Tuğçe Tatari tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Ertuğrul Günay: Rahmi Koç'un kızgınlığına bir anlam veremedim

Geçen hafta Atatürk'ün Selanik'teki evinin yenilenmesiyle ilgili bir yazı yazmıştım. Kısaca hatırlatayım, sonra konuya gireyim.
Serdar Bilgili, Atatürk'ün Selanik'teki evinin restorasyonunu üstlenmiÅŸti. Duyumlarıma göre; Rahmi Koç bu duruma kızmış, Atatürk'ün evi yenilenecekse bunun tek bir kiÅŸi tarafından üstlenilemeyeceÄŸini düÅŸünüyordu.
Yazıda Rahmi Koç'un düÅŸünceleriyle kendiminkileri harmanlayıp 'her parayı bastıran Atatürk'ün evini yeniletip kapısına da adını yazdırabilir mi?' diye de sormuÅŸtum.
Yazıdan sonra Kültür ve Turizm Bakanı ErtuÄŸrul Günay aradı.
Araya yorum katmadan Bakan'ın sözlerini aktarmak isterim:
'Atatürk'ün Selanik'teki evi ÅŸu anda çok kötü durumda. KonsolosluÄŸun bahçesinden giriÅŸ yapılıyor ve sadece Türk turistler ziyaret edebiliyor. Eve mutlaka ana giriÅŸ açmak gerekiyor. Evin içinde ÅŸu anda sergilenmekte olan eÅŸyaların hiçbiri ne Zübeyde Hanım'a, ne de Atatürk'e ait.
Bizim tek hedefimiz evi Atatürk'ün orada yaÅŸadığı dönemi yansıtacak ÅŸekilde düzenlemek. Selanik'teki ev iki bakanlığa baÄŸlı. Biri biz, diÄŸeri DışiÅŸleri Bakanlığı. O yüzden prosedür uzun sürdü. Yoksa çoktan baÅŸlamıştık yenileme çalışmalarına. Maksadımız çaÄŸdaÅŸ bir müze ortaya çıkartmak olduÄŸu için bürokrasiyi aradan çıkartalım ve daha önce bu tip yenilemelerde çalışmış genç bir mimari ekibe verelim istedik.
Serdar Bilgili, Akaretler'deki Zübeyde Hanım'ın evini müzeleÅŸtirdiÄŸi için aklıma o geldi ve bu teklifi ben götürdüm ona, talep ondan gelmedi. Evin kapısına veya baÅŸka bir yerine Serdar Bilgili'nin adının yazılması ne bizim ne de kendisinin yapmayı düÅŸündüÄŸü bir ÅŸey.
Daha önceleri Rahmi Koç'la da bu konuyu konuÅŸmuÅŸtum, bana 'devlet yapar' demiÅŸti. O yüzden ÅŸimdi kızgınlığına bir anlam veremedim.
Kaldı ki fon oluÅŸturacak, para toplayacak kadar yüklü bir harcama yapılmayacak eve. Åžu anda sadece Türkçe olan ve hiçbir bilgi içermeyen levhalar deÄŸiÅŸecek; Türkçe, Yunanca ve İngilizce bilgilendirme veren çaÄŸdaÅŸ bir müze haline gelecek.
Serdar Bilgili'ye gitmeden önce bürokratik yoldan halletmeyi düÅŸünmüÅŸtüm, fakat ortaya çıkacak iÅŸ asla modern olmayacaktı. Bana sunulan projeler; Atatürk'ün mumdan heykelinin yaptırılması, eskicilerden eÅŸyalar alınıp yaÅŸam alanını sanki öyleymiÅŸ gibi sunmaktan öteye gitmiyordu. Ama ben bunu istemiyorum. Atatürk'ü etkileyen o dönemi yansıtmalı ev. Yani esas mesele evi yenileyecek paraya ihtiyaç duymak deÄŸil, modern bir ekiple çalışmak istememizdir.
Åžu anda Dışışleri Bakanlığı'yla aramızda protokol devam ediyor. BittiÄŸi anda restorasyon çalışmaları baÅŸlayacak.'

