Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Medya bir tehdit haline geldi...Grip salgını acaba gerçek mi?

AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada Başbakan, ekonomi ile ilgili raporlardan medyanın olumsuz tek cümleyi ayıklayıp bunun üzerine gürültü yaptığını söyledi.
Bence bu kez haklı. Çünkü medyada kötü haberin satışının iyi olacağı yolunda bir inanç var ne yazık ki...
Felaket haberlerinin daima daha fazla ilgi çektiği şüphesiz de ama bu böyle diye bizler her olayda ne kadar detay da olursa olsun haberin en kötü yanına konsantre olursak bir süre sonra sanki tüm haber sadece kötülükten, felaketten ibaretmiş gibi bir düşünce hakim olabilir...
Domuz gribi krizi olarak adlandırılan salgında da bu oluyor.
Haberlere bakılırsa dünya büyük bir tehdidin altında gibi gözüküyor.
Bir tür salgın olduğu kesin ama kötü habere konsantre olan gazeteciler yüzünden tehdidin boyutunun ne olduğu ve aslında neler yaşandığının farkında değiliz biz.
Baştan şunu söyleyeyim; Amerika'da her yıl grip aşısı nedeniyle ölenlerin sayısı bu grip salgınından ölenlerden fazla.
Ayrıca şu da var, yine Amerika'da her yıl mevsimsel griptan yani rutin gripten 30 bin kişi ölüyormuş.
Yani vücudunun direnci zaten düşük olan nüfus, grip virüsü kaptığında hemen tedaviye başlanmazsa, bu gruptan ölümler o düzeyde zaten her yıl oluyormuş.
Bu son salgında da ölenlerin hemen tümü tedavi imkanlarından uzak bölgelerde yaşayan insanlarmış.
Durum böyleyken tabii ki tedbirler alınsın, salgını hafife almayalım ama 'Kötü haber satar' diye olayı abartmaya da gerek yok.

HANİ KAPİTALİZMİN SONU GELDİYDİ?
Başbakan grup toplantısında dile getirdiği şikayetinde haklı. Ekonomik kriz hakkında da medyanın tavrı, grip salgınında ortaya koyduğu tavra benziyor.
Hatırlayın; krizin başlarında Amerika'dan daima felaket haberleri geliyordu. Bu kriz sözde 1930 depresyonuna benzeyen bir ekonomik çöküştü. (Bunun palavra olduğu ortaya çıktı.)
Bu kriz kapitalizmin bile sonu olabilirdi. (Bu yorumlara inanan zavallı sıradan Amerikalılar hayattaki hiçbir derin fikri tam anlayamadıklarından zavallı Obama'yı komünist filan sanmaya başladılar ve onun 'Marksizmi'ni (Düşünsenize 'Marksist Obama' lafını, resmen oksimoron bu) protesto etmek için gösteriler filan düzenliyorlar. Bu protestoları da Cumhuriyetçi sağ ideolojiyi benimsemiş olan FOX televizyonu organize ediyor.
Gayet tabii bütün bunlar katiyen ciddiye alınacak şeyler değil. Ama o ortamda sağ ideolojinin hakim olduğu medyada haberler ve yorumlar son derece eğlenceli olmuş durumda. Murdoch'un sahip olduğu FOX televizyonu sistemin merkez televizyon kanalına (NBC, CBS gibi) adeta cihat açmış halde saldırıyor da saldırıyor.
Ama bildiğiniz gibi kapitalizmin öldüğü filan yok. Hatta bu krizi çıkartıp dünyanın başına da bela eden ülke Amerika, krizden de ilk çıkan oluyor şu aralar. Bu krizden kapitalizmin daha güçlenerek çıkacağını söylemek mümkün.
Bu arada tüm bu gelişmelerin tek olumlu yanı, bazı insanların artık moda olan Marx'ın kitaplarını okumaya başlamaları. Çoğu okuduğunu gayet tabii ki anlamıyor ama olsun yine kafalarında en azından bir nosyon olur diye umuyorum ben.
Zaten Marx'ı krizden önce okumuş olsalardı, kapitalizmin kendi zayıf yanlarını tasfiye etmek için periyodik olarak krize girmesinin son derece normal olduğunu da öğrenmiş olurlardı.
Şimdi krizden çıkma sürecine girdik ve bir süre sonra da hızla büyümeye başlayacağız. Sonra da 7 ila 10 yıl içine bir yeni kriz daha olacak ve hayat öyle sürüp gidecek işte...

TÜRK MEDYASI FELAKET TELLALIDIR
Türk medyası felaket tellalıdır. Olumlu gelişmeleri hep küçük görür ve olayın sadece kötü yanlarına konsantre olur.
Okuyucu da bunu talep eder maalesef. Bir tür mazoşizm bu. Bir asker şehit olur televizyon kanalı şehidin cenazesinde ağlayan çocuğunun görünümünü verir dakikalarca. Bunun haber olan ne yanı var anlamıyorum. Babasının ölümüne ağlayan bir çocuk neden haber olsun ki?.. Bu son derece rutin bir şey, ama izleyicinin arabesk zihni böyle şeylere bayılıyor. Haberi de diziler gibi ağlamak için seyrediyor.
Yeri gelmişken Star Haber ile ilgili birkaç laf etmek zorundayım.

