Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

'Ben' kuşağından 'Sahici ben' kuşağına

Türkiye'de gazetecilerin kendilerini anlatmalarının doÄŸru olup olmadığının tartışılması tam da 'BEN' kuÅŸağının (Generation Me) devrinin tamamlandığı bir döneme denk geldi.
Bazıları sadece bu dönemin uygunluÄŸundan yola çıkıp 'BEN' diyerek yazmanın yanlış olduÄŸunu yazıp söylemeye baÅŸlarlarsa ciddi bir yanlış yaparlar ve olan dönüÅŸümü hiç anlayamama tehlikesi ile karşı karşıya kalırlar.

Kapanan döneme özgü 'BEN' belki bitmiÅŸtir ama aÅŸağıda açıklayacağım. nedenlerle yeni dönemde 'BEN' tekrar kendini güçlü olarak ortaya koyacaktır. Buna 'SAHİCİ BEN dönemi' diyebiliriz.
Bu tür dönüÅŸümlerin temelinde daima ekonomik nedenler vardır. Kapitalizmin en saldırgan, en utanmaz, en ilkesiz olduÄŸu dönemde 1980 sonrası ve 1990'lı yıllarda en azından o ekonomik temel kadar saldırgan, utanmaz olan 'BEN kuÅŸağı' ortaya çıktı...
Bu kuÅŸak kendilerini hayatın önemli konuları hakkında düÅŸünmek zorunluluÄŸunda hissetmeyen, o sorunlar hakkındaki çözüm yollarını fazla düÅŸünmeye gerek kalmadan 'zaten' bildiklerini zanneden, cehaletlerinin fatkında olmayan, cehalet, içi boÅŸlukluk ve düÅŸünme yeteneksizliÄŸi karışımının yarattığı doÄŸal sonuç olarak hayatın her düzeyinde kendini bilmez ve saldırgan bireyciliÄŸi ile ortaya atılabilen, kendisine ait en detay meseleyi bile toplumun en önemli sorunu sanabilen hayli garip bir insan türü ortaya çıktı. Trendleri yazanlar, televizyon dizilerini yapanlar filmleri çekenler ve dergi yayıncıları seçtikleri yazı konularıyla, seçtikleri fotoÄŸraflar ile 'BEN' kuÅŸağının deÄŸerlerinin (veya olmayan deÄŸerlerini) dünya çapında yaydılar.

Bu kuÅŸağın içinin boÅŸluÄŸu ve düÅŸünme yeteneksizliÄŸi ile duvara çarpacağı kesindi. Yine bu kuÅŸaktan olan, gerçekte olmayan kağıtları satarak, hayal ekonomisinden büyük vurgunlar yapan çoluk çocuÄŸun arsız harcama ekonomisinin krize girmesiyle 'BEN' kuÅŸağının çarpacağı duvar yükseldi. Nereye gittiklerini düÅŸünmeden 'Hızlı yaÅŸadıkları' için de sonunda duvara çarpıp nakavt oldular.
Bir kuÅŸak yenildi ama 'BEN' kavramı yenilmedi. Yeni anlamların arandığı, yeni rol modellerinin oluÅŸacağı ve ekonomide de, toplumların hayat tarzında da yeni kuraların konulacağı, yeni tanımlamaların yapılacağı bir döneme giriliyor. Kapitalizmin tarih öncesine ait arsız, ergen çocuk  davranış biçimleri artık terk edilecek. Ve 'BEN'e yeni bir dizi anlamlar yüklenecek.

