Oray Eğin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Medyanın zor seçimi

Hepimiz bir sırat köprüsündeyiz. Aslında bunu bütün kurumlar için de söyleyebiliriz ama bu süreçte en objektif davranması gereken medya da maalesef kafa karışıklığına dair işaretler gösteriyor. Bu kafa karışıklığı dünkü gazetelere de yansımış durumda.
34 PKK'lının sınırdan geçmesine yönelik verilen haberlere bakıyorum... Bütün gazeteler neredeyse ağız birliği etmiş gibi bu olayı hep 'bardağın dolu' kısmından yansıtmış. Bütün yorumlar, haberler, manşetler olumlu.
Oysa sokakta böyle bir havadan, halkta böyle bir algıdan bahsetmek mümkün mü? Gelin tartışalım...
Medya her zaman Türkiye'nin önemli meseleleriyle ilgili 'olması gereken' haberleri yapmayı tercih ediyor, olanları yansıtmaktansa... Türkiye'de bir barış ortamı sağlanmış, böyle bir süreç yaşanıyor ve medyada da 'Biz bunu bozmayalım' havası hakim...
Bu kuşkusuz olması gereken, hepimizin arzu ettiği.
Ama sokağa bakıldığında inanılmaz bir tepki var. PKK'lıların sınırdan geçip, üstelik beşinin de apar topar serbest bırakılması halkta infial yaratmış durumda. Gazetelerin bu tavrına karşı, okurlar çok sinirli...
Sokağa çıktığınızda insanların tepkisini, öfkesini ölçmek mümkün oysa... AKP seçmeninde bile büyük bir tepki var.
Sonuçta PKK'yla mücadele 30 yılımıza damgasını vurmuş toplumsal bir olay... On binlerce insanımızın şehit olduğu bir savaş yaşandı ve bu halkın bu olaya tepki duyması da son derece normal.
Hele hele abartılı sloganlar, PKK bayraklarıyla yapılan gösteriler... Bütün bunlar halkın vicdanıyla oynamak değil mi?
Nitekim, aynı gün askerin de bu gidişattan memnun olmadığı ortaya çıktı. Ay sonunda yapılması gereken MGK olağanüstü toplandı ve tam 7 saat 40 dakika görüştü. 28 Şubat ve 'İrticayla mücadele planı' konulu MGK'lar gibi tarihi bir toplantı oldu.
Ankara'da bir şeyler yolunda gitmiyor, aslında bir kriz havası var ama bu da medyaya yeteri kadar yansımadı.
Bunun sebepleri üzerine düşünüyorum. Öyle anlaşılıyor ki medyayla halk arasındaki kopukluk giderek büyüyor. Gazetelerle okurlar arasında bir kopukluktan her zaman söz edilirdi, anlaşılan bu giderek kapanmaz bir açığa dönüştü.
Bu kopukluğun nedenleri gazetelerin her haberi yaparken gerçekleri yansıtmak yerine 'stratejik düşünmeleri' olabilir mi acaba? Sadece gerçekleri olduğu gibi yansıtmak yerine hükümetle ilişkiler, türlü dengeler ve devlet politikasının yanında durmak mı etkili acaba?
Hükümetin sadece kendi hoşuna giden haberleri okumaktan hoşlandığını biliyoruz. AKP önde gelenleri, en başta da Başbakan kendilerine yönelik eleştirilerden hoşlanmıyor.
Oysa Türkiye'de tarih gösterdi ki, devleti yönetenlerle halk arasındaki kopukluk büyüdükçe sandıkta çok ağır bedeller ödeniyor.
Başbakan Erdoğan bu meseleyi çözüp 'dünya lideri' olarak tarihte anılmak istiyor olabilir. Bu meselenin çözülmesine vicdan sahibi herhangi bir insanın da karşı çıkması mümkün değil zaten.
Ancak bu süreçte ciddi bir ölçü kaçtığı da ortada.
İşte bu yüzden biz gazeteciler de ciddi bir sırat köprüsündeyiz...
'Barış süreci'ne tepkili halkın sesini mi duyuracağız bu sayfalarda?
Yoksa hükümetin barış sürecesine katkılarını övüp sokağa gözümüzü mü yumacağız?

