Yaklaşık üç aydır Türkiye Kürt ya da demokrasi açılımını konuşuyor. Hükümet hariç herkes açılımın ne anlama geldiğini ya da kendi tercihleri doğrultusunda neyi içermesi gerektiğini en ince detayları ile yazıp söylüyor. Hatta bazıları sıkılmadan aynı şeyi 10-15 kez tekrarlıyor.
Benim görebildiğim kadarı ile insanlar açılım haberlerinden bıkmış durumda. Yine benim gözlemlediğim kadarı ile insanlar 'bu konuda ne olacaksa olsun artık' noktasında.
Konu ile ilgili neden ve nasıl yapıldığı tartışılabilir çeşitli kamuoyu yoklama ve araştırmaları ise kafaları daha da karıştırıyor.
Örneğin; bir araştırmanın sonuçlarına göre Kürtlerin
% 69,7'si ayrı bir devlet kurmaya hayır derken, Türklerin % 71,3'ü Kürtlerin ayrı devlet kurmak istediğine inanıyor.
Bu oranlar doğru ise bence konunun özünü oluşturuyor.
Yani üç aylık tartışmalara ve medyanın bilerek ya da bilmeyerek açılıma olan desteğine rağmen Türklerin 71,3'ü açılımın sonunda bir Kürt devletinin kurulacağı endişesini taşıyor.
Böyle bir devletin doğru olup olmadığına bakmaksızın haklı da olabilir.
Çünkü bugünkü koşullarda ayrı bir devlete hayır diyen Kürtler'in, önce özerk sonra da federal yapıya kavuştuktan, bu yapının milliyetçilik duygularını kışkırtmasından sonra bağımsız devlete hayır deyip demeyeceklerini kimse kestiremez.
Örneğin; 1970'li yıllarda Kuzey Irak'taki Kürtlere de sorulduğunda bağımsız bir devlet istemediklerini söyleyeceklerdi. Oysa bugün aynı soru sorulduğunda eminim ki; Kürtlerin ezici çoğunluğu böyle bir devleti savunacaktır.
Belki de bu nedenle Türkiye'deki açılım tartışmaları bölgede ve özellikle Irak, Suriye, İran'da çok yakından izleniyor ve sonucu merakla bekleniyor. Çünkü bu açılım ile Kürtlere tanınacak haklar doğal olarak dolaylı-dolaysız Irak, İran ve Suriye'deki Kürtlerin bugününü ve yarınını yakından ilgilendirdiği gibi adı geçen ülkeler geleceğini de ilgilendiriyor.
Çünkü bölgede Kürtlerin en yoğun yaşadığı ülke Türkiye. Bu ülkede her şey en geniş anlamda konuşulup tartışılıyor.
Belki de bundan dolayıdır ki; adı geçen ülkelerin medyasında, siyasal çevrelerinde konu konuşulurken tıpkı Türkiye'de olduğu gibi 'bu proje Türkiye'nin mi yoksa ABD ve Batı'nın projesi midir?' diye soruluyor.
Çünkü herkes Kürt sorunu denilen konunun bölgesel olduğu kadar uluslararası bir konu olduğunu biliyor.
Bunun tersini söyleyenler ya da düşünenler lütfen Irak'ın son 50 yıllık tarihine ve özellikle 1991'den sonraki gelişmelerine baksın.
Tekrar araştırma sonuçlarına bakalım. Aynı araştırmaya göre Kürtlerin %37,4'ü PKK ve Öcalan'ın Kürtleri temsil ettiğini düşünürken
% 50,1'i temsil etmediğini söylüyor.
Yine Irak örneğine dönelim.
Bağdat'a karşı 30-40 yıl süren mücadelede kendi aralarında çok ciddi kavgalar ve kanlı çatışmalar yaşayan Kürtler, Amerikan işgalinden sonraki gelişmelerin ardından artık her konuda aynı görüşü paylaşıyor ve ortak davranıyor.
Aynı durumun Türkiye'deki Kürtler için geçerli olmayacağını kimse söyleyemez.
Yani önümüzdeki süreçte ve beklenen açılım sonrasında Abdullah Öcalan serbest bırakılırsa ve Güneydoğu'da adı ne olursa olsun bir özerklik tanınırsa Kürtlerin büyük bölümü bu gelişmelere çok sıcak yaklaşacak, PKK'nın kendilerini temsil ettiğini söyleyecektir.
Bırakın Türkiye'deki Kürtleri, Irak, Suriye ve İran Kürtleri de Türkiye gibi NATO üyesi ve bölgenin en güçlü ordusuna sahip bir ülkede 'zafer kazanmış' PKK ve Öcalan'a milliyetçi bir duygu ile yaklaşacak ve ona saygı duyacaktır.
Bunun tersini bekleyenler ya da umanlar Kürt halkının tarihini, sosyolojisini ve uluslararası güçlerin onlara olan ilgisini hiç bilmiyor demektir.
Turistik amacın dışında Güneydoğu'ya bile gitmeyen ve Irak, Suriye, İran'ın Kürt bölgelerini rüyasında bile görmeyen, buradaki Kürtlerin neyi nasıl düşündüğünü ya da algıladığını bilmeyen, anlamayan köşe yazarları ve uzmanların ahkam kesmesi ile Kürt açılımının herkes için sonucunu %100 iyi niyetle merak ediyorum!