AKŞAM | CUMARTESI | 11 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ

Medyaya konu olan şiddet bulaşıcı

Toplumda yaşadığımız pek çok soruna 'Kod Adı İnsan' kitabıyla parmak basan Psikanalist Çağatay Öztürk'le kitabındaki dikkat çeken başlıkları konuştuk. Hangi konuyu açsak laf hep dönüp dolaşıp medyaya geldi. Suç olaylarının basında yer alma şeklinden çocuk ünlülerin şöhretle imtihanına kadar pek çok konuya açıklık getiren Öztürk, tüm bu kaos ortamında günü mutlu geçirmenin sırlarını da anlattı.

ozturk
Yaklaşık üç yıl önce şöhretler ve şöhret olmak üzerine yaptığımız röportaj, TV programları tarafından çok dikkat çekmiş, birçok programa davet edilmişti psikoterapi uzmanı Çağatay Öztürk. Bu programların ardından aldığı kitap teklifini kabul edip bir süredir üzerinde çalıştığı kitabı 2,5 yılın sonunda okurlarıyla buluşturan Öztürk'le bu kez kitabı 'Kod Adı İnsan'ı konuşmak üzere buluştuk. Türkiye'de bulunan 70-80 psikanalistten biri olan Öztürk'le kitabının dikkat çeken başlıklarını konuşurken bir taraftan da medyayı masaya yatırmış olduk.

Kitabınızın adından başlamak istiyorum niye 'Kod Adı İnsan'?
Ne yaşarsa yaşasın, herkese insan olarak bakıyorum. İşadamına da, hayat kadınına da, bir eşcinsele de eşit mesafedeyim. İnsanın olduğu her yerde suç da var ceza da, başarı da var başarısızlık da. Sonuçta hepimiz insanız, insanları yargılamak ve sınıflamak yerine 'Kod Adı İnsan' dedik. Bu kitapta, yaşadığınız her sorunun bir çözümü mutlaka vardır, demek istiyorum.

Kitabınızda dikkat çeken başlıklardan biri 'Hayır diyememek'... Birçok insanın en önemli problemi değil mi bu?
Bizimki gibi geleneksel toplumlarda 'hayır diyememek' önemli bir sorun. Her insanda var olan ait olma duygusu ve ayıplanma korkusu insanların hayır demesini daha da zorlaştırıyor. Aslında 'hayır'ı nasıl dediğiniz önemli. Bazen bir evet de bir hayır olabiliyor. 'Benden hoşlanmıyorsun değil mi' dediğinde 'evet' diyorsan o da bir hayırdır.

Önce çoban sonra koyun olma durumu nedir?
Türkiye'de çocuklar, 'en iyi okullara girmelisin, en iyi sen olmalısın, birinci olmalısın' denilerek yarış atı gibi koşturuluyor. Okul bittikten sonra da koyun olmamız bekleniyor; 'sesini çıkarma evladım ayağını kaydırırlar! Okul bitti geri vitese tak, şimdi biraz üç maymunu oyna; konuşma-duyma-görme.' Bu da toplumda saldırganlığın artmasına, patlamaların yaşanması neden oluyor. Cinayetlerin artması, cinayetlerin bu kadar hunharca işlenmesi buna bağlı. Ve bu cinayetler gösterile gösterile de kanıksanıyor. Bazı programlarda cinayetler çözülüyor, neden? Bu ülkenin mahkemeleri yok mu? O zaman ameliyatları da açık yapalım. Böyle bir şey olabilir mi? Bu programlara uzman kişilerin destek vermesi beni daha çok üzüyor.

Televizyonlarda bu cinayetlerin sürekli konuşuluyor olması, başka cinayetleri            tetikliyor mu yani?
Topluma cinayeti kanıksatıyorsunuz. Saldırganlaşmayı tetikliyorsunuz. Siz bir şeyi uluorta koyarsanız bilmeden yapabilir; saldırganlık içgüdüseldir ama insanda saldırganlık ehlileştirilmeli. Amerika'da İkiz Kuleler'in bombalanması olayında hangi annenin feryadını duydunuz? Tek bir kanlı görüntü bile yoktu. Bu haber paylaşılmamış mı oldu? İşin mahremiyet kısmı bu. Televizyon programcılarına şunu hatırlatıyorum: Eğitim alsalar da onların da çocukları bu toplumda büyüyecek, bu saldırganlıklardan nasibini alacak. 10-20 kişi bu programlardan para kazanacak diye 60 milyon zarar görüyor. RTÜK Başkanı ne yapıyor? Onların programına katılıyor. Burada ders alma olayı yok. Bir yanlış davranışı tekrarlarsanız hata olur, hata alışkanlık haline gelirse bağımlılık olur, bağımlılık tehlikelidir zarar verir. Oysa ki hatalarımızı tekrarlamazsak önemli deneyimler olarak hayatımızda yer alır.

