Nefes: Vatan Sağolsun filmine bilet alırken, neyle karşılaşacağımı çok da bilmiyordum. Filmi izleyen bir arkadaşıma sordum, 'Anlatılmaz, izlenir' demekle yetindi. Haklıymış...
Hayatımda ilk defa bir filmin 10'uncu dakikasında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Mendillerim bitti. Neyse ki sonra sakinleştim, hatta yer yer gülümsedim... Fakat 2 saat 17 dakikalık film bitip de Beyoğlu'nun insan denizine katıldığım anda tekrar başladı lanet gözyaşı seli.
Buna rağmen, klasik ağlak Türk filmi kategorisinde değil 'Nefes'. Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız çünkü; 25 yıldır yaşanan savaşın, 'Güneydoğu' sorununun bir parçasının, olağanca sertliğiyle beyazperdeye yansıması had safhada sarsıcı bir deneyim. O taş yığını, o dağların tepesindeki küçük karakol, o çocukların gece yataklarından fırlayıp yere basan çıplak ayakları, o avurtları çökmüş yüzler, o hasret dolu telefon konuşmaları, o ölümle yaşam arasındaki espriler, bana göre en kanlı, en gerçekçi çatışma sahnelerinden daha etkili.
Güneydoğu'yu ilk konu alan film değil Nefes. Yazı Tura mesela, bu anlamda muhteşem bir filmdi. Nefes'i farklı kılan, siyasi söylem kurbanı olmadan, sınırda aylarca nöbet tutan Türk askerinin ruh halini olağanüstü bir doğruculukla anlatması. Yine de PKK baskını sahnesini, insani tiplemeleri 'kahraman Türk askeri' kimliğine yakıştıramayanlar da çıkacak, Atatürk ve bayrak sembolü üzerinden yapılan göndermeleri 'milliyetçi' bulanlar da...
Bir star doğuyor
Reklam filmi yönetmeni Levent Semerci'nin ilk uzun metraj film denemesi, büyük bir başarı, bizim 'Full Metal Jacket'imiz. Oscar'a aday adayı gösterilen 'Güneşi Gördüm' filminin karikatürize tiplemeleri ve sahneleri, 'Nefes'in yanında çocuk oyuncağı gibi kalıyor. Ancak 'Nefes'in belki de tek kusuru, yönetmenin bazı sahnelere kıyamamış olması; özellikle ikinci yarıda şairanelikler, gereksiz uzunlukta.
Filmin kahramanı, yer yer anlatıcısı (Tanrım o ne ses!) karizmatik komutanı canlandıran Mete Horozoğlu'nun müthiş oyunculuğu ise emin olun uzun yıllar konuşulacak. Horozoğlu deneyimli bir tiyatrocu, çeşitli filmlerde de rol almış ancak şimdistar olacak, bunu da yazın bir kenara. En güzeli de karakoldaki 40 askeri oynayan çocukların Türkiye'nin farklı illerinde okuyan konservatuar öğrencilerinden seçilmesi... Hepsi tek kelimeyle müthişler!
Yaralarımızı sarmak, birbirimizi anlamak, son 25 yılın muhasebesini yapmak, hatta 'açılım'ı anlamlı kılmak için 'Nefes' gibi filmlere ihtiyacımız var. İşte bu nedenle film ekibi, şehit çocuklarının sinema okumasını desteklemek için gişe gelirlerini burs olarak verecekmiş.
Şimdi müsaadenizle, bir kez daha ağlamak istiyorum.
Damardan sahneler
'İÇTİMA: Filmin başındaki içtima sahnesinde komutan, 'Sen öldün' diye başlıyor konuşmasına: 'Uyudun, öldün... Süslü bir karı televizyonda çıkıp ölümünü anlatacak. 45 saniyeliğine kahramansın.'
'DOKTOR: Kod adı 'doktor' olan PKK'lı ile komutan, zaman zaman telsizden konuşup birbirlerinin sinirini bozuyorlar:
- Komutan git buralardan... Bu dağlar benim... Yengeyi göremeyeceksin...
- Hadi ordan p.şt, bu ülke hepimizin. Hayvan gibi dağlarda dolaşıyorsun yıllardır. Bekliyorum seni, gel.'
- SEVGİLİ: Komutan, telefonda terk edilen askerine sorar:
- Nereli sevgilin?
- İstanbullu, komutanım.
- İstanbul ha... Büyükşehirlilere aşk küçük gelir. Aldatacak oğlum seni!