KinÅŸasa-Yaounde
Afrika ziyaretinin ilk ayağı Kongo Cumhuriyeti'nin baÅŸkenti KinÅŸasa'ya indiÄŸimizde çok sayıda özel uçak dikkatimizi çekmiÅŸti.
Havaalanı bakımsız, altyapısız ama pahalı küçük uçaklarla dolu, büyük tezat.
Sebebini CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül açıkladı: 'Burası dünyanın en zengin madenlerinin kaynağı, özellikle elmas ve altın cenneti.'
Gül, 'vicdani sorumluluk' hatırlatması yaparken, sömürgecilik zihniyetini eleÅŸtirdi ve 'insanlığın Afrika'ya yaptığı bir yüz karasıdır' diyerek tepkisini dile getirdi.
Göz kamaÅŸtırıcı yeraltı zenginliÄŸine karşın, sokaklarında fakirlik ve sefaletin kol gezdiÄŸi bir ülke... Kongo, Afrika'nın geri kalanının özeti gibi adeta. Bir milyarlık nüfusuyla dünyanın yeni mücadele alanı: Özellikle Çin'in ABD ile kıyasıya rekabetine sahne oluyor. Çin baÅŸbakanı sadece geçen yıl beÅŸ kez Afrika'ya gelmiÅŸ. Avrupalılar ise yüzlerce yıldır zenginlikleri adeta yaÄŸmalamış. Artık, 21. yüzyılda Afrika bir stratejik rekabet arenası.
Åžimdi Türkiye 'ben de varım' diyor, bu uzak coÄŸrafyalarda.
Gül'e çok ilgi gösterdiler, yakınlık sergilediler. DoÄŸası gereÄŸi 'güler yüzlü' olan CumhurbaÅŸkanı'nı sanırım uzun zamandır hiç bu kadar keyifli görmemiÅŸtim.
Kongo'daki son gecemizde sohbetimize Gül bu neÅŸeyle baÅŸladı, yanımıza geldiÄŸinde 'hepimiz birer Afrikalı bebek evlatlık edinip, götürelim' diyerek söze girdi, sonra 'Hayrünnisa ile konuÅŸtum, bizimkiyle (yeni dünyaya gelen Zeynep torun) beraber büyütürüz diyor' cümlesiyle devam etti.
GAZETECİLER NE OKUYOR?
Gül, seyahat boyunca gazetecilerle yakından ilgilendi, hepimizle sıcak ve samimiydi. Ece Temelkuran'a, 'kitabını aldık, önce Hayrünnisa okuyacak, o sıraya koyuyor, sonra ben baÅŸlıyorum' dedi.
Yolculuklar uzundu; İstanbul-KinÅŸasa 8 saat sürdü. Oradan Yaounde'ye geçiÅŸ 2 saat. Artık adet olduÄŸu üzere 'kim ne okuyor'a baktım.
Benim elimde Engin Geçtan'ın 'Zamane'si var. Birey ve toplum psikolojisiyle ilgilenenlere ÅŸiddetle tavsiye ederim.
Fatih Çekirge, Bejan Matur'un 'Rüzgar Dolu Konaklar' kitabını okuyordu. CumhurbaÅŸkanı'nın Basın BaÅŸdanışmanı Ahmet Sever'in ellinci doÄŸum gününde Fehmi Koru, Fatih Çekirge, Bejan Matur ve ben ÅŸiir sohbeti yapmıştık. Çekirge'nin sıkı bir Bejan okuru olduÄŸu belli oluyor.
ZAMAN TEMSİLCİSİNİN ELİNDE ATATÜRK KİTABI
Ece, sürekli 'kitabımı unuttum' diye yakındı, Newyorker dergisiyle idare etti. Mustafa KaraalioÄŸlu Zürcher'in 'Milli Mücadelede İttihat Terakki', Okan MüderrisoÄŸlu Gül İnanç'ın 'Büyükelçiler Anlatıyor', Yusuf Ziya Cömert, Albert Camus'nün 'Veba' kitabını okuyordu.
