Şansal Büyüka sansal.buyuka@aksam.com.tr

kategori2

Vur, kır, parçallla.. Hepsi serbest

llah'ı var,  medya utanç finalinin üstüne gidiyor. Hele Akşam spor sayfasının manşetine bayıldım: Ayıp büyük, ceza komik...
Gerçekten öyle... Fenerbahçe Ülker ile Efes Pilsen, belki de NBA serilerini aratmayan müthiş bir final serisi çıkardılar.
Her maçta müthiş bir kapışma, olağanüstü bir mücadele, buna rağmen dostça bir yarış ve kabul edelim ki, çarpıcı görüntülerle bezenmiş naklen yayınlarla  evlerimize kadar giren basketbol heyecanı...
Belki de uzun yıllar sonrasında basketbola ilk kez bu kadar ısındık, bu kadar heyecanlandık ve basketbolu belki de yeniden hatırladık...
Ama... İşte bu 'ama'dan sonrası kötü... O müthiş final yarışı, rezil bir 'son'la noktalandı... Hiç kuşkunuz olmasın, iki takım basketbolcularının müthiş kapışması unutulur, bu utanç tabloları akıllarda kalır...
İşin en kötü yanı, olay çıkaranların, sahalara, salonlara rezilliğin her türlüsünü sokanların, yaptıklarının yanlarına kar kalması...
Etkili bir yasa hükmü yok, kural yok, caydırıcılık yok, spor terbiyesi, taraftarlık duygusu deseniz o hiç yok...
O zaman vur, kır, parçala... Hepsi yanına kar kalıyor...
Bir de sahalara, salonlara artık 'özel güvenlikçiler girsin' diyoruz. Polisin bile önlemekte zorlandığı olayları, çirkinlikleri, kulüp ne derse onu yapmakla sorumlu olan 'Özel Güvenlikçiler' mi önleyecek...
Ortamı geren yöneticiler, taraftarlarla ortak iş yapan başkanlar, gazetecilik değil, tuttuğu renklerin kalemşörlüğünü yapan medya mensupları ve en kötüsü maç izlemeye, sporun keyfini çıkarmaya değil, olay yaratmaya gelen seyirciler...
Anlayacağınız hepimiz suçluyuz...
Bu işlerin eğitimle, iyiniyetle, karşılıklı anlayışla çözülemeyeceğini herkes biliyor...
O zaman 'dinsizin hakkından imansız gelir' misali, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksınız...
Ama onun için de yasa yok, yetki yok, uygulama yok...
Yeni sezon geliyor, herkes şampiyonluk sözü veriyor...
Ben korkuyorum, gerçekten korkuyorum...
Kavgada bile söylenmeyecek açıklamalardan, her kötü sonuçtan  sonra çıkabilecek olaylardan, toplumsal kamplaşmalardan, hatta düşmanlıklardan gerçekten korkuyorum...

Adamlık budur
Habertürk'te Tahir Kum'un yazısını okudum. Fenerbahçe, geçen yıl Kayseri'den Gökhan Ünal'ı istediğinde Başkan Recep Mamur 'Trabzonspor'a sözüm var' demiş ve Fenerbahçe'nin bir milyon euro daha fazla olan teklifini geri çevirmiş...
Kayserispor Başkanı Recep Mamur, bu sezon da Mehmet Topuz transferinde 'Fenerbahçe'ye sözüm var' dedi ve her türlü baskıya rağmen bu sözünün arkasında durdu...
'Adam'lık önemli bir özellik... Günümüzde her şeyi satın alıp, her şeye egemen olan paranın 'Adam'a rastladığında fiyakası bozuluyor...
Onun içindir ki, paranın gücü, Recep Mamur'un sözünü satın alamadı...

Lincoln niye satılsın?
Galatasaraylı yöneticiler Lincoln'ü almak için çok uğraşmışlardı. Bakıyorum şimdi de satmak için çok uğraşıyorlar...
Lincoln'ün Galatasaray formasıyla hayal kırıklığı yarattığını kabul ediyorum. Ama geride bıraktığımız sezonun ilk yarısına bakın. Galatasaray'ın iyi oynadığı her maçta sahada iyi bir Lincoln vardı...
Sorunsuz futbolcuyu oynatmak için Başkan, yönetici, ya da hoca olmaya gerek yok... Öyle futbolcuyu herkes oynatır. Önemli olan sorunlu futbolcuyu idare edip, yeteneklerinden en iyi şekilde yararlanmak değil mi?
Lincoln'e verdiğiniz parayı çok buluyorsanız, ki öyle duyuyorum, o zaman niye aldınız? Parayı verirken niye düşünmediniz? Eğer 'sorunlu ve istikrarsız' diyorsanız, bunları çözmek için niye çaba harcamıyorsunuz?
İyi bir Lincoln'ün Galatasaray'a çok şey katacağına inanıyorum. Kapı kapı dolaşıp satmaya çalışacağınıza, Başkanlık, yöneticilik, hocalık hünerinizi kullanıp Lincoln'ü kazanmaya bakın...
Üstelik adam 'Galatasaray'da mutluyum' diyor. O zaman, bu mutluluğu sahaya yansıtmasına yardımcı olun... Hep birlikte bu mutluluğunu yaşarsanız kötü mü olur...

