Hem bu köÅŸede hem de 17 Haziran'da yayınladığım ve üç gün süren yazı dizisinde İran seçimleri, bu ülkedeki siyasal ve dinsel yapı ile ilgili olarak özet ve objektif bilgiler vermeye çalıştım.
ÇeÅŸitli televizyonlarda katıldığım haber bültenleri ile özel programlarda da aynı özeni gösterdim. Çünkü bana göre doÄŸru bilgilere dayanmayan analiz ve öngörüler hep yanıltıcıdır.
Oysa aynı süre içinde gazete ve televizyonlarda İran olaylarını yorumlamaya çalışanların büyük bölümü ne yazık ki doÄŸru ÅŸeyler söylemiyordu. Bu kiÅŸilerin bir bölümü bırakın doÄŸru bilgi vermeyi, tümüyle Batı aÄŸzı ile konuÅŸmayı tercih ediyordu.
Bir kısmı ise haber bültenlerini dinleyerek İran uzmanı kesilmiÅŸ ve çıktığı televizyon programlarında bırakın İran'ı, neredeyse tüm bölgenin kaderini belirleyecek yorum, deÄŸerlendirme ve öngörülerde bulunuyordu.
Daha önce bu köÅŸede yazmıştım: Herhangi bir nedenden dolayı kambur olanlar dik durmaz. Dik duramayanlar ise önlerini göremez ve gösteremez.
İran'ı ve bu ülkedeki geliÅŸmeleri Batı'nın gözlükleri ile görmenin hiçbir anlamı yok ve olamaz. Seçimden bu yana Batı medyasının büyük bölümü İran ile ilgili haber ve analizlerinde bilerek ya da bilmeyerek sınıfta kalmıştır.
Tıpkı bizim coÄŸrafyamızda bundan önce yaÅŸanan tüm olaylarda olduÄŸu gibi...
Åžöyle bir hatırlayın...
Batı medyası, Türkiye'de yaÅŸanan olaylarla ilgili olarak nasıl haber ve deÄŸerlendirmelerde bulunuyordu. Bu haber ve deÄŸerlendirmelerin acaba hangisi doÄŸru çıkmıştı?..
Ama ne yazık ki tüm gerçekler ortadayken bizdeki bazı çevreler Batı medyasının haber ve analizlerini ciddiye almayı bir alışkanlık haline getirmiÅŸ hatta neredeyse Türkiye içi geliÅŸmeleri bile onların aÄŸzı ile Türk halkına anlatmaya çalışıyor.
Bu vazgeçilmesi çok zor ama çok kötü bir alışkanlıktır.
Åžimdi bu kısa tespitten sonra İran'daki olası geliÅŸmelere bir göz atalım.
İran'dan gelen haberlere bakılırsa Kum'da çok yoÄŸun kulisler yapılıyor. Ülkeyi dolaylı ya da dolaysız yöneten mollalar, politikacılar, iÅŸadamları, aydınlar, uzlaÅŸma ve krizden çıkmanın yollarını arıyor.
Aynı zamanda Ahmedinecad yandaÅŸları 86 üyeli Uzmanlar Kurulu'nda yoÄŸun kulis yaparak Dini Lider Hamanei ile ters düÅŸen Kurul BaÅŸkanı Rafsancani'yi düÅŸürmeye çalışıyor. Rafsancani ve yandaÅŸları ise hem Ahmedinecad'ın yolunu kesmek hem de ona destek veren Hamanei'den kurtulmanın yolunu arıyor ve ülkenin bir din kurulu tarafından yönetilmesi gereÄŸinden söz ediyor.
Taraflar arası tartışma, çekiÅŸme siyasal ve dini elit çevrelerinde devam ederken bazıları sokağın tansiyonunu kullanmayı sürdürecektir.
Uzun süre göz hapsinde tutulan Ayetullah Muntazari ise eski CumhurbaÅŸkanı Hatemi gibi Rafsancani'ye destek veriyor. BaÅŸta Irak'ın dini lideri Sistani olmak üzere dünyadaki Åžii din adamları ya da temsilcileri Kum'a akın ediyor. Herkes Åžii İslam Cumhuriyeti'nin geleceÄŸinin garanti altına alınması için yoÄŸun çaba harcıyor. Unutmamak gerekir ki; baÅŸta Muntazari, Rafsancani ve Hatemi olmak üzere Ahmedinecad'a karşı olanların neredeyse tümü molla ve din adamı. Ahmedinecad'ın seçim rakibi Musavi ise düzenin deÄŸiÅŸmesinden yana olmadıklarını, istedikleri ÅŸeyin aslında insanlara daha fazla özgürlük ve demokrasi olduÄŸunu söylüyor.
Özetle ve daha önce söylediÄŸim gibi İran'da olaylar Batı medyasının tüm beklentilerinin tersine duruluyor. OlaÄŸanüstü geliÅŸmeler yaÅŸanmazsa siyasal ve dini erki paylaÅŸanlar en kısa süre içinde anlaşıp uzlaÅŸacaktır. Bu uzlaÅŸmadan sonra İran'da ülkenin geleceÄŸini belirleyecek sert ama çok sessiz tartışmalar yaÅŸanacaktır.
Ve İran olası tüm özgürleÅŸme ve demokratikleÅŸme olasılıklarına karşın kısa ve orta vadede bir İslam Cumhuriyeti olarak kalacak, Åžii Acem karakterinden asla taviz vermeyecektir.
BaÅŸta ABD olmak üzere Batı ise böyle bir İran'ı tercih eder ve edecektir.
Ve bundan dolayıdır ki; Türkler'e, Araplar'a, Kürtler'e, Afganlılar'a, Pakistanlılar'a komÅŸu İran hep önemli bir ülke olarak kalacaktır.