Ali Saydam ali.saydam@aksam.com.tr

kategori2

'Tek kelimelik' hayat dersi...

Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu bizim entelijensiyayı ve de medya maydanozlarını taktı peşine, oradan oraya götürüyor... Oysa ne yapacağını yıllar öncesinden söylemişti. Stratejik Derinlik adlı kitabının giriş bölümünü bile okuyanlar, onun gerek Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na danışmanlık yaptığı dönemlerde, gerekse şu sıra Dışişleri Bakanlığı süresinde ne yapacağını kestirebilirlerdi...

Uzağa gitmeye gerek yok zaten söylüyordu genel stratejik doğrultunun en önemli payandasını: Komşularla sıfır problem!.. Bu doğrultuda da tek tek sağlam adımlarla ilerledi durdu...

Gelecek beklentisi ve tasarımı konusunda hava koşulları tahmincilerinden daha beter durumda olan üç grup gazeteci vardır: Finans yazarları, spor yazarları, dış politika yazarları... Bir-iki istisnası hariç, bunların içinden Allah için Türk Bilge Kaan'ın 'Göz o ki dağın arkasını göre, akıl o ki başına geleceği bile' sözünde dile getirdiği ustalıkla bir analizini yıllar öncesinden yapabilmiş olanlara rastlamak çok zordur. Genelde her şey olup bittikten sonra ortalığa dökülüp ahkam kesme konusunda üstlerine yoktur... Yüzde doksanının sürekli yanılmış olmasına rağmen siz kaç tanesinin, ben şurada yanılmışım dediğine tanık oldunuz... Hayır, yanıldıktan sonra da onlar her zaman biliyorlardı havasını yaratmayı sürdürürler...
Şimdi aynı tayfanın Başbakan-Baykal görüşmesi konusunda sus pus olduklarını gözlüyoruz... Kimse bir şey demiyor. Hele bir olay bir şekilde cereyan etsin (ya da etmesin) bakın görün hepsi nasıl aslan kesiliyorlar ve onlara tek tek 'bağlandığımızda' nasıl da 'şahane' yorumlar yapıyorlar...
Oysa ne olurdu ki daha Başbakan o mektubu yazmadan önce Baykal, 'Sayın Başbakan, bu memleket meselesidir!.. Sizin bana gelmenize bile gerek yok. Mektuba, haberleşmeye falan hiç gerek yok... İşte geldim yanınıza; anlatın bakalım ülkemiz için ne yapabilirim?' deseydi, kim kazanırdı?.. Şimdi kim kazanıyor?..
Bizce bu işi de dışişlerine devretmeliler. Davutoğlu Türkiye'nin can düşmanı sanılan ülkelerle öyle medeni diyaloglar tesis etmeyi başardı ki, biraz zorlanır ama Baykal'ı diyaloğa ikna edebilir, belki.. Kaydedelim, kaydetmeyelim, sen gel; yok ben geleyim tartışmaları aşılabilir... ABD ile Sovyetler arasında buzların çözülmeye başlamasının başlangıç noktası olarak kabul edilen ünlü Helsinki toplantıları başlamadan önce, altı ay kadar bir süre taraflar masanın biçim üzerine tartışmışlar... Biz çağımızda bu düzeyin aşıldığını sanıyorduk...
Yeri gelmişken Cengiz Cemri kardeşimizin gönderdiği, pek çoğunuzun bildiğini sandığım ünlü fıkrayı hatırlamakta yarar var:
Cherokee kabilesinin yaşlı bilgelerinden biri çevresine gençleri toplamış, hayat, aşk ve evlilik üzerine konuşuyormuş:
'İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş.
Kurtlardan biri korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük taslamayı ve benciliği temsil ediyor.
Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.'
Gençlerden biri 'Hangi kurt kazanacak?' diye sormuş. Yaşlı adam soruyu tek kelime ile yanıtlamış: 'Beslediğiniz!..'

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3