Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Alper Görmüş haklı tamamen tutarsızım

Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş bir süre önce hakkımda yazdığı bir yazıda 'Türkiye'de tutarsızlık denilince aklıma ilk gelen isim Serdar Turgut'tur' demiş ve analizini yapmıştı.
Tempo dergisinde bu ay yayınlanan söyleşide de arkadaş bana 'Atatürk'ü savunuyorsunuz, bir yandan da 'Bu cumhuriyet bitti' diyorsunuz. İnsanların sizin siyasi görüşlerinizle ilgili kafası karışık, nedir sizin siyasi kimliğiniz' diye sordu.
Benimle ilgili bir kafa karışıklığı olduğunun uzun süredir farkındayım ve bu benim çok da hoşuma gidiyor.
Ancak bu, özellikle kafalar karışsın diye hoşlanarak yaptığım bir şey değil.
Dergide 'Ben Marksist düşünce sistemi içinde düşünerek her farklı olaya yönelik farklı tavırlar alırım' demişim. Dikkat edin; Marksist olarak değil, düşünce sistematiğinden bahsediyorum sadece. Herhangi bir iktidar projem yok. Hiçbir sınıfa da yakın değilim, sevdiğim özel bir grup insan da katiyen yok.
Bu cevabım aslında tavrımı anlatmak açısından yeterince açık, ama konu sonunda açıldığı için tavrımı biraz daha netleştirmek çabası içine gireceğim.

HAYAT FELESEFEM
Michel de Certeau adında olağanüstü derin bir düşünür var, bugüne kadar okumadınızsa onun kitaplarını tavsiye ediyorum. 'Tarih ve Psikanaliz, Gündelik Hayatın Keşfi' adlı kitaplarını hemen alıp okumaya çalışın. İkisi de hayli zor okunan metinler ama ufuk açıcı.
'TSK ile Gülen Cemaati konuşmalıdır' tezini savunduğum yazıdan sonra işin özüne girmeden beni direkt 'O artık Cemaat'ten oldu' diye damgalayanlar, neyi ve nasıl yapmaya çalıştığımı tabii ki anlayamadılar.
Çabamın içeriğinin, Certeau hakkında yapılan bir analizde benim söyleyebileceğimden çok daha elegan bir biçimde ortaya konduğunu gördüm.
Yapacağım uzun alıntı için özür diliyorum ama bu kaçınılmaz oldu. Anlamak yerine direkt damgalamaya girişenler, özellikle arkadaşım dediklerim dikkatle okusunlar bunu:
'Certeau kurumların (bilgi ya da inanç kurumlarının) varlığının zorunlu olduğunu kabul edip, onların kurallarına her bakımdan boyun eğmeyi gerekli saymaksızın toplumsal rollerinin öneminin kabullenirken, hem onların yarattığı konformizm ortamına pabuç bırakmamayı hem de onlara karşı yapılan haçlı seferi çağrılarının dışında kalabilmeyi başarabildi.'

YAZARLIK İLKEM
Bundan dolayı iki kurumun da yarattıklarını konformizm ortamına pabuç bırakmadan, 'İcazetli bir söylem' tutturma kaygım olmadığı için onların ikisine de boyun eğme mecburiyetini hissetmeden, toplumsal rollerinin önemini kabul ettiğim TSK ile Cemaat'in konuşmasını söyledim. Yine aynı nedenlerle Atatürk'e saygım büyük ve onun kurduğu Cumhuriyet'in de bu şekliyle sonunun geldiğini de görüp söyleyebiliyorum. İcazetli bir söylem tutturmak zorunda kalan her yazardan da işte bu nedenlerden dolayı hoşlanmıyorum. Çünkü o şekilde yazar olunamayacağını biliyorum.
Her insana ve her kuruma mesafeliyim. Bu beni Alper Görmüş'ün başka bir yazısında dediği gibi 'Şahane bir birey' yapar mı bilmiyorum ama umarım öyleyimdir. Tabii o, bu tanımı beni kınamak için şöyle yapmıştı: 'Kendi dışında hiçbir şeye sorumluluğu bulunmayan, herhangi bir değeri bulunmayan, tutarlı olması gerekmeyen, tek referansı, kendi keyif, niyet ve çıkarı olan, bunu da canı istediğinde değiştirebilen, şahane birey.'

KONTROLLÜ ANTİ-YAKINLIK
Evet bazılarını kızdırsa da ben temelde böyleyim, bu tanımda biraz Ayn Rand düşüncesi nüansları da görüyorum ve bununla da övünüyorum.
İcazetli bir söylemi katiyen kabul etmem. Her fikre, her kuruma ve istisnasız her insana kontrollü bir 'anti-yakınlık' içindeyim (kontrollü anti-yakınlık Jacques Lacan'a ait bir kavram olabilir. Notlarım arasında var ama kimden aldığımı yazmayı unutmuşum.)
Yakın durmaktan sürekli kaçıyor olmam, her fikre ve her olayın kendi içindeki mantığa, ona ait olmadan sürekli giriş çıkışlar yapmam birçok insanı kızdırıyor da bunu da biliyorum. Dindar olmadan dindar olanları anlamaya çalışırım. İnanç konusu üzerine çok kafa yorarım. Cemaat'ten değilim ama düşmanlarının yanında da değilim. Cemaat'i anlamak için yoğun çaba harcıyorum. Birinci Cumhuriyet öldü ama askere kin besleyenlerden de hiç hoşlanmam, uzak dururum onlardan da. Kimsenin, hiçbir fikrin müriti olmam.

ARKADAŞLARIM İÇİN!
 Son olarak yine Certeau için yapılan değerlendirmeyi özellikle 'sözde arkadaşlarımın' okuması için aktararak yazımı bitiriyorum.
(Certeau'nun) yakın arkadaşlarının da aralarında yer aldığı insanlar, herhangi bir partinin ya da grubun saflarına katılmadan derin bir toplumsal değişim yaşanması varsayımı karşısında olumlu bir tutum takınmasına ve böylesine şiddetli bir toplumsal eleştiriyle yüz yüze gelince kendisini tehdit altında hissetmemesine kızıyorlardı.
Ne güzel arkadaşlarım da bana kızıyorlar, demek ki bazı şeyleri doğru yapıyor olmalıyım, kontrollü anti-yakınlığım nedeniyle onların kızgınlığına da uzak durabiliyorum.
Bütün bu açıklamalar eğer fazla ağır ve felsefi geldiyse o zaman konuyu farklı bir biçimde ifade de edebilirim: Tutarlı olacağım diye icazetli söylemler dışına çıkamayan yazarlar, aldığı sonuçlar ne olursa olsun puan durumlarına bakmaksızın her hafta üst üste sadece kendi tuttuğu takımı övmek için yazılar yazmakta ısrar eden spor yazarlarına benzerler.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3