STAR HABER'İ REYTİNG BİRİNCİLİĞİ MAHVEDECEK
Hıncal Uluç bir süre önce yazdıydı. Bir gün Enis Batur kendisini arayarak bir daha hiçbir kitabı hakkında köşesinde yazı yazmamasını istemiş. Hıncal da 'Neden?' demiş. Gelen cevap şu: Çünkü sen yazınca kitabın satışları artıyor. Benim için olabilecek en kötü gelişme kitabımın çok satanlar listesine girmesidir.
Gayet haklı bir tavır. Dünyada çok satanlar listelerinde bulunan kitapların çoğunun zeka seviyelerinin çok düşük olduğunu bilen bir insan olarak Enis Batur'un kaygısını tamamen anlıyorum...
Star televizyonunun ana haber bülteni de reyting birincisi olmanın getirebileceği tüm felaketlerden nasibini almış gibi gözüküyor.
Notlarım arasında yer alan birkaç haberi söyleyeyim size: Azeri kadınlar Türkiye'ye gelmiş. Hepsi de ülkelerinden bir parça toprak getirmiş. Bunları toplayıp bir kutuya koyup Uğur Dündar'a hediye etmişler. O da ana haber de ekrana dönüp bu kutsal hediyeyi stüdyonun en kıymetli yerine koyacaklarını (Bu da ne demekse, o kutu şimdi nerede duruyor! Bunu bilmek halkımızın hakkıdır. Ben de halkın çıkarlarının savunucusu bir araştırmacı gazeteci olarak bu esrarı çözeceğim, işin peşine düşeceğim, söz veriyorum) söylüyor ve kutuyu öpüp alnına götürüyor.
Sadece anlamsız olmakla kalmıyor bu, ayrıca basitlik de, yakışmıyor arkadaşlara. Bir başka habere geçelim. 'Uçan Şahin' adı verilen ve televizyon haberlerinin hepsinde roketini ateşlerken görünümünün defalarca yayınlandığı savaş uçağımız (Ali Kırca da çok seviyor bir operasyonu anlatırken sürekli roket atan uçak görüntüsü verdirmeye) düşmüş, pilotu da şehit olmuş.
Ankara'da şehidin cenazesi kalkacak. Kameraman caminin üstünde bir 'Şahin'in uçtuğunu çekmiş. Ekranda dakikalarca ekranda bu gösteriliyor. Hamaset edebiyatı yapılıyor. 'Uçan Şahin'in pilotunu bir şahin yolcu ediyor.'
Türk filmi lezzetinde bir olay bu.
Uğur Dündar çok iyi bir gazetecidir. Haber saatinin yönetmeni Yılmaz Özdil de içinde zeka olan güzel yazılar yazıyor. Ama popülizme de bayılıyor. Ayarını iyi yaptığı zaman dayanabiliyorsunuz buna. Televizyonda ise ayarı sıkça kaçırıyor.
O zaman da, o yaptırdığı habere bayılıyor olabilir ama sizi de bayabiliyor.
Reyting çok önemlidir tabii ki fakat alınması çok zor olan bir şey de değildir.
Halkın en dipteki, en müptezel duygularını sömürürsünüz, alırsınız reytingi olur biter.
Yazıda da aynı şey geçerlidir. Kaba milliyetçi vıcık duygularla dolu kan ve gözyaşı damlayan yazılar yazarsınız, çok okunursunuz. Ama uzun dönemde ikisinin de değeri yok. İki durumda da kaliteli izleyici/okuyucu kaybedilir.
Bu nedenle dönüşü olamayacak noktaya varmalarından önce uyarayım arkadaşları dedim.

AIDS DAMPİNGİNDEN YARARLANAN TÜRKLER!
Bazen basınımız işe yarar şeyler de yapıyor. Popülizm dangalaklığından kurtulduğu an, halkımızda ciddi bir geri zekalılık olduğunu da ortaya çıkaran haberler yapıyor.
Dün bizim gazetede, benim köşenin yanında AIDS olduğunu deklare edip ücretinde bu nedenle indirim yapan 2 fahişe ile 35 erkeğin indirimden yararlanmak için yattıkları haberi vardı. (Yılmaz Özdil zekasına çok uyan bir haber bu. İsterse bu absürd malzemeden harikalar yaratabilir.)
Bu sadece rutin erkek dangalaklığı ile açıklanabilecek bir şey değil. İçinde mili bazı dangalaklıklar da var bunun.
Kendi kendisine, kendi fiziksel varlığına bu kadar barbarca davranabilen insanların var olduğu bir coğrafyada, medeni insanların sadece bir anlaşmazlık olarak geçiştirebileceği bir olayda tam 44 kişinin öldürülmesi beni şaşırtmıyor hiç.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3