CNN Türk geçen hafta ilginç bir şey düşünmüş, Kürt açılımıyla ilgili Türkiye'nin Doğu ve Batı illerinde sokak röportajları yapmış.
'Memleketimden İnsan Manzaraları' haberleri hep ilgimi çeker. Ama bu kez CNN'in yaptığı keyifli ve öğreticiydi. (Maalesef kanalın internet sitesi, büyük tantanayla duyurusu yapılan bu özel paketi yok etmeyi başarmış, o yüzden link veremiyorum.)
Özetle; Türkiye'nin Doğu'su Kürt açılımını destekliyor, 'Hatta geç kaldınız, eylem görelim' diyor; Batı'da ise kuşku ve hoşnutsuzluk hakim. Edirne'de, Samsun'da, Rize'de insanlar 'Kürt açılımı' lafından bile rahatsız. Yıllardır Kürtlere yönelik yanlış politikalar olduğu ve Kürtlerin de kendi durumlarını böyle tanımladığından bihaber. 'Kürt açılımı da ne demek? Biz kardeşiz. Bizi niye Türk-Kürt diye ayırıyorlar' diyorlar. Türkiye'de zamanında devletin biraz hoyratlık yaptığının farkındalar ama boyutlarını idrak edemiyorlar. Bu topraklarda bazı insanların köylerinin adının değiştiği, annelerinin ismini kızlarına veremedikleri, en az ayrımcılık yaşamış Kürt ailesinin bile anlatacak bir sürü hikayesi olduğunun farkında değiller. Hadi yaşlı amcaları, teyzeleri bir yana bırakın, uzun saçlı rock'çılar, modern giyimli çevreci kızlar bile böyle düşünüyor İzmir'de, Bursa'da...
Kuşkusuz Kürt meselesinde çözüm tartışmalarının ana hedefi, PKK'nın silahı bırakması ve bunu sağlayacak temel mekanizma, devletin oynayacağı derin satranç. Bu satrançta af, anayasal değişiklik ya da bazı PKK yöneticilerinin İsveç, Norveç gibi üçüncü ülkelere gönderilmesi gibi hamleler var.
Ancak işin diğer ayağı, kamuoyunu kazanmak! Mesele kaçınılmaz olarak (Öcalan'ı kapsamayan) bir af ya da 'eve dönüş yasası' noktasına geleceği için, kamuoyunun desteği şart. Henüz bu destek yok. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçen haftaki basın toplantısı ve bazı gazetecilerle yaptığı toplantıda iyi başlangıç yaptı. CHP'ye yönelik açık ve el altından gönderilen mesajlar da bu süreçte önemli. (MHP'nin ise hiçbir işbirliğine yanaşmayacağı belli.)
Peki açık ve kapalı diplomasi yanında nasıl bir halkla ilişkiler programı devreye girmeli? İçişleri Bakanı iletişim uzmanı; ancak zaman dar ve devletin hem diplomasi, hem hukuki altyapı ve reform, hem de geniş çaplı bir halkla ilişkiler inisiyatifini aynı anda yürütmesini beklemek yanlış.
Benim önerim, hükümetin halkla ilişkiler ayağını hızlıca TOBB'un başı çektiği bir STK'lar konsorsiyumuna devretmesi. Neden TOBB? Çünkü Türkiye'nin her yerinde teşkilatı, altyapısı ve maddi imkanları olan, nispeten apolitik bir yapı. Üstelik TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, böyle bir role kolayca ikna edilebilir.
Gerçi TOBB'un daha önce AB için Brüksel'de yaptığı 'lobi' çalışması başarılı değildi. Uçaklar dolusu Türk işadamı ve gazeteciyi Brüksel'e götürüp getirmek, 'Türk'ün Türk'e progandası' dışında bir iletişim köprüsü kurmadı.
Ancak bu sefer istenen de tam bu. TOBB'un sürece katkıda bulunmak için yapabileceği en basit adım, üyeleri arasında ve Doğu-Batı arama konferansı düzenlemek. Apolitik, sosyal yönü ağır ikişer günlük toplantılar çerçevesinde insanları bir araya getirmek. İzmirli işadamları Van'a, Diyarbakırlılar Denizli'ye, Trabzonlular Kars'a, Karslılar Mersin'e gitsin. Türkiye'nin dört bir yanında, TÜSİAD ve üniversitelerin de katkıda bulunabileceği 'esnaf' toplantılarında Türkleri Kürtleri, Kürtler Lazları, Lazlar Zazaları dinlesin. Bırakalım insanlar doğrudan birbirlerini tanısın, dertlerini kendileri anlatsın.