İktidar Partisi Grup BaÅŸkan Vekili CMK'daki yeni deÄŸiÅŸikliÄŸin Genelkurmay BaÅŸkanı'ın doÄŸrudan sivil mahkemede yargılanabilmesinin önünü açmadığını ileri sürmüÅŸ. Gerekçe olarak da, darbe giriÅŸimi gibi 'Meclis' ve hükümete karşı iÅŸlenen suçlar'ın 'askeri mahalde' iÅŸlenebilen suçlar olmadığını söylemiÅŸ.
SöylediÄŸi hukuken doÄŸru deÄŸil.
Bu tür suçların 'askeri mahalde' yani askeri alanlar dahilinde niçin iÅŸlenemeyeceÄŸini anlamak mümkün deÄŸil. Kaldı ki yeni deÄŸiÅŸikliÄŸe göre 'asker kiÅŸiler' bu tür suçları nerede (hangi mahalde) iÅŸlerse iÅŸlesin, sivil savcı tarafından özel yetkili sivil ceza mahkemesi önüne çıkarılabiliyor. Üstelik buradaki 'asker kiÅŸi' ifadesi Genelkurmay BaÅŸkanı'ı da içeriyor.
Somut bir örnek vereyim:
Genelkurmay BaÅŸkanı basına açıklama yaptı ve bu açıklamada terör veya güvenlikle ilgili bazı taleplerinin karşılanmaması nedeniyle hükümeti dolaylı olarak eleÅŸtirdi diyelim. Yeni deÄŸiÅŸiklikten sonra bir sivil savcının bu açıklaması nedeniyle Genelkurmay BaÅŸkanı'ı doÄŸrudan ifade vermeye çağırmasına, darbe giriÅŸimi gibi hükümete karşı iÅŸlenen suçlar kapsamında Silahlı Kuvvetler'in en üst komutanını direkt olarak sivil ceza mahkemesi önüne çıkarmasına hatta tutuklanmasını istemesine hukuki bir engel kalıyor mu?
Yanıt çok net ve açık: Kalmıyor!
İşte sorun da burada. Darbe giriÅŸimi sayılabilecek hiçbir ciddi fiil olmasa dahi, 'iÅŸgüzar' bir savcının silahlı kuvvetler komuta makamını sivil bir mahkeme önünde birkaç yıl sürebilecek bir yargılama süreciyle muhatap etmesine imkan veriyor. EÄŸer CumhurbaÅŸkanı imzalarsa bu konuda yeni hukuki durum son derece net.
Yeni deÄŸiÅŸikliÄŸin bu çarpıcı sonucunu AKÅžAM (bu köÅŸe) ve Habertürk gazetesi dışında basında kimsenin fark edememiÅŸ olması da ayrıca dramatik...
Bu iÅŸte bir 'güvensizlik' mi var?
Kafama takılan soru şu:
Kamuoyu sanıyordu ki BaÅŸbakan ile Genelkurmay BaÅŸkanı arasında herhangi bir güven sorunu yok. Bir süredir verilen izlenim ÅŸöyleydi: Askerle uyum içinde çalışan, hassasiyetlerine önem veren bir BaÅŸbakan. Siyaset alanına saygılı, sadece terör ve güvenlik sorunlarına yoÄŸunlaÅŸmış, kendi iÅŸine bakan bir Genelkurmay.
Peki ne oldu da bu izlenim yerle bir oldu?
Teamüllere ters biçimde, bir 'geceyarısı oldubittisi' ile Genelkurmay BaÅŸkanı'nı doÄŸrudan sivil mahkemede yargılanma 'tehdidi' altına sokmaya gerek var mıydı? Bu uyumu bozan tek neden Genelkurmay'ın 'sahte' dediÄŸi bir belgenin BaÅŸbakanca 'gerçek' olduÄŸuna inanılması mı?
Realist olmak gerekirse, Genelkurmay BaÅŸkanı'na karşı bu 'dozda' bir 'müdahale' sadece ve sadece, kendisine karşı siyasi iktidarın bir nedenden dolayı 'güvensizlik' duyması halinde söz konusu olabilir. Acaba bu 'neden' ne? Bu ağırlıkta bir müdahalenin durup dururken olması mantıklı deÄŸil.
İnşallah yanılırım...
NOT: Geçen haftaki yazımda 1982 Anayasası için yapılan referandumda kabul oylarını yanlışlıkla %96 olarak yazmışım. DoÄŸrusu %92 olacak. Düzeltir ve özür dilerim. Ancak bu kabul oranı da bu referandumla halkın 12 Eylül İhtilali'ne onay verdiÄŸi gerçeÄŸini deÄŸiÅŸtirmiyor.