Rıza Zelyut
İrtica diş gösteriyor
Hatırlayınız: 2 yıl kadar önce Milli Güvenlik Kurulu, 'Türkiye için birinci tehlike irticadır' dediğinde çoğu insan bunun anlamını çözememişti.
Çünkü o sıralar PKK terörü daha yakıcıydı.
Şimdi PKK terörü dizginlendi, kıstırıldı, geriletildi.
Fakat, asıl tehlike devam ediyor.
Pazar günü irtica sokağa döküldü.
İstanbul... Samsun... Konya... Erzurum, İzmir... Ankara... Kahramanmaraş... Kayseri... Şanlıurfa... Bursa...
Bu illerde, irtica yandaşları başörtüsü yasağını protesto adı altında gövde gösterisi yaptılar.
KENDİLERİNE MÜSLÜMAN
Türkiye, şu sıralar kıldan ince kılıçtan keskince bir yol üzerinde geleceğini yakalama savaşı içinde. Ülkemiz, enerji yollarının kavşak noktası olmanın kavgasını veriyor. Bir elimizle Orta Asya'ya, diğer elimizle Avrupa'ya uzanıp oralardan Türkiye'ye ekmek aktarmaya çabalıyoruz.
Gelin görün ki bazılarının derdi başka...
Sanki milyonlarca gencimiz işsiz değil...
Sanki gelir dağılımı derdimiz yok...
Sanki dünyanın zenginliğinden pay kapmak için bilimde, eğitimde hamle yapmak zorunda değiliz...
Varsa yoksa bir türban...
Sanki evinde, sokakta, özel iş yerinde ona karışan var...
Devletle savaş içindeler ya...
İlla devlete de türbanı kabul ettirecekler...
İşte o zaman ideolojik bir zafer elde etmiş olacaklar...
Bu nedenle sokağa dökülüp türban zinciri oluşturuyorlar.
Onların derdi ne Avrupa Birliği'ne girmek... Ne Asyanın enerjisini Türkiye'ye getirip buradan pazarlamak...
Varsa yoksa türban...
Başkalarının hakkı mı? O zaman bu hak ve özgürlük mücahitlerini koydunsa bul.
HAK VE ÖZGÜRLÜK BU MU?
Milletimiz artık uyandı... Dinsel sembolleri kullanarak mal-mülk ve siyasi güç elde etmek isteyenlere yüz vermiyor ya... Şimdi bu fırsatçı uyanıklar başka bir yol deniyorlar.
Türban eylemine halk yüz vermeyecek olduğundan, işin adını 'Hak ve Özgürlük Mücadelesi' koyuyorlar. Düşünün bir: Bunları örgütleyenler, kendilerine 'İnsan Hak ve Özgürlükleri Platformu' adını vermiş. İstanbul Valiliği, böyle bir kuruluşun olmadığını, bu işi yapanların kanunsuzluk yaptıklarını söylüyor. Kanunsuz iş yapanlar da günümüzde herkesin savunduğu 'insan hakkı ve özgürlüğü' kavramının arkasına saklanıyor.
Yani artık, 'dindar görünmek' modası bitiyor.
Zaman artık insan hakkı ve özgürlüğünü savunur görünüp siyasi-maddi rant kazanma zamanıdır.
Yobazlar da şimdi taktik değiştirip insan hakkı ve özgürlüğünü savunur görüntüde poz veriyorlar.
Pazar günü sokağa dökülenlere baktınız... Gördünüz...
Bunlar mıydı insan hak ve özgürlüklerini savunacak olanlar?
Bunların kafasında türbandan başka ne vardı?
Ne dersek diyelim bunlar uslanmazlar.
Cumhuriyetimizin başına bela olan bu ekibin yola gelmesi de mümkün değildir.
Dikkat edin: Bir taraftan Avrupa Birliği'nin ölçüleri niye bize uygulanmıyor diye feryat ediyorlar, bir yandan da o ölçüleri Türkiye'ye getirmek için ciddi bir çaba içinde olan şu hükümeti yıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bir yandan Avrupalı gibi davranmak istiyorlar, bir yandan Avrupalı gibi düşünenlere cihat ilan ediyorlar.
Yani bunlar işlerine geldiği kadar AB'li olmak isteyen ama asla AB'li olamayacak bir parçamız.
Onlara acıyorum...
Fakat, devlet olarak olduğu kadar vatandaş olarak da işimiz zor.
Büyük devlet olma mücadelesi veren Türkiye'mizi çelmeleyen bu geri zihniyetle mücadele sadece devletin değil biz vatandaşların da birinci görevidir.
|