Kırmızı şarapta madalyaları paylaşanlar İzmirli iki dostumuz; Sevilen Ailesi ile Atay Ailesi… Bu canım şaraplar yeterince tanınıyor mu dersiniz? Özellikle Atay Ailesi’nin ürettiği Prodom? Bu haftaki konumuz şarapta tanınırlık değil şarap turizminde neler yapabileceğimiz konusunu irdelemeye çalışacağım… Ödül alan şarapların çoğunun, Büyük Menderes Nehri’nin suladığı Güney-Kale-Bekilli-Çal Vadisi ile sönmüş yanardağ bölgesi Kapadokya’dan çıktığını görüyoruz. Kavaklıdere’nin geniş bağlarının olduğu Alaşehir-Salihli arasındaki Kemaliye Vadisi de önemli elbette. Turistik şarap vadilerinin Avrupa’daki en iyi örnekleri ise İtalya’daki Toscana ile Fransa ve Almanya’daki Ren vadileri; Amerika’da da Napa Vadisi. Dünyadaki örnekler, şarap turizminin yılın 12 ayı hem de başarı ile gerçekleştirilebildiği yerler. Öyle sadece bağbozumlarında falan değil, yılın 365 günü turist çekiyor bu bölgeler hem de ‘her şey dahilci’ değil damağına düşkünler geliyor buralara.
BAĞLARI DEĞERLENDİREMİYORUZ
Geçtiğimiz ekim ayı boyunca, Anadolu’nun bağbozumu yapılan vadilerinde dolaştık. Gezip gördüğümüz yerlerde doğa öylesine güzeldi ki neredeyse dilimiz tutuldu. Uçsuz bucaksız bağlarda bağbozumunun tanığı olmak ise bir başka güzeldi. İyi hoş da Türkiye, dünyanın en pahalı turizm destinasyonlarından biri olan ‘şarap turizmi’nde bu güzelim bağları tam olarak değerlendirebiliyor mu? Evet demek mümkün olsaydı keşke... “Kaç turist gördünüz” diye soracak olursanız, yanıtımız “Hiç turist”… Oysa ülkemizde, Saroz Körfezi kıyılarından başlayıp İç Ege’ye, daha sonra da Kapadokya ve Elazığ-Diyarbakır’a kadar uzanan 10-15 günlük şarap destinasyonları yapılabilir.
Örneğin, ‘Pendore Bağları’nın bulunduğu Kemaliye Vadisi, neden bir turizm merkezi de olmasın? Üretilen şarapların kalitesini alkışlıyoruz elbette ama turizmde de yapılabilecek bir şeyler olmalı. Karşımızda 3 bin yıl önce Dionysos efsanesinin doğduğu antik çağdaki adıyla Tmolos, yani Bozdağ var. Kemaliye’de şarapçılık, dünyanın en yüksek standartlarına erişmiş; zaten üzüm, bu bölgede yani Alaşehir-Salihli bölgesinde tarımsal hayatın en önemli parçası olmuş. Dünyanın her yerine çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ediliyor; rakı yapılacak üzümler üretiliyor, kurutuluyor; üretimin ancak yüzde 2-3’ü şarap yapılıyor. Kavaklıdere, bu bölgenin kaderini değiştirecek bir girişimde de bulunmuş. Bu yıl ödül alan Egeo şarabının da yapıldığı Ege-Pendore bağları, 2005’ten beri şaraplık üzüm üretiyor.
ANTİK SİKKELERDE ÜZÜMLER
Cumhuriyet’in ilanında ve nüfus mübadelesinden sonra ‘Kemaliye’ olarak yeniden isimlendirilen kasabanın yakınlarındaki Pendore, adını Yunanca ‘beş köy’ anlamına gelen ‘pente horyos’tan alıyor. Dünyada paranın ilk basıldığı yer olan ve Anadolu’da zenginliği ile ünlü Antik Lidya kenti Sardes’in çok yakınında bulunan bağlarda, binlerce yıllık bağcılık geleneği yeniden canlanmış, canlandırılmış. Antik Sardes sikkelerine bir bakın; görülen asma ve üzüm kabartmaları, bölgede bağcılığın geçmişini çok güzel anlatıyor. Arkeolog dostumuz Prof. Ersin Doğer’e göre de, Manisa Müzesi’nin girişinde yer alan bir lahitin üzerindeki iri taneli üzüm kabartmaları, günümüzdeki ‘çavuş’ ve ‘razaki’ üzümlerinin kökenlerini kanıtlıyor. Turizm, eğer turiste eve dönüşte bir hikaye anlattırabiliyorsa başarılı olmuş sayılır. Bundan güzel hikaye mi olur?
HER ÜZÜMÜN ÖYKÜSÜ AYRI
Bağlar arasında gezerken, çıplak gözle görülebilen toprak farklılıkları, şaraplarda aroma zenginliği ve renkliliği yaratıyor. Beyaz şaraplık üzümlerden Bornova misketi, kırmızı şaraplık üzümlerden ise öküzgözü, boğazkere, cabernet sauvignon, merlot, syrah, grenache, sangiovese, tempranillo, montepulciano, carignan ve alicante bouchet yetiştiriliyor. Her bir üzümün bağdan şaraba anlatılacak bir öyküsü var. Hasat edilen üzümler Pendore Bağları’nın içindeki kavda işleniyor. Şaraplık üzümü mümkün olduğunca çabuk kava ulaştırmak, üzümün sahip olduğu lezzetlerin şaraba daha iyi yansımasını sağladığından kavın bağ arazisi içerisinde yer alması kaliteli şarap üretiminde önemli. Bu üretim şekli de ‘château’ tarzı üretim olarak adlandırılıyor. Alın size turistik bir atraksiyon daha… Anadolu’nun kendine özgü asil üzümlerinden ve bağcılık için elverişli farklı mikro iklimlerinde yetiştirilen yabancı kökenli üzümlerinden kaliteli şaraplar üretmeyi amaçlayan şarapçılarımızın, Kavaklıdere başta olmak üzere gastronomi turizmine de yönelmesi şart. Türkiye’nin özgün lezzetleri ile Anadolu’da yetişen üzümlerden yapılmış şarapları bir araya getirdiğinizi bir düşünsenize…