YENİ BEN
Önümüzdeki dönemde ön plana çıkacak 'BEN'ler kendileri anlatsalar bile o anlattıklarının içini doldurmaya ve gerekirse davranışlarını savunmaya yetecek kadar bilgi birikim ve düÅŸünce üretme yeteneÄŸine sahip olacaklar. Olamayanlar ise artık 'BEN' olamayacaklar.
Biten dönemde olduÄŸu gibi yeni dönemde 'BEN'lere sadece arsız ve içi boÅŸ olmasına raÄŸmen narsist olmak yetmeyecek, ÅŸimdi 'BEN'ler içi dolu olan, anlamı bulunan bir ben'liÄŸi anlatacaklar. Ben daha önceki dönemden farklılığı ortaya koymak için 'SAHİCİ BEN' dönemi geliyor diyorum.
SAHİCİ olmak zor bir iÅŸtir. DüÅŸünce ve bilgi birikimi ister, biten dönemdeki BEN'ler kendileri hakkında sürekli yalan söylemek zorundaydı. Çünkü içleri boÅŸtu. Kendilerini önemli olarak ortaya çıkarabilmeleri için sürekli abartılı yalanlar söylemek zorundaydılar.

TÜRKİYE'DE SAHİCİ OLMAK
Türkiye'de SAHİCİ olmanın özellikle önemli olduÄŸu bir döneme giriyoruz. Ortalık sahici olmayan dindarlar, demokratlar, taraflar ile doldu. Sahici olmayanların çoÄŸunlukta olmaları nedeniyle ortalık pis kokuyor.
Sahici 'BEN'ler ortaya çıkıp söylemleri devraldıkça ortalık temizlenecektir.
Sahici olmak insanın kendinden utanmaması ve eksikliklerini bilip olan biten hakkında hiç yalan söylemeden kiÅŸiliÄŸini anlaması ve açıklamasıdır... 'BEN neysem oyum bunu kabul edin' demek deÄŸil bu. O laf eski döneme ait bir laf. Åžimdi  ise 'Ben ÅŸu anda bu kadarım. Bu noktaya gelmek için uÄŸraÅŸ verdim. Beni sevmenizi beklemiyorum. Sadece sahiciliÄŸimi, gerçeÄŸimi kabul edin ve bana önerileriniz varsa söyleyin. Dinlemeye de hazırım. Ben her insana böyle yaklaşıyorum. Bana da böyle yaklaşılmasını istiyorum. Neysek neyiz yeter ki sahici olalım' demek bu. Yeni döneme iliÅŸkin bir düÅŸünce bu.
Bir insan sahici olabiliyorsa onun yazısında kendisini anlatmasında ne sakınca olabilir. Tersine yarar da var. O sahiciliği nasıl oluşturuyor ve tutabiliyor. İnsanlar onu anlarlarsa 'Sahici ben'lerin ağırlıkta olduğu bir toplum belki oluşturulabilir.
Özetle; Oray kardeÅŸimin 'BEN kuÅŸağının döküldüÄŸü' görüÅŸüne ben de katılıyorum. ama ÅŸimdi daha güçlü bir 'BEN kuÅŸağının' ortaya çıkacağını görüyorum. Temizlik yaÅŸanacak ama bir düzeyi bir kaliteyi tuturabilenler ayakta kalacak. Ayakta kalacakların kendilerini anlattıkları hikayenin merkezine koyarak yazdıkları yazıların da tadına doyum olmayacak. Çünkü o anlatılan 'BEN'in içinde saÄŸlam düÅŸünce birikim ve haberdar olma özellikleri de bulunacak. (Özkök ve Ahmet Hakan'ın yaptıkları son iÅŸ bunun iyi bir örneÄŸidir).

ÖNEM VERDİĞİM BİR GAZETECİ
Bu köÅŸede arada bir isminden bahsettiÄŸim MONOCLE dergisinin yayın yönetmeni Tyler Brule'ye de neden önem verdiÄŸim bu yazımdan sonra belki daha iyi anlaşılabilir... O haberleri bizzat yaşıyor sonra deneylerini anlattığı hikayenin merkezine kendisini koyarak yazılar yazıyor. Ama yazdığı her yazıda bilgi birikimi ve izleme gücünün düzeyi son derece belirgin o nedenle onun yazılarındaki 'BEN'in içi dolmuÅŸ durumda oluyor her zaman.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Erdoğan, kızarken değil gülerken puan topluyor
İletiÅŸim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3