Deniz Gökçe
Para politikası dövizleri sattıracak!
Üç gündür tipik bir Ortodoks stabilizasyon programı çerçevesinde enflasyonun nasıl düşürüleceğini teorik olarak ve bugüne kadar açıklanan bilgilere dayanarak da uygulama şeklinde gündeme getiriyorduk. Dün enflasyona karşı en büyük silah olan döviz kuru politikasının unsurlarını verdik. Bugün ise gene geçen hafta Merkez Bankası Başkanı tarafından açıklanan para politikasının detaylarını basite indirgeyerek vermeye çalışacağız. Bunun için bazı teknik açıklamalar vermemiz gerek.
Merkez Bankası ilk hedef olarak para politikasının açıklanan döviz kurlarından sapma olmasına yol açmayacak şekilde götürülmesine gayret edecek ve bu konuda taviz vermeyecek. Bu nedenle Merkez Bankası bilançosu üzerinde birkaç hedef üzerinde operasyon yapılacak.
Önce hedeflerden döviz olarak hesaplananlara bakalım. Döviz cinsinden hedefin adı 'net uluslararası rezervler'!
Bilindiği gibi Merkez Bankası bilançosunda aktifte döviz cinsinden varlıklar var, mesela altın veya döviz mevcudu veya döviz cinsinden alacaklar.
Bilançonun pasifinde ise döviz cinsinden borçlar var, bunlar yurt dışına döviz borçları (Almancıların Merkez Bankası'na Dresdner hesabı veya süper hesap adı altında yatırdıkları döviz mevduatı, ki toplamı 11.5-12 milyar dolar civarındadır), ayrıca bankaların döviz tevdiat hesapları için yatırdıkları döviz cinsinden tutulan munzam karşılıklar var (ayrıca Hazine'nin döviz olarak hesabı tutulan, Merkez Bankası'ndan alacakları var, ama onları bu hedef tanımına katmıyoruz).
İşte bu iki kalemi birbirinden çıkartırsanız adına net uluslararası rezervler deniyor. Sokak tabiri ile döviz varlığı eksi döviz borcu eşittir net döviz pozisyonu olarak düşünebilirsiniz. Bu rakam eylül ayı sonunda kabaca artı 9 milyar dolar veya 4.5 katrilyon TL büyüklüğünde idi. Birinci hedef bununla ilişkili!
İkinci hedef Merkez Bankası bilançosu aktifindeki genelde kamuya verilen TL kredilerden, bilançonun pasifindeki genelde Merkez Bankası'nın kamuya ve bankalara olan borçlarının netleştirilmesinden oluşan ve net iç varlıklar adı verilen kaleme dair hedef oluyor.
Mesela bir örnek verirsek, Merkez Bankası kamuya yüz TL kredi vermişse ve elli TL de kamuya borcu varsa, net 50 alacaklıdır, yani net iç varlıklar 50 TL olmuştur. Net iç varlıkların pozitif elli TL olması demek Merkez Bankası elli TL para yaratmıştır demektir.
Buraya kadar anlatılanları kabaca özetlersek Merkez Bankamız iki şekilde para yaratabilir. Birincisi döviz satın alıyorsa yani net uluslararası rezervleri artıyorsa döviz karşılıklı para yaratıyor demektir. İkincisi, eğer net iç varlıklar pozitif olarak büyüyorsa kamuya kredi vererek para yaratıyor demektir.
Şimdi bu IMF stand-by anlaşması çerçevesinde Merkez Bankası net iç varlıklara getirdiği bir tavan ile kamu kesimine kredi vererek para yaratmayacağını, ayrıca net uluslararası rezervleri de bir tabandan aşağıya düşürmeyerek, hatta büyüterek, sadece döviz alarak para yaratacağını deklare etmektedir.
Özetle Merkez Bankası bundan sonra döviz getirirseniz dövizi alacak, döviz talep ederseniz de dövizi size satacak. Bu satışın kurları da önceden belirli. Yani belirsizlik yok. Ama esas hedefi size dövizleri sattırmak. Bu nedenle kamuya TL kredi vermediği zaman TL yaratımını sınırlamış olacak, o zaman da TL isteyenler ellerindeki dövizleri getirip satarak, yani döviz karşılığı TL talebi yaratarak TL'ye kavuşacaklar. Ve enayi değillerse tabii bunu yapacaklar, çünkü TL yeni kur politikası çerçevesinde aşırı değerlenmiş olacak. Çünkü önümüzdeki 18 ayda TL dövizden daha kıymetli olacak. Bu politikanın 18 ay süreceği garanti ediliyor.
Geçmişte ülkemize dışardan döviz girdiği veya içerdekiler döviz sattığı zaman Merkez Bankası yaratılan TL'yi ortalığı karıştırmasın ve enflasyonist olmasın diye açık piyasa işlemleri denen repo ve ters repo işlemleri ile sterilize ediyor, yani ortalıktan kaldırıyordu. Bu işlemler de faizleri yüksek tutuyordu. Şimdi ise Merkez Bankası açık piyasa işlemleri ile para yaratma veya çekme işlemi yapmayacak, faizler ile oynamayacaktır. Sadece kamu mevduat yatırdığı veya çektiği zaman piyasada olan TL miktar dalgalanmalarını törpüleyecektir. Mesela bayram veya maaş günleri öncesi ve hemen sonrasında bu tür müdahale olabilecek, bunun dışında olmayacaktır.
Benzer şekilde Merkez Bankası bir gecelik veya overnight piyasası denen piyasada da, yani bankalararası veya interbank denen piyasada da taraf olduğu işlemleri azaltacaktır. Merkez Bankası komisyon verecek, ama piyasadaki en büyük hakim rolünden vazgeçecek, interbank piyasasını da arz talebe bırakacaktır. Yani daha basit bir ifade ile bu kanalla da TL likidite yaratmayacaktır.
Bu şartlarda, sevgili okurlar o elinizde tuttuğunuz dövizleri TL bulmak için satacaksınız! Allah'ın emri bu! Burada yazılan her şey döviz getirenlerin aldığı TL karşılığında yaratılanın ötesinde Merkez Bankası'nın TL yaratmayacağı anlamına geliyor. Bunun mali piyasalarda likidite sıkıntısı yaratmaması için ise bankaların mevduatlar karşılığı Merkez Bankası'nda tuttukları mevduat munzam karşılıkları yüzde sekiz düzeyinden yüzde altı artı yüzde iki kasa nakti şekline çevrilmektedir. Merkez Bankası bu şekilde banka sisteminde 350 trilyon veya yediyüz milyon dolar kadar bir likidite serbestisi sağlamış olmaktadır. Bu da hem fon maliyetini düşürücü, hem de likiditeyi arttırıcı hem de faizleri aşağıya itecek bir olgudur.
Biz döviz kuru politikası ile para politikasını birarada düşündüğümüz zaman Türkiye'nin kabaca yüzde doksan bir para kurulu düzenine girdiğini, bunun enflasyonu kesin aşağıya iteceğini ve bu düzenden çıkışın da planlanmış olduğunu düşünüyoruz. Böyle düşününce de iyimser oluyoruz. Riskleri ise yarın tartışacağız!
|