AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-06
Dünkü Sabah'ın Pazar ekinde Yaprak Aras Şahinbaş 'Hollywood'un nefret ettiği site'yi yazmış. Michael Jackson'ın ölüm haberini herkesten, hatta resmi açıklamadan bile önce veren TMZ'yi. MJ'in ölüm haberini Los Angeles'tan bir arkadaşım bildirdiğinde kaynağının tmz.com olduğunu söylemişti. Bu bir anlamda da haberin doğruluğunun teyidiydi. Zira TMZ, son yıllarda magazin dünyasında bütün önemli gelişmeleri duyurmakla nam saldı.
Bakın Yaprak Aras Şahinbaş siteyi nasıl tarif ediyor:
'Toplumun ünlülere olan merakını, takıntı boyutuna taşıyan TMZ'nin, Los Angeles'ın her tarafına yayılmış çok geniş bilgi ağı ve hemen her yerde kaynakları var. Jackson'ın öldüğü gün de siteye muhtemelen şarkıcının hem evinden, hem ambulanstan hem de hastaneden bilgi aktarımı yapıldı. Bütün Hollywood'u ihbarcıya dönüştüren sitenin gizli olmayan silahı ise para. 'Bomba fotoğraf' ve iyi 'hikaye'lere para ödediği de bilinen siteyi aslında hepimiz çok iyi biliyoruz.'
Ancak TMZ'nin başarısı yaptığı haberlerden çok, bütün bu haberleri işleyiş dilinde de gizli. Bu site sayesinde Amerikan magazin basınının bildiği bütün alışkanlıkları, refleksleri ve üslubu yerlebir oldu.
TMZ, çirkin bir dil kullanıyor ve büyük ihtimalle milyonlarca dolar kazanan ünlülerin derilerinin kalın olması gerektiğine inanıp onları zor durumda bırakacak, kötü gösterecek, küçük düşürecek yayınlar yapmaktan çekinmiyor.
Rihanna'nın dayak yedikten sonra çekilen fotoğrafları ya da ünlülerin kimileriyle yaptığı aşağılayıcı telefon konuşmalarının kayıtları da TMZ'nin çirkefliğine iyi örnekler.
Bu aslında sessiz ve alttan gelen bir devrimin de işareti. TMZ'nin tabu kırıcı üslubu sayesinde PR ajanslarının kontrolündeki ünlülerin basındaki filtrelenmiş imajları ve bu sahteliğe basının katkıda bulunması dönemi sona eriyor.
Sadece Hollywood'da değil, bütün dünyada, Türkiye'de bile, çoktandır ünlülerle ilgili haber yapmak bir kontrollü danışıklı dövüşten geçiyor. Gazeteciler yayınlayacakları skandallar karşılığında başka tavizler veriyorlar, starlarla yazılı olmayan anlaşmalar yapılıyor. Bugün yerle bir edilenin, yarın öbür gün el üstünde tutulması bundan.
Oysa TMZ daha evvel herkesin bildiği ama girmeye cesaret edemediği bölgelerde dolanıyor. Starların gündelik hayatlarında, PR'cılarının ve spin doctor'larının müdahale edemediği anlarındaki bayağılıkları, basitilikleri ve çirkinlikleri üzerinden bir dil oluşturuluyor.
Bildiğimiz anlamda magazinin de çöküşü demek. Zira alternatif bir magazin yayıncılığı yapında, cesaretli bu dil alıcı topluyor: TMZ'nin arkasında büyük medya şirketlerinin olması boşuna değil.
Bu magazin yayıncılığının yansımalarını bizim ülkemizde de göreceğimize inanıyorum. Doğrusu, yaptıkları işe kıyasla magazin basınımız aslında Türk medyasının en muhafazakar kanatlarından biri. İş sadece Bodrum-Bebek'te geçen ünlüleri çekmekten ibaret kolaycı ve taşralı bir gazetecilikte kalmış.
Şöyle iştahımızı kabartan bir magazin skandalı ne zamandır okuyamadık; eminim TMZ olsa Deniz Seki olayıyla ilgili muhteşem bilgilere ulaşırdık. Pek çok şeyle beraber magazin haberciliği de öldü maalesef.
Basının her anlamda yenilenmesinin zorunlu olduğu bir döneme giriyoruz Türkiye'de. Bundan kolaycı magazin de nasibini alacaktır illa ki; Kelebek-Günaydın tarzı yaratıcılığa fazla prim vermeyen ve yıllardır süregelen geleneği sürdüren magazin haberciliğinin bir alternatifi oluşmak zorundadır. Bunu kuşkusuz dış şartlar da zorlayacak.
En önemlisi cesaret tabii ki, ama bakalım bu cesaretli ilk adımı atmak kime nasip olacak?
Deniz Seki'ye doğum günü hediyesi
Son zamanlarda birbirinden farklı çevre ve şehirlerde herkesin birbirine bahsettiği bir blog Türkiye'nin TMZ'sinin ilk adımları olabilir mi? Evet, henüz çok geniş bir bilgi ağı yok. Çok sık güncellenmiyor. Amatör hala. Yeteri kadar iştahımızı sulandıracak kadar dedikodu yok.
Peki ne var? Yaratıcılık ve çirkef ama çok iyi kullanılan bir dil....
Madi Clara'dan bahsediyorum; bir fenomen haline gelmesine ramak kalan madiclara.blogspot.com'dan.
'Deniz Seki'ye doğum günü hediyesi' tam da bahsettiğim çirkef dilin harika bir örneği değil mi?
'Bugün Deniz Seki'nin doğum günüymüş. Ona küçük bir hediye aldım. Bir ayna, bir pipet, bir de kullanmadığım kredi kartmı paketledim. Hangi adrese yollamam gerek?'
Evet çok acımasız, hatta adice. Ama kabul edin yaratıcı ve komik değil mi?
Hürriyet Pazar yaz uykusunda
GÖZLERİME inanamadım. Dünkü Hürriyet Pazar'da... Kuruçeşme Arena hakkında bir haber. İyi güzel... İki satılık manşetindeki şu ifade nedir peki: 'Arena'da çıkan sanatçılar arasında en pahalısı Shakira, en zoru Cohen'di.' Yuh artık! Hürriyet Pazar, daha Türkiye'ye adım atmayan ve bu ağustos başında Harbiye Açıkhava'da konser vermesi beklenen Leonard Cohen'i Türkiye'ye getirmiş, izletmiş bir de sahneye çıkmaya ikna etmenin çok zor olduğuna kanaat getirmiş...
Yapmayın beyler, ayıptır, bu kadarı artık cahilliğe bile girmez...
Ne Cohen'i, ne Arena'sı, ne sahnesi?
Bu sayfalar herhalde bir tek muhabirin kaleminden çıkmıyor. Editörler, ek yayınlar yönetmeninin elinden geçiyor değil mi?
Birileri illa düzeltmek için okuyordur.
Peki bir kişi ama tek bir kişi bile bu düpedüz yalan haberi fark etmiyor mu? Bir Hürriyet ekler çalışanı bile Cohen'in henüz Türkiye'ye GELMEDİĞİNİN farkında değil mi?