Çevresinde kurtlar doleşırken baÅŸlayan inÅŸaat kısa sürede bitirilip bizler Hürriyet medya-tower'a yerleÅŸtiÄŸimiz günden bu yana bize yöneltilen eleÅŸtiri;
'Bunlar bu modern pencereleri bile açılmayan binalara girdiÄŸinden bu yana halkın sorunlarından koptular, ülke gerçeklerini bilmiyorlar' oldu. Halbuki bunlar bilmiyordu ki; sorunları görmek sadece halkın arasına karışmak ile mümkün olmayabilirdi. Hatta bazen saÄŸlıklı düÅŸünebilme için halkı mümkün olduÄŸunca az görmenin de gerekebileceÄŸiydi.
ÖrneÄŸin; medya-tower'ın içine girmekten o dönemde en fazla memnun olan yazar olarak ben, halkın en önemli sorunlarına deÄŸinen penis yazılarımı o dönemde yazdım. Halktan koptukça kafamın rahatladığını ve daha saÄŸlıklı, daha yoÄŸun düÅŸünmeye baÅŸladığımı hissediyordum. Halkın arasına zorunlu karışma atılımlarımın sonu hep hüsran oldu. Onları gördükçe gelecek umudumu kaybediyordum, bir kötümserlik çöküyordu üstüme. Bir süre mizah yazamayıp ciddi yazılar filan yazıyordum. Yayın yönetmenimin 'Yine düÅŸünce yazıları mı yazmaya baÅŸladın?' diyerek beni kınadığı dönemlerdi onlar... Hatta arada bir sosyal intihar giriÅŸimlerim de oldu. Minibüse, halk otobüsüne filan bindim, alışveriÅŸe bile çıktım. Uzun uzun tartışılan 'Öteki Türkiye' yazılarım bu acı deneyimlerimin bir sonucudur.
Neyse; amacım bu tarihle yüzleÅŸmek filan deÄŸil. Modern binaların dışına çıkmayan gazetecilerin gerçeklerden koptuÄŸu hatta körleÅŸtikleri görüÅŸüne destek verebilecek bir olay da buradan çok uzakta yaÅŸandı. Bugün bunu anlatmak istiyorum.
Mutlaka hatırlayacaksınızdır; son seyahatimde yaptığım gözlemler sonucunda New York'ta en fazla üç yıl içinde büyük bir suç patlaması yaÅŸanacağını iddia etmiÅŸtim. Bu sonuca sadece sokakta gördüklerim nedeniyle varmıştım...
Galiba suç patlaması için verdiÄŸim süre üç yıldan bile az olacak. Nitekim birkaç gün önce ÅŸehrin iki tabloid gazetesi New York Post ve Daily News, ÅŸehirde bir suç patlaması yaÅŸanmakta olduÄŸu üzerine yayın yaptılar. Åžehrin belirli noktalarında suç çeteleri oluÅŸuyordu ve bunlar iyi iÅŸ yapmaya baÅŸlamışlardı. Bu haberler benim için sürpriz olmadı. Çünkü gözlerimle görmüÅŸ ve size aktarmıştım zaten.
İşi ilginç yapan nokta, bu haberin New York Times'ta bulunmamasıydı. NY Times habere ancak bir gün sonra girebildi. O da bir gün önce yayın yapmış tabloid gazetelerinden alıntı yaparak aktardığı haberden ibaretti.
İnsanın burnunun dibinde olan haberi görememesinin tipik örneÄŸiydi bu olay. Çünkü ÅŸehrin gelecekteki suç patlamasının hazırlandığı bölge New York Times gazetesinin modern ve yeni binasının bulunduÄŸu bölgedeydi. Yani gazetenin her birisi devlet adamı görüntüsündeki gazeteci ve yazarları biraz kapıdan çıksalar, biraz etrafta turlasalar, bu haberi atlamayacaklardı. Binalarının tam karşısındaki ÅŸehirlerarası otobüs durağına her gün taÅŸradan serseriler, sokakta yakında mahvedilecek genç kızlar geliyor.
New York Times'ın binasının bulunduÄŸu bölge tarihi olarak 'Hell's kitchen' (Cehennemin mutfağı) olarak bilinir. Tarihinde ÅŸehrin önemli sokak hareketleri, suç örgütlenmeleri hep bu bölgede olmuÅŸtur. 1970'lerde tüm ÅŸehri bir korku filmine dönüÅŸtüren toplum dışı suçlular burada yetiÅŸip ÅŸehre dağıldılar. Ben o günleri iyi bildiÄŸimden bu kez de ÅŸehrin bu bölgesini tecrübeli gözlerimle tekrar izledim. Korkunç görünümlü evsizler, eroinmanlar ve deliler yine sokaklardalar. Ve korku filmi döneminin en tipik görüntüsü yine ortadaydı. Åžoförü korkutan görünümüyle arabaya yaklaÅŸan ve adeta zorla camını silip mutlaka para alan serseri de ortaya çıkmış. Åžehri daha sonra temizleyen eski Belediye BaÅŸkanı Rudy Giuliani'ye göre bu tür serserilere müdahale edilmezse ÅŸehri çözmenin imkanı yoktu. Ve bu tür insanlar sokaktan silindi bir süreçte. Åžimdi yine ortaya çıkmışlar ve hazırlanıyorlar.
New York Times'ın gazetecileri bir zahmet sokaÄŸa çıkıp biraz dolaÅŸsalardı haberi atlayıp bunu tabloid gazetelerden öÄŸrenmek zorunda kalmayacaklardı.
Ben oradayken her gün New York Times binasının önünde mutlaka vakit geçirdim. Çalışmaya gelen insanlar gazeteci yazardan daha çok Lordlar Kamarası'nda toplantıya gelmiÅŸ insanlar gibi gözüküyorlardı. Binanın tam altında bulunan Dean de Luca'dan aldıkları kahvelerini yudumlarken birbirleriyle büyük ihtimalle öÄŸle yemeÄŸini hangi restoranda yiyeceklerini konuÅŸuyorlardı. Ve o ortamda, o dünyada burunlarının dibindeki haberi de gayet tabii ki atladılar.
Rupert Murdoch planladığını yapar ve bu gazeteyi de satın alabilirse NY Times için çok güzel olacak gibi geliyor bana. Çünkü Murdoch gazeteciliÄŸi, tabloid gazetecilik duyarlılığı ile yaptırır ve kapının hemen dışındaki haberi de mümkün deÄŸil atlamaz.