Biri Marksist, biri ülkücü
Ne garip ki, Radikal gazetesinin yazarlarının pek çoğu dizilerde çalışanları küçümsedi, aşağıladılar... Sonra ne gariptir ki dizilerde çok para olduğunu fark edince hepsi dizilerde yer almaya başladılar... Üstelik Yıldırım Türker gibiler utandıkları için sahte isimlerle danışmanlık yapmaya, bunu mümkün olduğu kadar duyurmamaya çalıştılar... Ancak medyada hiçbir şey gizli kalmıyor... Keşke, Yıldırım Türker 2010 İstanbul Kültür Başkenti projesi bütçesinden para almak için de sahte isimle başvursaydı da bir milyon lira istediği ortaya çıkmasaydı... Ama dediğim gibi, bu medya köyünde hiçbir şey gizli kalmaz...
Ne garip ki bunlar her şeyi küçümsediler...
Belgesel yapanları... Film çekenleri... Dizi yazanları... Anlıyorum ki bunların asıl derdi kıskançlık. Eskiden herkese kızıyorlardı. Herhalde kendileri yapamadıkları için. Meğerse bu pastadan pay sahibi olmak istiyorlarmış... Şimdi dizi yazarı da onlar, şarkı sözü yazarı da... Sinemayı da onlar biliyor, televizyonlara da dizi senaryosu yetiştiriyorlar...
Napoleon ne demişti? 'Para... Para... Para...'
Sözü sevdiğim bir Radikal'ciye getirmek istiyorum... O da dizi yazmaya başlamış, geçenlerde jeneriklerde gördüm. İnanın, içim acıdı... Kendisi yıllardır bu medya sektöründe farklılığıyla, bağımsızlığıyla bir kimlik oluşturmuştur... Üstelik bir gün bile Karl Marks'tan vazgeçmedi, hala kendisini Marksist olarak tanımlar...
Gelin görün ki Mümtazer Türköne gibi dünün ülkücüsü, bugünün neo-liberali, Susurluk sürecinde Çiller'in danışmanı, 'Kurşunu atan da sıkan da bizim için kahramandır' sözünün mimarı bir adamla kafa kafaya vermiş... Bu kadar birikimi dizi için kullanıyor...
Cidden üzüldüm, başka da ne desem bilemiyorum...

Mithat bu ayıbı hep yapar
Dünkü Milliyet'in birinci sayfası... 'Kaddafi'yle görüşen ilk Türk gazeteci' diye Mithat Bereket sunulmuş... Belli ki kendi reklamını yapmayı çok seven Bereket Milliyet'i yanıltmış... Ayıptır, yazıktır...
Turgut Özal'ın Libya'ya yaptığı ziyaret esnasında, ta 1988'de Mehmet Ali Birand karşısına Libya liderini alıp konuşmuştu... Bereket'in ustası olan Birand...
Daha sonra atv Haber'de çalışırken Şirin Payzın bir röportaj yapmıştı Kaddafi'yle...
Peki bu Mithat Bereket'in 'ilk kez' sevdası nereden geliyor?
Kendisi medyayı yanıltmayı sever de ondan...
Geçmişte de Nelson Mandela'yla röportaj yapmıştı... Bunu da yıllardır büyük başarı olarak anlatır...
Oysa bu röportaj nasıl oldu biliyor musunuz? Bereket, Mandela'nın ofisine gidip kendisini Leyla Umar olarak tanıttı ve böyle aldı röportajı. İsteyen medyanın yaşayan abidesi Leyla Umar'a bunu sorabilir, zaten o anlatamasa biz Mithat Bereket'in kendi kendine anlattığı gazetecilik başarılarına inanacaktık...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3