Zaman'ın Ankara Temsilcisi ise 'Ali Fuat Cebesoy', 'Sınıf Arkadaşım Atatürk' okuması yapıyordu. 'Ne güzel' dedim, 'Bizim Atatürk'le hiçbir sorunumuz yok ki; olamaz ki' dedi.
İsmail Kaplan Afrika hakkında kitaplar almış yanına, Amberin
Zaman ise saatler boyu kendi
gazetesi Taraf'ı okudu.
CEMAAT OKULLARI SÖMÜRGE HAREKATI MI?
CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül, yurtdışında Türk okullarını mutlaka programına koyuyor. DışiÅŸleri bakanıyken genelge yayımlamış ve büyükelçilere sorumluluk yüklemiÅŸti. Kongo'da özel bir tören düzenlendi. Artık kamuoyunun aÅŸina olduÄŸu üzere, Türkiye'den binlerce km uzakta, siyahi öÄŸrenciler bizim dilimizde ÅŸarkılar söyledi, ÅŸiirler okudu, hep beraber İstiklal Marşımız seslendirildi.
Bir yönüyle insanın gururlanmaması, duygulanmaması imkansız.
Genel olarak cemaate kuÅŸkuyla, kızgınlıkla ve hatta öfkeyle bakanlar; onu tehlikeli bulanların varlığı malum. Cemaat okulları da bu bakıştan nasibini alıyor. Bu Türk okulları ise ilginç bir durum. DediÄŸim gibi bir Türk olarak dünyanın neresine gitseniz ellerinde Türk bayrakları, sınıflarda Atatürk posterleri, dillerde Türkçe... Manzaraya ÅŸaşırıyorsunuz, gururunuz okÅŸanıyor. Tanzanya'da mesela, cumhurbaÅŸkanının çocuÄŸu burada okuyor. Bilemiyorum doÄŸrusu, sanki Türkiye'den çok; global bir iÅŸ gibi, büyük organizasyon.
İlber Ortaylı hocam aklıma geldi, bir keresinde ona sormuÅŸtum, 'Cemaat ayrı, herkes istediÄŸini düÅŸünsün. Bu okul iÅŸi baÅŸka. Onlara okul yapıyorlar diye kızmadan önce Atatürkçüler olarak, o okullardan fazlası yapılsın' demiÅŸti.
Sonuçta artık devlet programlarına dahil edildi. Kongo'daki okulda ilginç bir konu oldu, onu aktarayım.
ABDULLAH GÜL'Ü DÜÅžÜNDÜREN SORU
CumhurbaÅŸkanı Kongo'daki Åžafak Türk Okulu'ndaki törende çok neÅŸelendi. İstiklal Marşımızı okuyan siyahi öÄŸrencileri öptü, onları kutladı.
Sonra, meslektaşımız Ece Temelkuran, bu okulların sömürgecilik görüntüsü oluÅŸturduÄŸu yorumunu yapıp Gül'e düÅŸüncesini sordu. Ardından, 'Okulda o küçük çocuklara rahat hazır ol' talimatı verildi. Türkiye'de sivilleÅŸme konuÅŸulurken bunları nasıl buldunuz diye sordu.
Gül, 'Sömürgecilik ruhu ve mantalitesiyle alakalı deÄŸil. KardeÅŸlik ruhu var. Kaynaşıyorlar, gidip onlara sormak lazım, kaynaÅŸanlara' dedi ve Türklerin tarihinde sömürgecilik zihniyeti ve geleneÄŸi olmadığını ekledi.
Rahat-hazır ol talimatını ise adeta dert edindi, ÅŸaşırdı; üç dört kez tekrarlayarak sordu, o duymamış. Biraz da üzüldü.
O kadar ki; akÅŸam saraydaki resmi yemekte arkadaşımızı yanına çağırıp 'Sahiden öyle mi oldu' diyerek üzüntüsünü ifade etti.