askerin teknik görüşü vatandaşın demokratik oylamasının önünde ve üstünde değil. Yapın bir referandum, göreceksiniz ki, vatandaşın çoğunluğu Telekom özelleştirmesinin yapılmasını arzu ediyor. O zaman Ordu kendine ayrılan milyarlarca dolarlık vatandaş vergisinden bir bölümü yeni bir askeri uydu için ayırmak ve vetoyu geri çekmek zorunda kalır.
Kaldı ki konu Telekom özelleştirilmesi de değil. Siyasiler yandaşlarına kıyak sisteminin en büyük arpalıklarından birinden vazgeçmek istemiyor ve stratejik, tekel, milliyetçilik gibi kelimelerin arkasına saklanarak eski sistemi sürdürmek, değişmemek istiyorlar. Biz ise vatandaşın çoğunluğunun değişim istediğini biliyoruz!
Telekom zaten artık satılamaz. Kimse almaz. Sadece reform arzumuzun olup olmadığının sinyali haline geldi. Ama iki yıldır bakanlık yapan Enis Öksüz ve çevresi iki yıldır bu konunun yapılmasını değil yapılmamasını planladıkları için şimdi en kritik zamanda 'iki ay vakit talep etme' kaçağına angaje oldular.
Halbuki ölüm ile kalım arasında ülkenin sadece bir hafta vakti kaldığı da gerçek! Öksüz ve partisi iki krizden sonra ülkeyi bir kere daha batırmayı tercih ediyor! En son faturayı Derviş'e kesmeye çalıştılar. Ama gerçek açık seçik bizim çizdiğimiz tablo! Telekom hem Öksüz'ü ve MHP'yi, hem de Türkiye'yi yıkabilir!
|