AKŞAM | GUNCEL | 04 AĞUSTOS 2009, SALI
Alparslan Arslan'ın yargılandığı Danıştay saldırısı davası ile Ergenekon davası birleşince Perinçek salonu terk etti. Prof. Dr. Alemdaroğlu karara itiraz etti: Üniversitede türbanı yasakladım, türban kararı nedeniyle hakimleri katledenlerle aynı salonda yargılanmaktayım. Bu, idam cezasından daha ağır bir ceza

Seda KILIÇ
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 52 günlük bir aranın ardından, 27'si tutuklu 86 sanıklı birinci Ergenekon davasının 102. duruşması yapıldı. Duruşmaya emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek'in aralarında bulunduğu 25 tutuklu sanıkla eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ve bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Duruşma salonuna Danıştay saldırısı davasının tutuklu sanıklarından Alpaslan Arslan, İsmail Sağır ve Tekin Irşi getirildi. Danıştay davası sanıkları Ergenekon davası sanıklarından ayrı yerde oturtuldu.
TÜRBAN DARBESİ YAPTIM
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, birinci Ergenekon davası ile Danıştay saldırısı davasının birleştirildiğini açıkladı. Mahkeme, sanık avukatlarının birleştirmeye karşı yaptığı itirazları reddetti.
Karar üzerine İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, 'Türban darbesi yaptım. Üniversitelerde türban takılmasını yasakladım. Bu nedenle 2 defa Meclis'te sorgulandım, daha sonra aklandım. Ne garip tecellidir ki, türban kararı nedeniyle hakimleri katledenlerle aynı salonda yargılanmaktayım. Bu, bana vereceğiniz idam cezasından daha ağır bir cezadır' dedi. Alemdaroğlu'nun sözlerini alkışlayan izleyicileri mahkeme başkanı uyardı. Alemdaroğlu'nun avukatı Metin Çetinbaş savunma yaparken, Alemdaroğlu'nun eşi Duygu Alemdaroğlu salondaki yerinde kitap okudu.
Ailesiyle görüşmüyor
Duruşmayı Arslan'ın kız kardeşi Hilal Arslan da izledi. Hilal Arslan, gazetecilere 'İki yıldır ağabeyime mektup yazıyorum. Ancak cevap yazmıyor. Bizimle görüşmek istemiyor. İki yıldır hayata küstü. Avukat bile istemiyor. Ağabeyimin ruh sağlığının iyi olmadığını düşünüyoruz. Babam da çok endişeleniyor. Hakim, tedavi talebimizi reddetti' dedi. Ağabeyini iki yıldır ilk kez bu duruşmada gördüğünü söyleyen Hilal Arslan, 'Saçı sakalı birbirine karışmış. Çok kötü halde' diye konuştu.
SANDALYELERİ YARGILARSINIZ
İŞÇİ PARTİSİ Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Danıştay suikastının bu davaya katılmasının bir tertibin son halkası olduğunu söyledi. Perinçek, 'Okyanus ötesinden güdülen Cumhuriyet yıkıcıları, yargıyı karanlık amaçları için kullanıyorlar. Atatürk devrimine karşı yürütülen psikolojik harekat, artık hiçbir sınır tanımıyor' dedi. Perinçek, Danıştay dosyasının 'derhal' davadan ayrılmasını talep etti. Perinçek, 'Eğer mahkeme, Türkiye'mizi hedef alan bu karanlık tertibe bütünüyle teslim olursa, bizim burada ancak sandalyelerimizi yargılayabilirsiniz' deyince salonda bulunan izleyiciler alkışladı. Bu sözlerin ardında İP'li sanıklar Doğu Perinçek, Nusret Senem, Hikmet Çiçek ve Hayati Özcan ile Muzaffer Tekin duruşma salonunu terk etti. Salonda bulunan İP'li sanıkların 21 avukatı ve izleyiciler de salonda ayrıldı. Diğer sanık avukatları da davaların ayrılmasını talep etti.
KURTULABİLİRLER
Birleştirme kararının ardından söz alan Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz, Danıştay davasıyla ilgili birleştirme kararına itiraz etti. Cengiz, 'Dava yıllarca sürecek, Danıştay saldırı davası sanıklarının uzun süre tutuklu bulunması mümkün olmayacak. Sanıkların tahliyesi hatta belki de zamanaşımından kurtulmaları söz konusu olacak' diye konuştu. Cengiz, 'Danıştay saldırısı Atatürk devrimine yönelen hain bir saldırıdır. Bu değerlerin savunucusu İşçi Partisi bu saldırının hedefi, muhatabı, mağdurudur. İP ve bu davada yargılanan başta Genel Başkanı Doğu Perinçek davanın mağdurdur. İP ve saldırıda öldürülen yargıcımız Mustafa Yücel Özbilgin ile aynı saftadır. İP yöneticileri, Danıştay saldırısı davasında olsa olsa müdahil olabilirler' dedi.
SAVCININ YEĞENİYLE OFİS KİRALADIM
Sanıklardan İsmail Yıldız, Ankara'daki ofisini duruşma savcılarından birinin yeğeni ile kiraladığını söyledi. Yıldız, 'O savcı burada. Açıp sorsaydı, 'İsmail'in örgüt üyeliğini gördün mü?' diye. Namaz kıldığım için Hizbu-t Tahrir üyesi oluyorum. Sizin ve heyetinizin objektifliğinden şüphe duymuyorum. Adalet bekliyorum. Hukuku yaralarsak kendimizi toparlayamayız' diye konuştu.
'GARİBAN ALPASLAN' SÖZÜNE TEPKİ
DuruŞmaya verilen arada sanıklardan Hüseyin Görüm, 'Bu ülkede yapılacak tek şey Diyanet'in kaldırılmasıdır' diye bağırdı. Ailesine yönelik olarak 'Bu dava hak davasıdır, Allah'ın davasıdır. Uyanın, halen uyuyorsunuz. Ben davama inandım. Atatürk'ün binasını paramparça etti bu şerefsizler. 1919 Kuvva-i Milliye hak davasıdır, hepiniz inanın' diyen Görüm, ailesinden özür diledi. Görüm, 'Gariban Alpaslan bir kere Kuran'ı okusaydı, bu zavallı o cinayeti asla işlemezdi' deyince izleyici koltuğunda oturan Arslan'ın kız kardeşi Hilal Arslan, 'Kendi adınıza konuşun, alimseniz burada ne işiniz var' diye tepki gösterdi.
VELİ PAŞA SOĞANLI ÇORBA YAPIYOR
Tutuklu sanıklardan Doç. Dr. Emin Gürses, 'Türkiye Cumhuriyeti ordusu Kemalist, Atatürkçü değildir. Bu ordu kendi teğmenine işkence yapmış bir ordudur. Savcılar iddianamede TSK'ya örgüt diyorlar, bir tane askeri savcı çıkıp bir dilekçe vermiyor. O zaman 5 bin terörist dağda geziyor, 700 bin askerle bu ordu ne yapıyor' dedi. Gürses, Veli Küçük'le ilgili de şu yorumu yaptı: 'Veli Paşam, çok iyi soğanlı sarımsaklı sirkeli çorba yapıyor. Camdan sarkıtıyor aşağıya. Adı: Koğuş Çorbası' Gürses'in Karadeniz şivesiyle söylediği bu sözler duruşma salonundaki izleyicilerin gülüşmelerine neden oldu.