Patron locası!
Eskinin Galatasaray Adası ÅŸimdinin Su Adası derin bir yaradır içimizde.
Restoranlara lafım yok ama havuz işletmesi -ki adanın en hoş kısmı- tam bir felaket.
Tuhaf tuhaf kurallar ve dayatmalar var. Bir çeÅŸit orduevi gibi. Zaten eski üyeler de pek ÅŸikayetçi bu durumlardan. Neyse... Benim takıntım farklı.
Bu adanın iÅŸletmesi Mehmet Koçarslan'da, hani Reina'nın sahibi olan.
Havuzun en rüzgar alan, en kalabalıktan uzak ucuna bir loca yaptırtmış. Süreyya Yalçın'ın ünlü locası gibi. Havuza gelen müÅŸterilere masa yok, locada masa var; müÅŸteriye ÅŸezlong yok ama patron locasında var. Her daim yoÄŸun güvenlik önlemleriyle korunuyor, yanlışlıkla locaya 'sıradan' bir müÅŸteri girer de oturursa diye.
Sorana 'oraya girmek yasak' cevabı veriliyor. Havuz çok kalabalıksa ve size yer yoksa kapıdan geri çevriliyorsunuz ama asla o locaya oturamıyorsunuz.
Kendi mekanında kendine ayrıcalık yapan patron neredeyse hiç kullanmıyor locasını, yani çoÄŸu zaman bomboÅŸ duruyor.
Benim aklımın almadığı ÅŸey ise ÅŸu: Yeme-içme iÅŸi yapıyorsanız, iÅŸletmeciyseniz öncelik her zaman müÅŸterileriniz-üyelerinizin olmalıdır. Ayakta kalan bir müÅŸteriye ev sahibi kendi masasını vermeli, gerekirse kendi rahatından ödün vermelidir. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Ama nedense bizde iÅŸler çok farklı yürüyor. MüÅŸteri memnuniyetindense patron memnuniyeti daha ön planda tutuluyor.

Deniz Akkaya'nın kızı
Son günlerin en seksi sohbet konusu ÅŸüphesiz Deniz Akkaya ve Efe Önbilgin'in doÄŸacak bebekleri.
'İliÅŸki devam ediyor mu?', 'Efe çocuÄŸu kabul edecek mi?', 'Deniz hakikaten bu iÅŸi yapacak mı?', 'Son ÅŸansı, kız haklı' gibi ana baÅŸlıklara ayrılarak konuÅŸuluyor bu fazlaca merak uyandıran durum. Anlayacağınız oturulan kalabalık masalarda bir süre sonra konu mutlaka Akkaya-Önbilgin'e geliyor.
'Nikahsız çocuk yapılır mı yapılmaz mı', 'Sperm hırsızı mı deÄŸil mi' gibi konulara  kafa yoracak kadar boÅŸ vaktim olmadığından teoriler üretip, psikolojilerini mercek altına almak ve sıkı bir Akkaya-Önbilgin yorumu yazmaya da niyetli deÄŸilim. Zaten AyÅŸe Arman bir ÅŸekilde Deniz Akkaya'yı yakalayacaktır, ben de okuyacağımdır diye düÅŸünüyorum. Hatta cumartesi Deniz Akkaya, pazar Efe Önbilgin yayınlasa ne ÅŸahane olur.
Neyse...
İstanbul sosyal hayatının figürlerini resmen ele geçirdi 'Deniz Akkaya'nın çocuÄŸu kız mı erkek mi?' tahminleri. ÇoÄŸunluk erkek olacağından yana bahis oynadı. Ama duyduÄŸuma göre Akkaya'nın kızı olacakmış.
Bu arada, ABD'de yayınlanan 'Gilmore Girls' adlı bir dizi var. Bekar bir anne ve kızının hikayesi. Oldukça faydalı olabilir, izlemesini öneririm...
Tekrar konuya döneyim...
Bugünlerde Deniz Akkaya yakın arkadaÅŸlarıyla bir araya gelip kızına isim arıyormuÅŸ.
Yalın ve kolay isimlerden yana olan Akkaya'ya yakın bir arkadaşından 'Sümeyye' önerisi gelmiÅŸ. Åžimdi merakla bekliyorum, Akkaya gerçekten kızına Sümeyye adını verecek mi diye.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3