Şakir Süter
Galeri
Alevilik
Alevilik konusu Türkiye'de ya yanlış bilinir, ya eksik; ama doğrusu da anlatılmaz; çünkü anlatılamaz.
Bu konuda devletin ihmalleri kadar, Aleviler'in kendi aralarındaki ihtilafları da Alevilik mezhebi üzerindeki şalın kalkmasını önler.
Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan'la, bir grup meslekdaşımızla birlikte sohbet ediyoruz.
Prof. Doğan çok dertli; özellikle siyasetçilerden; ve de başbakan Ecevit'ten...
Ama, en çok da Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan...
Siyasetçilerle ikili görüşmelerinde, haklı olduklarının söylendiğini ama iş icraata geldiğinde Diyanet'in devreye girip verdiği 'fetva' ile tekrar başa dönüldüğünü ifade ediyor!
Bu bağlamda iddialı bir sözü de var:
- Diyanet İşleri, devlet içinde devlet gibi davranıyor! Ve buna da göz yumuluyor!
Türkiye'nin en duyarlı konularından biri Alevilik; kaşımaya çok uygun bir alan...
Zaman zaman da kaşınmış ama Alevi yurttaşlarımızın duyarlılığı sayesinde, her şeye rağmen 'ucuz atlatılmış' üzücü örnekleri yaşadık birlikte...
Prof. İzzettin Doğan, özel imtiyaz peşinde olmadıklarını, Anayasa ile kendilerine tanınması gereken hakların verilmesini istiyor.
Aleviliğin bir 'suçmuş' gibi gösterilme çabalarından rahatsız.
Aleviler içinde büyük bir çoğunluğun göğsünü gere gere 'Ben Aleviyim' diyemediğini, bunun da üstü kapalı baskıların sonucu olduğunu söylüyor.
Dinayet'te temsil, cemevleri için arsa, ders kitaplarına Aleviliğin konulması gibi talepleri var.
Türkiye'de Alevi mezhebine mensup insanlarımızın sayısının 25 milyon olduğunu belirtiyor Prof. Doğan...
Deyin ki; 25 değil, 20 milyon; neresinden bakarsanız bakın, Türkiye'nin yüzde 25'ini aşan bir kitle...
Nasıl görmezden gelip 'yok' sayarız bu insanlarımızı?
Ve nasıl olur da siyasetçiler bu kitleyi sadece 'seçim malzemesi' görmekte ısrar ederler.
AB sürecindeki Türkiye'nin bu konuya el atması, kabul edelim ki, gecikmiş bir olay...
Daha ne bekliyoruz?
Tıpkı idam cezasındaki gibi, 'AB istedi de yapıyoruz' durumuna düşmek yerine...
Sadece mezhep farkı olan, aynı dine mensup bu insanlarımızın sorunlarını bizzat devlet, kendi eliyle çözemez mi?
Aleviler'in aklı başında, sözü dinlenir, güvenilir temsilcileri var.
Devletle barışık, ülke çıkarlarının üzerine titrediği için böylesi duyarlı bir konuyu 'kavga sebebi' yapmaktan özenle kaçınan bu insanların sabırlarını daha fazla zorlamanın kime yararı olabilir?
Hem bizim yüce dinimiz barışı, kardeşliği, uzlaşmayı önermiyor mu?
Bizce, daha fazla gecikilmeden, mutlaka üzerinde -hem de hiç gecikilmeden- durulup bir çözüm yolu bulunması gereken bu duyarlı konuya dikkat çekmek istedik!..
Ödeşme!
'Sıcak tatili' niçin sadece memura verildi?
Günah çıkartmak için...
Yüzde 10'luk maaş zammının 'günahı!..'
Sıcaksever!
'..Hükümet ayrıca vatandaşların gölgede oturmalarını da önerdi. Vatandaş eşek çünkü. Bakarsınız güneşte oturuyor.'
Bekir Coşkun - Hürriyet yazarı.
Basit bir soru
Bazı politikacılar gibi 'popülizm' yapmak değil niyetimiz.
Kaldı ki, ekonomist değiliz, anlamayız.
Ama hiç anlamadığımız bir konu daha var ki, büyüklerimize sormadan edemiyoruz.
Aslında çok basit bir soru bu...
Efendim, memur maaşlarına yüzde 10.1'lik zam yapıldı malumunuz.
Örneğin 1/4'ten bir öğretmenin eline zamlı olarak geçecek para 228 milyon lira...
Acaba, çocuklarımızı emanet ettiğimiz bu öğretmenin...
Ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, telefon, elektrik ve su paralarını nasıl karşılayacağını bilen birileri var mı?
Lütfen birileri bu basit soruya cevpa versin de, öğrenelim!..
Benim Köşem - Sıtkı ÇOKSİNİRLİ
İlk'lerin başbakanı
Büyük Ecevit'in büyük zaferlere imza atışından rahatsızlık duyan gazetecileri bir daha uyarıyorum.
Söyleyin, cumhuriyet tarihimizde hangi başbakan çıkıp 'aşırı sıcaklar nedeniyle sıcak tatili' kararı verdi?
Bu soruya verilecek cevap yok; çünkü, böyle bir başbakanımız hiç olmadı.
Turkcell isimli dev bir şirket de, yine Cumhuriyet tarihinde ilk kez, Ecevit'in başbakanlığı sırasında New York Borsası'nda gong vurmadı mı?
Bu gerçeklere kim itiraz edebilir?
Köy-Kent gibi bir büyük projeyi ilk kez kim ortaya attı ve istikrarlı biçimde çeyrek asırdır bu projenin peşinden kim koştu? Ecevit...
Başbakanlıkta ilk kez bir minibüsü makam otosu yapma şerefi kime ait?
Bazı münafıklar, 'Orhan Gencebay'ın, bazı filmlerinde minibüs kullandığını' söyleyecek olabilirler.
Hemen tarihe başvurup onların ağızlarını da hemen kapatalım:
- Gencebay hiç başbakanlık yapmadı.
Tarihi gerçeklere parmak bastıktan sonra istemeyerek de olsa topuklarından vurulma ihtimali olan gazetecilerin listesini veriyorum; İşte KARA LİSTEM:
Rahmi Turan (10), Bekir Coşkun (10), Emin Çölaşan (9), Mehmet Türker (9), Mehmet Barlas (8), Fehmi Koru (8), Umur Talu (7), Zeynep Atikkan (7), Melih Aşık (6), Ali Bayramoğlu (6), Cengiz Çandar (5).
İşte, gazeteciliğin yüzakları ve benim AK LİSTEM:
Ertuğrul Özkök (10), Sebahattin Önkibar (10), Süleyman Yağız (10), Ahmet Tan (9), Hasan Cemal (8), Sedat Ergin (7), Kenan Akın (6)...
Aile tarihi!
Maymun fıkralarını Mehmet Barlas tekrar moda yaptı ya...
Ömer Temur'un yeni kitabı 'En Güzel Fıkralar'da gözümüze ilişeni alıyoruz.
Din dersi öğretmeni Temel, öğrencilerine ders veriyordu:
- İnsanlar, Adem ile Havva'dan gelmişlerdir.
Öğrencilerden biri ayağa kalkıp 'Hocam, bu doğru değil' dedi.
Temel 'doğrusu neymiş' diye sordu.
- Babam, bize maymundan geldiğimizi söyledi.
Öğretmen Temel, gayet sakin 'sevgili çocuğum' dedi:
- Sizin 'Özel aile tarihiniz' bizi hiç ilgilendirmiyor da!..
NOKTA...Hayat, ya gözüpek bir macera ya da hiçbir şeydir.(Helen Keller)
|