14 Aralık 1999 Salı
  GÜNCEL
  POLİTİKA
  DÜNYA
  EKONOMİ
  PARA-BORSA
  SPOR
  YAZARLAR
  YAŞAM
  BİZE ULAŞIN
  ARŞİV






































Süper gücün ayak sesleri

Bir zamandır beklenen gerçekleşti ve Türkiye Avrupa Birliği'nin tam üye adayı oldu. Son bir haftadır hemen hepimiz bu haberi dinler, konuşur, tartışır olduk. Pek de anlamadan, içeriğini bilmeden...

Bugün bir yazı dizisine başlıyoruz. Üç gün sürecek bu dizide öncelikle Avrupa Birliği (AB) ile ilgili temel bilgileri vermeye çalışacağız. Ne zaman kuruldu, neden kuruldu, nasıl gelişti, hangi yöne doğru gidiyor?

Sonra Türkiye'nin AB serüvenini anlatacağız. Ne zaman başladı, nasıl gelişti, şimdi nerede, son alınan kararın anlamı nedir?

En son olarak da geleceğe bakacağız. 10-11 Aralık Helsinki zirvesi yaşamımızı nasıl etkileyecek; neler değişecek; neler beklemeliyiz?

Kimseyi üzmeden yazı dizimizin son cümlesini şimdiden yazalım:

Helsinki Zirvesi kararı kesinkes bir son değil, bir başlangıçtır. En az beş yıl sürmesi beklenen, belki de on beş yıla kadar uzayabilecek bir tam üyeliğe geçiş sürecinin başlangıcı. Bu süreç çok zor olacaktır. Çünkü bu süreçte çözülmesi gereken (Kıbrıs ve Ege gibi), ama yıllardır çözülememiş sorunlar önümüze çıkacaktır.

AB'nin tarihçesi

Bugün on beş üyesi olan Avrupa Birliği'nin ilk adımı 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile atılmıştır.

O yıllara geri dönüp düşünelim. Avrupa, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye bölünmüş. Doğu Avrupa, SSCB komünizmi altında inim inim inliyor. Ruslar bütün Avrupa'ya ve bütün dünyaya komünizm ihraç etmek istiyorlar. Özgür dünyanın başında ise ABD var. Savaştan az yara almış, liberal düşüncenin bayraktarı Amerika...

Batı Avrupa ise sorunlu. Savaşta yıkılmış ve yakılmış. Refah düzeyi çok düşmüş. İnsanlar komünizm gibi 'kuramda eşitlikçi' bir düşünce ve yönetim yapısına sıcak bakma eğilimindeler.

Üstelik Avrupa'da son iki yüz yıldır savaşan iki ülke var:

Almanya ve Fransa. Hem Birinci Dünya Savaşında, hem de İkinci Dünya savaşında hep Almanya Fransa'ya saldırmış. Anlaşılıyor ki Avrupa'da, en azından Batı Avrupa'da barış, Almanya ile Fransa'nın barış içinde yaşaması ile olasıdır.

Avrupalı politikacı ve aydınlar bu gerçeği görünce bu iki ülkeyi bütünleştirmeye (entegrasyon) karar veriyorlar. Önce ekonomik bütünleşme; ardından da, eğer ekonomik bütünleşme başarılı olursa, politik bütünleşme.

İlk sınav Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nun kurulmasıdır (1951). Kömür ve çelik üretimi, kullanımı uluslararüstü kurallara bağlanıyor. Kömür ve çelik? Sizi şaşırtabilir. Ama o günün teknolojisini anımsayın. Savaş araçları yapmak için bu iki maddeye gereksinim vardır. Eğer bu iki maddenin üretimi ve kullanımı uluslararüstü bir denetime alınırsa kimse kontrolsüz bir biçimde silahlanamaz! +*bGerçekten iyi bir düşünce...

Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu başarılı olur. Artık sıra bütünleşmeyi bütün ekonomiye yaymaya gelir. O nedenle de 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulur. Amaç, ilk üye olan altı ülkenin (Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda) ekonomik olarak bütünleşmesidir. Amaç, bu ülkeler arasında malların, çalışanların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını sağlamaktır (aynı tek bir ülke içinde olduğu gibi). Amaç, Almanya'nın sanayi ürünlerine ve Fransa'nın tarım ürünlerine daha büyük bir pazar yaratarak batı Avrupa'nın hızlı kalkınmasını, böylece de halkın refah düzeyinin artmasını sağlamaktır.

1957'de başlayan bu serüven, bugün artık tam bir başarıya dönüşmüştür. İlk önceleri sadece bir ekonomik bütünleşme arayışı olarak başlayan AET, yıllar içinde biçim değiştirerek tam bir 'Birlik' olma yoluna girmiştir. Yani artık gerçekten Avrupa Birleşik Devletlerinin kurulması için çalışmalar sürdürülmektedir.

Şu anda AB'nin on beş üyesi vardır. Bir o kadar da ülke kapıda AB'ye girmek için sırada beklemektedir. Yani artık Avrupa tek bir birlik olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Ancak bu birliğin tamamlanması için AB'nin de önce kendi ev ödevini yapması gerekmektedir. Bundan kırk beş yıl önce sadece altı ülkenin birlikteliği için tasarlanan yapı, otuz ülkeli bir oluşumu taşımaktan uzaktır. Öncelikle AB bu yapıyı değiştirecek ve ondan sonra da içlerin de Türkiye'nin de olduğu Doğu Avrupa ülkelerine açılacaktır.

İşte Türkiye de şimdi tek bir parası (EURO), tek bir pazarı (ortak pazar), tek bir hukuk sistemi (A:B muktesebatı); ama bir çok kültürü olan bu oluşuma üye olma yoluna girmiştir.


ANA HABER

Işıkara: İddialar asılsız
Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Litvanyalı bir bilim adamının 14-17 Aralık ...


TV Dağıtım...
İzmir'de başlıyor Akşam Gazetesi çeşitli sebeplerle televizyonlarını alamamış bulunan bir kısım okurlarına ...


Yazı Dizisi
Süper gücün ayak sesleri
Bir zamandır beklenen gerçekleşti ve Türkiye Avrupa Birliği'nin tam üye adayı oldu. Son bir haftadır ...



Güncel -  Politika -  Dünya -  Ekonomi -  Para-borsa -  Spor -  At yarışı -  Futbol -  Basketbol -  Yazarlar -  Yaşam -  Yazı dizisi -  E-mail -  Arşiv -  Akşam Yayın Grubu -  Standart karakterler -  Künye -  Reklam

© 1999 Basın Yatırım San.ve Tic.A.Ş.