AJDA, ENERJİSİ YÜZÜNDEN NEDEN YARGILANIYOR?
Kitapta dikkati çeken bir başlık da 'Türkiye'de hiçbir başarı, cezasız kalmaz'...
Türkiye'de yaşlılara değer verilmiyor. Yıldız Kenter'e yapılan haksızlık içime oturdu. Onun gibi 81 yaşında, yarım asırdan daha fazla hocalık yapmış bir değer, yaşlandı diye üniversitedeki görevine son veriliyor, bir anlamda git ve ölümü bekle deniliyor. Yurtdışında eskiyen bir şey, antika değeri taşır, yaşı ilerlemişse bir çınar olarak görülür. Türkiye'de ise tam tersi. Margaret Thatcher, Oxford Üniversitesi'nde hoca, dünyanın 4 bir tarafında saatine dünyanın parası ödenerek ve binlerce minnetle ders verdiriliyor. Niye Ajda Pekkan enerjisi yüzünden yargılanıyor? O bir star, böyle bir stara sahip olduğunuz için mutlu olun. 'Hiçbir başarı cezasız kalmaz'a bir örnek de Sibel Kekilli. Dünya basını ondan övgüyle söz ederken, Türk medyası onun eskiden oynadığı porno filmleri bulup çıkardı. İnsanları karalamayı, onların sonunu hazırlamayı bir kenara bırakmalıyız. Çünkü bırakın olan değerler bir yerlere gelsin. Eğer Sibel Kekilli bundan bahsetmek istiyorsa bahseder ama siz onu böyle yargılarsanız, başlamadan bitirirsiniz. Basının sorumsuz davrandığı zaman çok oluyor, ya bu kişi ertesi gün intihar ederse, hesabını verebilecek misiniz? Kazandığınız paralar, o vicdanla yüzleşmeniz konusunda bir şeyleri satın alabilecek mi?

Bu sorumsuzluğu karşı ne yapılabilir?
Öncelikle toplum bilinçlenmeli ve reyting ölçümleri sağlıklı hale getirilmeli. 2 bin-3 bin kişiyle bunu ölçmeye kalkarsanız böyle sapkınlıklar başlar. Tabii ki TV'ler ve gazeteler eğitim aracı değil, ama bu kadar da zarar vermemeliler. Farkında olmadan çok büyük zarar veriyorlar, bilinçlenmeleri gerekiyor. Programlarda insanlar kavga ettiriliyor, benim de başıma geldi, terapist olarak karşımdakiyle kavga etmem istendi. Bunlar toplumda güveni sarsıyor, paranoyayı başlatıyor. 'Babana bile güvenme' dedirtiyor ve bu olay kendine bile güvenmemeye kadar geliyor. O noktada bize geliyorlar.

SİGARA MOZAİKLEMEKLE DENETİM OLMAZ
Böyle hunharca cinayetleri Amerikan medyasında duyuyorduk. Şimdi ne oldu ve ne değişti de aynı olaylar bizde de arttı?
Burada suçlu olan sadece bizim medyamız değil, artık oturduğumuz yerden Amerika'yı izleyebiliyoruz. Oradaki olaylar burayı tetikliyor. Dünya global bir köy artık. Saldırganlık, tüm dünyada arttı. Bu sadece Türkiye'nin sorunu değil. Aradaki fark, İngiliz radyo-TV otoritesi, bu tip sorumsuz davranışlarında medya kuruluşlarına daha fazla yaptırım uyguluyor. RTÜK sigarayı mozaikletiyor da, neden bir cinayetin TV kanallarında bu kadar kanıksatılarak, kahvaltıdan öğlene kadar masaya yatırılmasına izin veriyor? Gün boyunca cinayet lafını o kadar çok duyuyorsunuz ki artık, nasılsın merhaba gibi bir kelime oluyor sizin için. Normalleştiriyorsunuz cinayeti. O esnada topluma nasıl bir zarar veriliyor farkındalar mı?      Göz ardı ediyorlar ama günün birinde onlar                da çok üzülecek.

GÜNÜ MUTLU GEÇİRMENİN    PÜF NOKTALARI
Peki, bu tür zararlı yayınlarından kendimizi nasıl koruyabiliriz?
Spor yapın, yürüyün, kitap okuyun. Güne stresli başlayabilirsiniz ama engellemek için 5 önemli anahtar var. Birincisi esneme hareketleri yaparak duş alın. Kötü enerjiyi alır. İkincisi mutlaka spor yapın. Bu yürüyüş olur ip atlamak olur. Çalışıyorum, zamanım yok diyenlere önerim evin içinde 4 tur atmaları, bu kafanızı dağıtır; hareket edin. İyi bir müzik dinleyin. Yeşil çay için ve sağlıklı beslenin. Yapabiliyorsanız yoga ve meditasyon yapın.             Tabii bu tip ruhsal dengenizi bozacak programlar izlemeyin. Bu programlardaki saldırganlık           bulaşıcı. Sabah onu izleyip akşam eşinizle veya    anne-babanızla tartışabilirsiniz.

TV'ye çıkmadan önce çocuklar destek almalı
Çocuklar yarıştırılmasa da, çocukların şarkı söylediği bir program yapılıyor. Hepsi ünlü oldu, gazeteler ve internet hep onlardan bahsediyor. Onlara bir zararı olmaz mı bu programın?
Çocuklar eğer bu programlara çıkarılıyorlarsa, onlara psikolojik destek verilmeli. Bana gelen daha önce çok önemli TV dizilerinde oynamış ve dizi bitip unutulduktan sonra ciddi sorular yaşayan iki çocuk var. Zamanında destek vermek gerek. Bunun oyun gibi bir şey olduğunu, günün birinde bu programlar bittiğinde normal yaşanma dönecekleri anlatılmalı. Bana gelen çocuklar intihar teşebbüsünde bulunmuş. Ama amaçları ölmek değil, dikkat çekmek. İlgi bittiğinde boşluğa düşüyorlar. Genel anlamda çocuklarla ilgili programlarda bir  terapist yardımı verilmeli. Buranın geçici bir şey olduğu, giydikleri gömleği günün birinde çıkaracakları onlara baştan anlatılmalı.

AYSUN ÖZ KAŞİ

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3