Gelmeyin, gidin...
Hamit Altıntop, Halil Altıntop Türkiye'ye gelecek diye ödüm koptu. Nihat Kahveci için de öyle... Hatta Tuncay Şanlı... Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, ya da bir başka kulüp... Avrupa'da oynayanların Türkiye'ye gelmesine çok karşıyım.
Biz, daha fazla oyuncuyu Avrupa'ya göndermenin yollarını arayacağımıza, Avrupa'dakileri getirmeye çalışıyoruz. Bırakın uluslar arası sahalarda oynamaya devam etsinler...
Bırakın Türkiye gibi Dünya üçüncülüğünü, Avrupa üçüncülüğünü yakalayan bir ülkeyi, futbolda çok geride kalmış ülkelerin onlarca futbolcusu bile yabancı sahalarda top koştururken, bizimkilerin sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor. Onları da getirmek için kesenin ağzını açmak dahil, yapmadığımızı bırakmıyoruz...
Allah'tan akıllı çocuklar... Gelmiyorlar... Gelmeyin kardeşim gelmeyin... Aksine gidin... Servet'i, Arda'sı, bir başkası, kim varsa gitsin... Bu gidişin inanın futbolcunun kendisine de, kulübüne de, Türk futboluna da katkısı çok büyük olur...
Üstelik önünüzde Tugay gibi çok taze ve çok çarpıcı bir örnek dururken...

Bobo gider Saha gelir mi?
Beşiktaş'ın transfer politikasını anlamakta zorlanıyorum. Bobo'yu satabilmek için adeta fazla mesai yapıyorlar. Yerine düşündükleri adam, bir zamanların ünlü golcüsü Saha...
'Bir zamanların' diyorum. Çünkü Saha, özellikle son yıllarda sakatlıklardan kurtulamayan, yaşı 30'u aşan ve kariyerinde inişe geçen bir oyuncu...
Her oyuncu satılır... Buna katılırım... Ama aldığınız oyuncu sattığınız oyuncudan daha iyi olmalı... Bugünün kriterlerine baktığınızda Bobo satılıp, Saha alınmaz...
Neyse ki, Saha işinde Beşiktaş'ın eski iştahı yokmuş... Dilerim öyledir. Hiç olmazsa bir yanlıştan dönmüş olurlar...

Biraz gül be Özaydınlı
Maçlarda kameralar zaman zaman Fenerbahçe yöneticisi Murat Özaydınlı'yı zumluyor. Yani yakın plan gösteriyor. Bakıyorum sevgili Özaydınlı hep gergin, yüzünde hep öfkenin sinyalleri...
Yöneticilik elbette kolay değil... Yönetici olarak, sorumlu biri olarak maç izlemek elbette zor. Ama bakıyorum, kazanırken bile sevgili Murat Özaydınlı'nın yüzünde hep o gergin, hep o öfkeli ifade...
Biraz gül be sevgili Murat Özaydınlı, biraz gül... Göreceksin gülmek sana daha çok yakışacak... Üstelik ortalığı da yumuşatacak...

Böyle kutlama olmaz
Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, şampiyon olan Efes'i kutlamış. Ben Efesli yöneticilerin yerinde olsam bu kutlamayı kabul etmem. Gerçekten etmem. Oturduğun tribünlerden iki basamak inip kupayı vermeyeceksin, sonra Efes'in şampiyonluğunu kutlayacaksın. Kim inanır buna. Timsahın gözyaşı gibi.

Aferin Sercan'a
Televİzyonlardan izledim. Büyüklerin transferdeki gözdesi olan Bursasporlu Sercan'ı muhabirler sıkıştırıyor. Hatta hafif yollu tahrik ediyor. 'Seni Galatasaray istiyor, Fenerbahçe istiyor' diye konuşturmaya çalışıyor.
Ama Sercan belli ki akıllı. Mehmet Topuz gibi oltaya takılmıyor. 'Kulübüm bilir, başkanım bilir' deyip topu taça atıyor. Futbolda en kolay iş topu taca atmak değil mi? Sercan da onu yapıyor. Aferin Sercan'a...

Eskiye dönüş
Trabzonspor yıllar sonra, eski hocası Halilhodziç'e dönüş yapıyor. Doğru bir seçim mi, doğru bir karar mı? Bana göre değil...
Denilebilir ki, Fenerbahçe'de bunca imkanına rağmen eski hocası Daum'a dönüş yaptı. Bu doğru. Ama baktığınızda Daum'un Fenerbahçe'de iki yıl üst üste şampiyonluğu, üçüncü yılda son haftada kaçırdığı bir şampiyonluğu var...
Trabzonspor, bu sezon takımın üçüncülüğünde önemli katkısı olan hocasını beğenmeyip yolladı, kurtarıcı diye takımı 2005-2006'da dördüncü yapan hocasına sarıldı... Ne diyelim, hayırlı olsun...

Spormax'e helal olsun
Fenerbahçe Ülker ile Efes Pilsen arasında altı maçlık müthiş bir final serisi izledik... Adeta basketbola doyduk...
Kabul edelim ki, Spormax de bu final serisine müthiş görüntüleri, maç öncesi ve sonrası yayınlarıyla gerçekten renk kattı...
İki takım oyuncularının yanında bir tebrik de Spormax'de canlı yayınları gerçekleştiren arkadaşlara gönderelim...



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3